Full German Officers Name in Ottoman Army..

Discussions on the final era of the Ottoman Empire, from the Young Turk Revolution of 1908 until the Treaty of Lausanne in 1923.
User avatar
Chavusch
Member
Posts: 81
Joined: 25 Aug 2006 16:30
Location: Walnut CA USA

Full German Officers Name in Ottoman Army..

Post by Chavusch » 31 Aug 2006 12:56

Warnung!!!l Turkish Only


Dr.Mete Soytürk
Kaiserslautern-Almanya
18.Mart 2005

"Çanakkale savaşlarında yaşamlarını yitirenlerin anısına"
6 yıl önce sorduğum bir soruya hiç bir kimse net bir yanıt veremeyince bir araştırma sonucu aşağıdaki yazıyı hazırladım. Bir göz hekimi olarak, geçen yüzyılın başında ülkemize gelmiş göz hekimlerini bulmak ve yayınladıkları makaleler hakkında bir bildiri sunmak isterken, konu konuyu açtı ve birinci dünya savaşına geldi. Bu arada her zaman sorduğum ve pek çok kimsenin pek yanıt veremediği, Almanlarla birlikte çarpıştık diyerek yuvarlak bir şekilde geçilen ve belleklerden kaybolan bir konuyu, bir çok kaynaktan taradım. Şunu da ifade etmek isterim ki, incelediğim kaynaklar yanlızca yayınlanmış kitaplar ve dergilerdir. Konuyla ilgili, askeri arşivlerlede(aslında tarihçilerin araştırmaları gereken yerler buralarıdır) çok daha fazla ayrıntılı bilgi olması gerekir. Önce göz hekimleri, sonra hekim subaylar, sonra diğer subaylar, Çanakkale savaşları, Ermeni olayları derken çalışmanın boyutu da değişti ve birinci dünya savaşının tamamı konu haline geldi. İlginçtir nedense ne Alman ne de Türk tarihçiler konunun benim incelediğim, bu boyutunu incelemişler. Ad vererek, yer vererek konuyu somut bir hale getirdim. Uzun bir yazı oldu ama ilk kez Almanya'da Haftalık yayınlanan Dünya-Hafta gazetesinde dizi olarak 2001 yılında yayınlandı. Ayrıca Hamburg Atatürkçü Düşünce Derneğinin "29 Ekim " adlı dergisinin Haziran 2002 sayısında da yer aldı. Bu konu belki , hazırlanacak bir belgesel filmin konusu da olabilir. Çünkü gerçekler ve yalanlar savaş sırasında bilinçli olarak propaganda amaçlı karıştırıldığı için "Savaşın İlk Kurbanı Daima Gerçektir".
Tarihin tekrarlandığından ve insanların ders almadıklarından yola çıkarak, benzer savaşların ve acıların gelecekte de tekrarlanabileceği varsayılabilir. Bu durumda aşağıdaki yazıdan günümüzün olayları ve gelecekte olabilecekler konusunda bağlantı kurmak, o zaman tasarlananlarla günümüzde olanları sürekli karşılaştırarak okumak mümkün. Geleceğin bilinçli bir şekilde yaratılması ancak geçmişin çok iyi biçimde bilinmesi ile olacaktır.
Konunun güncelliği nedeniyle, bu makalenin son edindiğim bilgiler ışığındaki genişletilmiş son şekli aşağıda. Genel bir çerçeve çizdiğim bu yazıdaki maddeler ise ayrıca hazırlananan makalelerin konularıdır. Bu nedenle bundan sonraki makalelerimin bir anlam kazanabilmesi için bu yazıyı bir ön bilgi olarak kabul etmek gerekmektedir.
Dr.Mete Soytürk
Kaiserslautern-Almanya
18.Mart 2005
"FİL BİLİMİNE GİRİŞ"
ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 90. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN 29 EKİM 1914
1. DÜNYA HARBİNE GİRİŞİ
ALMANYA VE AVUSTURYA-MACARİSTAN İLE İTTİFAKI
SAVAŞ ÖNCESİ DÜNYANIN DURUMU
DÜŞMAN KARDEŞLERİN KURTLAR SOFRASI
1.Dünya Savaşının çıkmasının nedeni Avrupa'daki 5 ülkenin, Avusturya-Macaristan, Fransa, Almanya, İngiltere ve Rusya'nın üst düzey yöneticileri arasında gittikçe artan rekabettir. Bu rekabet şu alanlarda kendini göstermiştir.
A. Ekonomik olarak hızla gelişip daha fazla pazarı ele geçirmek,
B. Daha çok ülkeyi kendi sömürge yönetimi altına almak,
C. Çok yakın bir zamanda Osmanlı imparatorluğu parçalandığında, kim ne pay alacak kavgası
D. Hem bu amaçla hem de askeri prestij amacıyla yoğun bir silahlanma yarışına girişmek.
Bu durumu "Düşman kardeşlerin kurtlar sofrası" olarak adlandırabiliriz. Düşman kardeşler, çünkü, Almanya, İngiltere, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya kralları birbirlerine kız ve damat vererek akraba haline gelmişlerdir. Kurtlar sofrası, çünkü sömürülecek bölgeleri önce kardeş kardeş aralarında paylaşabiliyorlar, ortak hareket ediyorlar, anlaşamadıkları zaman da birbirlerini yiyebiliyorlar. Bugün için de durum pek farklı değil, yalnız ek olarak Amerika artık başoyuncu olmuştur.
Bu ülkelerin kralları, padişahları, çarları ve imparatorları toplumlarına gerekli bu psikolojik koşulları hazırlayarak 25 Milyon kişinin ölümüne neden olacak bir dünya savaşını işte bu yüzden başlatmışlardır. 1916 yılında bir yandan Berlin'den Basra'ya, diğer yandan Polonya ve Rusya'nın büyük bir bölümünü Almanya'nın denetimine girer. 1917 yılından itibaren denizaltı savaşına hız veren Almanya , Atlantik okyanusundaki bütün gemileri haber vermeksinizin batırmaya başlar. Bunun üzerine Amerika 2 Nisan 1917' de Almanya'ya harp ilan eder, savaşa katılarak güç dengesini değiştirir. 1.Dünya savaşı Amerika'nın başarılı askeri müdahalesi ile sonuçlanır. Savaş bittiğinde Avrupadaki imparatorlukların krallıkların, çarlıkların, padişahlıkların tamamı yok olmuş, dünya güç merkezi, Avrupa'dan, Amerika yönüne kaymıştır. İmparatorluklar kaybolunca ortaya çok daha fazla sayıda dışa bağımlı, içte güçsüz ve birbirine güvensiz ülkeler ortaya çıkmış ve dengeler bozulmuştur. Ortadoğu da da kendilerine bağımsızlık vadedilen Arap ülkelerinde ise, Osmanlı imparatorluğundan bağımsızlığını kazanmış fakat diğer dış ülkelere bağımlı ve özgür olmayan Arap Krallıkları ve Arap Emirlikleri kurulmuştur.
Şimdi biraz daha gerilere giderek bazı kavramların anlamlarını ve ortaya çıkaran nedenleri konuyu daha iyi anlamak için inceleyelim.
AMERİKAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI
ULUSAL EGEMENLİK
VE
AMERİKA KITASINDAKİ GELİŞMELER
Amerika 1776 yılına kadar Ingiliz krallığının bir kolonisidir. Amerika kıtasındaki 13 İngiliz kolonisi 1776 yılında İngiltere'ye karşı bir bağımsızlık savaşı başlatırlar. Thomas Jefferson'un başkanlığında 5 kişilik bir komitenen hazırladığı bir bildiri ile, temel haklar ve insan hakları belirlenir. Örneğin İnanç, basın, toplantı özgürlükleri, kişinin şahsına, evine ve malına dokunulamayacağı gibi. Bildirgedeki çok önemli bir hak da yurttaşların kendilerini zincire bağlayıp sömüren yönetici ve hükümetlere karşı direnme ve gerektiğinde bu yönetimi alaşağı etme hakkı ve ödevinin olduğunun belirtilmesidir. Bunun üzerine İngiltere krallığının baskıcı koloni yönetimine karşı başlayan bağımsızlık savaşı sırasında Kızılderili yerli halk ve Fransızlar Amerikalı göçmenlere büyük yardımlar yaparlar. Sonunda İngilizler yenilir. 1783 yılında İngiltere bu kolonilerin bağımsızlığını kabul eder. 1787 yılında Amerikan anayasası kabul edilir. İnsan hakları, kişi hakları, ülkenin bağımsızlığı, yönetimin eşit ve özgür bireylerden oluşan bir halk tarafından seçilmesi, güçler ayrılığı(Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız oluşları), serbest piyasa, federal yönetim gibi kavramlar böylece ilk kez bir anayasaya girer. Bu anayasaya dünyada ilk kez üç güce ek olarak 4. Güç olarak basının özgürlüğü eklenir. Amerika'da bu anayasa kabul edildiği zaman, Avrupa'daki yönetimlerin tamamı mutlakiyetçi krallıklardı. Yanlız bu fikirler Avrupa'dan geliyordu. Örneğin Güçler ayrılığı prensibi John Lokes und Charles Montesquies' dan, ülke halkının eşit ve özgür bireylerden oluşması ve ülkenin krallar tarafından değil de halk tarafından yönetimi(ulusal egemenlik) fikri Jean-Jaques Rousseaus'dan serbest piyasa ekonomisi düşüncesi İngiliz Adam Smith'den gelmiştir. Buna rağmen 1789 yılında Amerika'da seçme hakkı, yalnızca belirli bir işi ve serveti olan, beyaz ırkan gelen ve erkek olan kişilere verilmişti. Bu Amerika'daki beyaz, okumuş, hiristiyan erkek erişkin nüfusunun yalnızca % 10'u demek oluyordu. Öteki insanlara pek bir hak tanınmamıştı. Örneğin Kızılderililer insan değil, hukuksuz vahşi sayıldıkları için temel hakları ve insan hakları yoktu. Bu çok önemli bir noktadır. Bunun sonucu 1790-1890 yılları arasındaki 100 yıl süre zarfında Amerika'lı beyazlar, yerli Kızılderilileri halkların neredeyse tamamını yok ederek bütün Amerikayı ele geçirir. Kızılderili yerli halk aslında işgalci beyazlara kendi ülkesinde esir olmak istemediği ve direndiği için yok edilmişlerdir. Bu insanların yerine çalıştırılmak için Afrika'dan yine bu yıllarda milyonlarca zenci esir olarak getirilecektir. Aynı şekilde zenciler de, insan değil hukuksuz vahşi sayıldıkları için temel hakları ve insan hakları yoktu. 1845 yılında ortaya atılan tez yapılanlara dayanak gösterilir. "Manifest destiny" denen bu görüşe göre "Tanrı Amerikalı seçkinlere ülkenin tamamını ve bunun da ötesinde bütün dünyayı, uygarlaştırma, demokratikleştirme ve Hristiyanlaştırma" görevi vermiştir. Sömürgeci İngilizlere bağımsızlık savaşı verip kazanan Amerika yukarıdaki misyonerlik anlayışı ile bütün Amerika'yı sömürge haline getirmiştir. Bundan sonra yine aynı anlayışla önce Meksika'ya sonrada İspanya'ya karşı savaşlarla, güney eyaletlerini, Hawai, Filipin, Guam ve Porto Riko'yu kendi topraklarına katar. Kendinde bütün Güney Amerika ülkelerine müdahele etme hakkı görür ve müdahele eder. Bu politika ülke içinde tartışmalar yol açınca, diğer ülkeleri doğrudan ve askeri güçle etkileme fikrinden kısmen vazgeçilir. Bunun yerine "Dolar yayılmacılığı" denen biz tez uygulamaya konur. Buna göre Amerika borç para vererek ve yatırım yaparak bu ülkeleri kendine ekonomik yönden bağımlı hale getirecek ve böylece siyasi etkide bulunabilecektir. Birinci Dünya savaşı sırasında Amerika Birleşik devletleri başkanlığını üstlenen Woodrow Wilson'dur. Wilson presbiteryen bir papazın oğludur ve oldukça sofu bir biçimde yetiştirilmiştir. 1917'de bir konuşmasında" Dünya'nın her tarafı demokrasinin oluşması için güvenli bir hale getirilmelidir..." der. Bu sözler yukarıda sözü edilen misyonerlik anlayışının sürdürülmesidir. Bu anlayış Amerika'nın Irak'a müdahalesinde olduğu gibi bugün de sürmektedir.
Fransız Başbakanı Georges Clemencau Amerika Başkanı Wilson için 1919 yılında şöyle diyecektir. " Bu adam(Wilson) kendini insanlığı doğru yola getirmek için dünyaya gönderilmiş ikinci İsa peygamber sanıyor." Bu nedenle Amerikan kongresi kendini Amerika kıtası dışında hiç bir antlaşmaya bağlı hissetmez ve 1920 yılında Avrupa ile yapılan Versay(Versailler) atlaşması Amerikan senatosunda kabul edilmez. 3 yıl sonra 1923 yılında Türkiye ile yapılan Lozan antlaşmasını Amerikan senatosu yine kabul etmeyecektir.
FRANSIZ DEVRİMİ VE CUMHURİYETÇİLİK
ULUSUN EGEMENLİĞİ
Devrim öncesi Fransa'da kralların egemenliğinde mutlakiyetçi bir yönetim vardı. Toplum o zamanlar diğer bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, soylular(toprak sahipleri), din adamları ve halk(Zanaatkarlar, serbest meslek sahipleri ve köylüler) olarak üç bölüme ayrılıyordu. Zenginliklerin büyük bir bölümüne sahip olan bu ilk iki gurup, halka göz açtırmıyor ve alınacak kararlarda söz hakkı vermiyordu. Temsilciler kurulunda da halkın temsilcileri diğerlerine göre az sayıdaydı. 1789 yılında kötü ürün nedeniyle açlığın artması ve Amerikan bağımsızlığını desteklerken alınan yüksek borçlanmalar ve vergiler fakirliği artırır. Kral halkın idare kurullarında daha çok sayıda temsilci göndermesine yanaşmayınca, devrim başlar. Devrimin başlamasında 1-2 yıl önce Amerika'da başardılar, biz de başarabiliriz düşüncesi etkili olmuş ve Fransa'dan gelip Amerikan bağımsızlık savaşında önemli görevler üstlenen Markiquiz de Lafayette, Fransa'da devrimin önderliğini yapmıştır.
1789 Fransız Devrimi sonrasında 1793 yılında Fransa Cumhuriyet olur. Ülkelerindeki Kralların, asillerin ve din adamlarının mutlakiyetçi yönetimine karşı çıkan insanlar, egemenliğin ulusa verildiği eşitlikçi Cumhuriyetçi bir düzen kurmayı amaçlamışlardı. Bugün bile bir çok ülkeye örnek olan şu kavramlar geçerlik kazanır. "Birlik, Ülkenin Bölünmezliği, Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik yoksa ölüm". Ulusun egemenliği kendi eline aldığı bu yeni yönetim şeklinde Amerikan anayasanın yukarıda belirtilen temel haklar ve insan hakları ve yönetim de güçler ayrılığı prensibi olduğu gibi kabul görür. Günümüzün anayasalarının temel maddeleri hala aynıdır.
Aslında Fransız generali Napolyon iktidara geldikten sonra Cumhuriyet yönetimini silah yolu ile bütün Avrupa ülkelerine getirmeyi tasarlar ve bu düşle İspanya'dan Rusya'ya kadar her yeri işgal eder, Milano, Cenova, İspanya, Hollanda, ve İsviçre'de küçük Cumhuriyetler oluşturur. Fakat diğer büyük krallıkların Napolyona karşı birleşmesi ile kısa süre sonra yenilerek sürgüne gönderilir. Fakat Cumhuriyetçi düşünceler yavaş yavaş halk arasında yavaş yavaş yayılır ve bir çok ülkede devrimci hareketler gelişir fakat devrim girişimleri Fransa dışında pek başarılı olamaz.
ULUS VE DEVLET KAVRAMLARINDAKİ DEĞİŞİMLER
Fransa'da devrimle birlikte ulus kavramı ortaya çıkar. Artık insanlar kralların , soyluların(toprak sahiplerinin) kulları değil, eşit ve özgür bireylerdir. Sivil = Yurttaş. Ulus bir devlet sınırları içinde ortak dil, ortak kültür ve ortak tarihle birbirine bağlı bir topluluktur (Staatsnation). Bu görüşle Fransız devrimcileri "Tek ulus ve Tek dil" tezi ile Fransa'da yöresel dilleri baskı altına alırlar. Almanya'da ise ulus kavramı aynı dili konuşan bireylerin topluluğu olarak gerçekleşecektir (Nationalstaat). Böylece çeşitli ulus devleti kavramları ortaya çıkar. Ulus devleti kuramı ve aynı dili konuşan toplulukların bir devlet çatısı altında toplanması fikri ve yurttaşların kedilerini zincire bağlayıp sömüren yönetici ve hükümetlere karşı direnme ve gerektiğinde bu yönetimi alaşağı etme hakkı ve ödevinin bir doğa yasası olarak algılanması, bunu gerçekleştirmek isteyen halkların kanlı boğazlaşmalarına neden olacaktır. Fakat devletler içinde yaşayan insanlar değişik kültürlere sahip olabilirler. Bu kişileren gönüllü birlikteliği ile de devletler kurulabilir. Amerika ve İsviçre'de, Türkiye, İran, Hindistan ve diğer birçok ülkede olduğu gibi olduğu gibi. Böylece devlet ulusu veya devlet vatandaşlığı kavramları oluşur. Zamanla insanların mutluluğun ve devlete bağlılığının yaşam koşullarının düzeltilmesi ve bunun içinde ekonomik üretim çalışmaların artırılmasıyla olacağı anlaşılır. Bu ise kapitalizm ve sosyalizm gibi iki karşıt fikri doğuracaktır. Sosyalizmle mal mülk edinme hakkının yok edilmesi, yine özgürlüğün yok olmasını getirmiş, kapitalizmde ise bu hakkın bazı kişilerin elinde kötüye kullanılarak büyük servetler toparlanması ve serveti olmayanların özgürlüklerinin kısıtlanması sonucunu doğurmuştur. Ama bu duruma yargı yolu ile müdahale edilebileceği için, insanlık kötüye kullanılsa bile bir hakkın olması, olmamasından iyidir yargısına ulaşmıştır. Sonuçta günümüzün modern devlet anlayışı sosyal devlet (Sozialstaat), bir çok ülkede ağırlık kazanacaktır. Sosyal devlet, anayasası ile, çıkartığı yasalar, yaptığı çalışmalarla fırsat eşitliği yaratan, zayıf ve fakirlerin özgürce yaşam, meslek edinme ve çalışma koşullarının düzeltilmesinden birinci derecede sorumlu olan, böylece bireylerin dini, etnik ve sınıfsal kimliklerinin öne çıkarmadan birlikte yaşamalarını sağlayarak, din, ırk ve sınıf çatışmalarının oluşmasına meydan vermeyerek iç barışı koruyan, böylelikle vatandaşlarının ortak refahını ve devlete bağlılığını sağlayan devlettir. Yanlız bilim ve teknik olanaklar geliştikçe, refah arttıkça, insanların bilinç düzeylerin de değiştiğinden, bugünkü anayasalara 1789 insanını bilinç düzeyinde olamayan bir çok haklar yavaş girmiştir. Bugünkü gelişmiş ülkelerin anayasalarında özürlülerin hakları, çocuk hakları, yaşlıların hakları, ve cansızların hakları( su, toprak, hava =çevre hakları) kademe kademe yerleştirilmiştir. Dolayısı ile günümüz uygarlığı ve uygar insanının bilinç düzeyi bir üst düzeye ulaşmıştır. Bu değişim daha da sürecektir. Şimdi yine tarihe dönerek devam edelim.
KÜSKÜN DEVRİMCİLERİN İHRAÇ ETTİĞİ EŞİTLİKÇİ AKIMLAR
1821 Yunan devrimi başlayınca , kendi ülkelerine Cumhuriyet devrimini getirmede başarız kalıp hayal kırıklığına uğrayan bir çok Alman, Avusturyalı, İngiliz(Lord Byron), Fransız, İsviçreli ve Amerikalı gönüllü devrimciler Yunanistan'a koşarlar. Hayallerini Yunanistan'ı Osmanlı yönetiminin despotizminden kurtararak gerçekleştirmek isterler. Yunanistan Osmanlı imparatorluğundan ayrılır. Büyük güçler 1830 yılında Yunanistan devletini Londra Protokolü ile tanırlar. Ortaya çıkmış olan ise Cumhuriyet degil, Yunanistan kralllığı olacaktır. Böylece Özgürlükçü devrimci güçler bir kez daha hayal kırıklığına uğrarken, geldikleri ülkenin tutucu yönetimlerinin oyununa düşmüş olduklarını göreceklerdir. Fransa'da 1848 yılında ikinci bir devrim olur ve 2. Cumhuriyet kurulur. Bunun ardından Avrupa'da Cumhuriyetçilik ve Hürriyetçilik akımları güçlenerek bir çok ülkede Devrim girişiminde bulunurlar.
Zamanın Psikiatristleri tarafından "Demokrasi Hastalığı" adı da verilen bu düşünce akımı ve buna inanan kişiler ve güçlerin ayaklanmaları Almanya dahil birçok Avrupa ülkesinde bastırılır. İngiltere ve Rusya kendi ülkelerinde bu güçleri ezerken, ülke dışında Balkanlar'da Cumhuriyetçi güçleri Osmanlılara karşı savaşım için özendirirler. İşin ilginç yanı balkanlarda oluşan, Osmanlı devletinden koparak bağımsız olan ve büyük güçlerce tanınan bu ülkeler, cumhuriyetler değil de krallıklardır.
SOSYAL DARWİNİZM
İngiliz Biolog Charles Darwin 1859 yılında "Türlerin Evrimi" adlı kitabını yazdığında yazdıklarının biyoloji dışında da kullanılacağını hiç düşünmemiştir. Evrim teorisi sonraki yıllarda sosyal konulara da bulaştırılmıştır. Darwin'in Evrim kuramı ve güçsüzlerin doğada yaşamaya hakkı olmadığı gibi bilim adına ileri sürdüğü görüşlerin(yanılgıları), toplumbilimlerine de uyarlanarak "Sosyal Darwinizm" olarak bilimsel bir biçime sokulması güçlülerin ekmeğine yağ sürmüştür. Aşırı milliyetçilik bir taraftan Irkçılık(Rasizm) akımını yaratırken öte yandan Yayılmacılık(Emperyalizm) akımının çıkış noktası olmuştur. Kendini herşeyden üstün hisseden ve aşırı milliyetçi bir duygu ile yetiştirilen Avrupalılar dünya üzerindeki diğer ülkelere ekonomik, politik veya askeri bir biçimde etki yapmayı veya bu ülkelere sahip olmayı kendilerine doğuştan verilmiş bir hak olarak görmüşlerdir. Bugün Darwin'in bir çok konuda haklı olmasına insanlar konusunda yanıldığı ortadadır. Günümüzün bilim adamları Darwin'in tam tersine toplum içinde karşılıklı yardımlaşmanın sürtüşmeleri azaltarak, geresiz kayıp ve çatışmaları önlediğini ortaya çıkarmışlardır. Fakat bu hatalı teorileri kendi politikalarının haklılığı için bilimsel kanıt gibi gösteren yayılmacı ve sömürgeci ülkeler ve bu görüşlere inanan halkları, karlarının artışı için acımasız bir rekabet içine girmeyi ve zayıf , güçsüz ve bilgisiz insan ve halkların sömürülmesini, hatta kökünün kurutulmasını, son derece normal bir doğa yasası gibi algılamaya başlamışlardır. Örneğin 1870'de dünyanın % 70'ı bu Avrupalı ülkelerin sömürgesi veya kontrolü altında iken, savaş öncesi 1914'de Avrupa ülkeleri dünyanın % 85'ini kontrol altına almışlardır. Bu anlayışın diğer bir örneği ise Belçika, Hollanda, Portekiz gibi küçük Avrupa ülkelerinin bile kendilerinden kat kat geniş Asya ve Afrika ve Güney Amerika ülkelerini sömürge haline getirmesidir.
Öte yandan bu akımlar Türkiye'ye pek girememiştir. Her nekadar Ziya Gökalp'le birlikte positiv bilimlere dayalı bir sosyoloji geliştirilse bile, Osmanlı aydınları ne Darvinizmi, ne Sosyal darvinizm'i ve ne de sömürgeciliği icat etmişlerdir, ne de bunları uygulamak için bilgi sahibi değildirler. Humanizmden de daha öte, müslümanlığı bütün canlılara saygı gösterip bir karıncayı, bir ağacı dahi incitmeme olarak algılayan ve böyle filozoflar yetiştiren Anadolu insanının, savaş sırasında bırakın toplu soykırım uygulamak, toplu göçettirme fikrini bile kendiliğinden akıllarına getirmesi mümkün değildir.
.
İÇERİĞİ DEĞİŞTİRİLEN EŞİTLİKÇİLİK
Yine de bu cumhuriyetçi devrimci güçleri desteği bir çok ülkede krallar gitmiş veya monarşiler zayıflamış fakat, sosyal Darwinistçi akımların etkisi ile insanlar yukarıda sözünü ettiğimiz "Eşitlik" kavramı altına "Aynı olmak-aynı ırktan gelmek, ülke içinde yaşayan insanların aynı ırktan olması" kavramını anlamaya başlamışlardır. Böylelikle bir yandan Pancermenizm, Panhelenizm(Bugün bile Yunanistan'da bu adı kullanan ve iktidar olan siyasi bir parti vardır), Panslavizm, Pantürkizm, Panislamizm gibi akımlar ortaya çıkarken, buna bağlı olarak Büyük Almanya, Büyük İtalya, Büyük Yunanistan, Büyük Sırbistan, Büyük Arnavutluk, Büyük Bulgaristan, Büyük Ermenistan, Büyük İsrail(Siyonizm), Yeni Turan(Büyük Türk ülkesi) gibi kavramlar insanları peşinden sürüklemeye başlamıştır. Bu ülkeler savaş stratejilerini de bu yönde geliştirmişler ve topyekun savaş yani ülkedeki her bireyin savaşa hazırlığı ile ya topyekun yaşama, ya da topyekun ölüm veya imha gibi görüşler ağırlık kazanmıştır. Ayrıca yukarıda sözünü ettiğin 5 büyük sömürgeci Avrupa ülkesi hem karşılıklı olarak, hem de egemenlik kurmak istedikleri bölgelerde bu ırkçı veya milliyetçi akımları destekleyerek, kendilerine bağımlı bir çok küçük ülkenin oluşması için gayret etmiş, yeni büyük güç odaklarının ortaya çıkmasını da yine aynı yöntemlerle körüklemişlerdir. Belçika'nın Fransa'dan ayrılması(1830/1831 Londra Konferansı ile Büyük güçlerin Fransayı küçültme ve zayıflatma amacıyla), Balkanlarda küçük ülkelerin oluşturulması vs.
Sonuç olarak şu gerçeği açıkca ortaya koymak mümkündür. Akılcılığın(rasyonalizm) yükselmesi, insanlarda bu dünyaya bir taraftan hükümdarlara, bir taraftandan din adamlarının kulu olmak için gelmedikleri, kendilerinin de bir takım hakları olduğu, fikrine ulaştırmıştır. Önce Amerikan kurtuluş savaşının, ardından Fransız devriminin getirdiği fikirlerle insan hak ve özgürlükleri en azından az da olsa yasal güvence altına alınmış yurttaşlık, vatandaşlık kavramları doğmuştur. Bu olguyu vatan ve yurt kavramı ile birlikte almak işlemek gerekir. Bu fikirlerin içeride kralcılara ve dışarıda diğer devletlerin varlığına karşı çıkılmadan, onların da varlıklarına saygı duyularak savunulması patriotizm(vatanseverlik, yurtseverlik) kavramını ortaya çıkarmıştır. Diğer ülkelerle siyasi, iktisadi ve askeri rekabet ise bu saygıyı azaltarak Milliyetçilik dediğimiz rekabetçi bir kavramı ortaya çıkarmıştır. (Bu düşüncem ışığında aslında Atatürk tarafından belirlenen CHP'nin 6 okundan birinin milliyetçilik değil de bana göre millicilik, vatanseverlik, yurtseverlik olması gerekir. (General Kazım Karabekir de anılarında benzer bir düşünceyi savunmuştur.) Milliyetçiliğin aşırıya vardırılması şovenizm dediğimiz kendinden başka diğer halkları aşağı gören ırkçı düşünceyi yaratmış. Bu düşünceye yukarıda da anlattığımz bilimsel bir kılıf uydurulunca, aşağı görülen kişi ve milletlerin vahşi, haksız ve hukuksuz yaratıklar olduğu ve dolayısı sömürülebileceği ve yok edilebileceği sosyal darvinizm düşüncesini yaratarak, bir taraftan Yayılmacılık ve Sömürgeciliğin önü açılırken, öte taraftan Faşizm, Nazizim gibi diktatörlüklerin oluşmasına neden olmuştur.
ALMAN BİRLİĞİ'NİN KURULMASI
Çeşitli prenslikler altında yaşayan Almanlar'ın birliği Fransızlara karşı yapılan savaş için birleşme gereğiyle ortaya çıkmıştır. En güçlü Alman devletçiği durumundaki Prusya'nın 1862 yılından beri Başbakanı olan Otto von Bismarck 1871 yılında Fransızlara karşı başarı kazanınca Alman Birliği kurulur. Almanya krallık olur, başbakanlığı yine Bismarck üstlenir. Ortaya çıkan devlet aynı dili konuşan insanların topluluğu olan bir ulus devletidir. Bismarck "Küçük Almanya" denen çözüm yolunu seçer. Avusturya'da, Tirol, İsviçre ve Çek devletinin Südet'lerinde oturan Alman halkı yeni kurulan Alman devletinin dışında bırakılmıştır. Bunun nedeni Bismarck'ın çok dilli bir İmparatorluk olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile çatışmaya girmek istememesidir.
İlginç bir nokta da Bismarck'ın, Osmanlılara yaptığı öneridir. Buna göre Türklerin çoğunlukta olmadığı toprakların bir an önce terkedilerek, imparatorluğun küçültülmesi, Anadolu'da derin ve sağlam kökleri bulunan bir ulusal devletin kurulması, böylece komşu ülke ve düşman ülke sayısının azaltılması düşüncesidir. O sıralarda Türkiye'de bulunan General Goltz tarafından da geliştirilerek Türk yetkililerine iletilen bu düşünce taraftar bulmamıştır. Bu yönden karşılaştırma yapılacak olursa Kurtuluş savaşında Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Mustafa Kemal tarafından önerilen ve kabul edilen Misaki Milli( Ulusal Antlaşma) sınırları ile Bismarck'ın görüşleri örtüşmektedir.
Bismarck 1890 yılına kadar olan Başbakanlığı sırasında Almanya'nın güçlenmesi için çalışmış ve komşu ülkelerle barış ve denge politikası izlemiş ve anlaşmalar yapmıştır. Bu politika Kayser I. Wilhelm tarafından da desteklenmiştir. Artan nüfus, hızla gelişen ekonomi fakir ve zayıf işçi kesimlerinin oluşmasına neden olmuş, gelişen sosyalizm akımları genç Alman devletine karşı tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bismarck, Sağlık , Emeklilik, ve Kaza sigortalarını yaşama geçirerek işçi kitlelerinin yaşam koşullarını düzeltmiş ve bu kişileri devlete kazandırmış ideolojik bir iç savaşı önleyerek iç barışı büyük ölçüde sağlamıştır. Görüldüğü gibi Bismarck, yurtta barış komşu ülkelerle barış için çalışmıştır. Yine aynı karşılaştırmaya burada Atatürk'le yapmak mümkün. " Yurtta barış, Dünyada barış için çalışıyoruz." 20.04.1931, seçim nedeniyle ulusa bildirgeden.
Imparator II.Wilhelm'in iktidara gelişi ile bu politika terk edilecek ve Almanya yayılmacı ve sömürgeci bir politika izleyecektir. Bu görüşü paylaşmayan Bismarck 1890 yılında görevinden istifa etmek zorunda kalır. Yeni iktidar sahipleri ise Pancermenist bir politikayla "Büyük Almanya" tasarımını gerçekleştirme peşinde koşacak ve ülkeyi bir batağa saplayacaklardır.
BARIŞÇI FETİH POLİTİKASI
Sömürgeci(fetihçi) yayılmacılığa geç başlayan Almanya bir taraftan gelişmemiş Afrika ülkelerinde tam sömürgeci kanlı bir yayılma politikası güderken, az gelişmiş Müslüman ülkelerde daha farklı dolaylı bir politika izlemiştir.
Almanların Türkiye'ye ilgisi Friederich der Große zamanında başlamış. Moltke ile sürmüş, Binbaşı von der Goltz ile askeri eğitim alanında devam etmiş, Friedrich List'in savaş ve asker gücü ile sömürgeleştirme yöntemini değil de, ekonomi ile politik etki altına yani barışçı yayılma öngörüsünün uygulama alanı içinde yer almış, Bağdat yolu tasarımı bu yönde geliştirilmiş, Kayser Wilhelm'in Filistin ziyareti ile de - Almanların hiç bir müslüman ülkesini sömürge yapmadığı vurgulanarak- doruğuna ulaşmıştır.
COLMAR VON DER GOLTZ DEVRİ
ÖĞRETMEN GOLTZ
Colmar von der Goltz 16.6.1883 tarihinden, Tifüs hastalığına yakalanarak Bağdat'ta öldüğü 19.4.1916 tarihine kadar, önce Binbaşı en son Mareşal olarak çeşitli kereler Türkiye'ye gelmiş, Abdülhamit devrinde Türk Ordu'sunda reform çalışmalarının yöneticisi olmuştur. Açılan bütün askeri okullar onun yaptığı planlarla ve eğitimle çalıştığı için geldiği günden sonra yetişen askerlerin neredeyse tamamının çok sevilen ve sayılan öğretmenidir. Özet olarak Goltz'un Türkiye'nin sorunlarından ivedi bir biçimde kurtulması için öğrencilerine öğütleri bu 33 yıllık süre içinde hep şunlar olmuştur. Aşağıda 1913 yılında Balkan savaşlarında yenilerek çıkan Türkiye için önerileri var. Çanakkale savaşlarının, Ermeni isyanı ve zorunlu göçünün 90. Yılı, ayrıca Türkiye-Avrupa birliği üyelik tartışmaları ile önümüzdeki günlerde sık sık gündeme gelecek olan Türk-Alman (askeri) ilişkilerinin tarihi ile ilgili bilgi almak isteyenlere bir ön bilgi.
- Vatan sözcüğünün yasak olduğu bu devirde askerlere sürekli vatan ve vatan aşkı kavramlarını aşılaması
• Halk devrim yapamayacak kadar bilgisiz ve cahil olduğu için, güçlü ve kararlı ve kendi içinde tutarlı, parti çekişmelerinden uzak bir siyasi iktidarın yönetimi ele alması, padişahın gücünün azaltılması
• Genç Türk hareketi Abdülhamit devrinde Fransa'da başladığı için, bir kısım Türk aydınının Fransız tipi parlamenter bir rejime yatkın olması üzerine, Türk aydınlarına ve askerlerine Almanya'ya gitmeleri ve orada kendini beğenmişlik yerine güvenilirlik, parti çekişmeleri yerine vatanseverlik kavramlarının benimsemeleri ve askerlerin politikadan uzak tutulması.
• Güney'de Yemen'den, Trablusgarb'a kadar, Batı'da Arnavutluk, Bosna ve Girit'e kadar uzanan ülkenin, küçültülerek çekirdek Türkiye'nin kurulması, ülkenin savunma cephesinin küçültülerek kolaylaştırılması. Goltz'un önerdiği sınırlar Şam'da dahil olmak üzere, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıdır.
• Bırakılan veya bırakılmak zorunda kalan ülkelerden gelen Türk ve müslüman göçmenlerin ülkenin her yanına gönderilerek savaşlar nedeniyle Anadoluda azalan müslüman nüfusun çoğaltılması. Önceki göçlerde yapılan yanlışlıkların yapılmaması, yani 19. Yüzyılın ortalarında Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan sürülerek göçmek zorunda kalan müslüman halkların Anadolu'ya gelmeleri sırasında olduğu gibi (Balkan müslümanlarının, Çeçenlerin ve Çerkezlerin) büyük bir bölümünün yollarda bakımsızlık ve hastalıklardan ölümlerine engel olacak tedbirlerin alınması. Bu nedenle göç işleminin önceden planlı olarak yapılması. Böylece Anadolu'nun iç kolonizasyonunun(Türkleştirilmesinin) sağlanması.
• Başkentin de orta bir yere getirilerek, Anadoluya hakim bir yere kurulması ve böylece İstanbul kentinin güzelliği nedeniyle rehavet içine girip çalışmayan devlet mekanizmasının daha iyi işler duruma getirilmesi: Başkent önerisi olarak getirdiği şehirler, Konya veya Kayseri.
• İslam birliği üzerinde çalışılması, eğer Araplarla böyle bir birlik sağlanabilirse, Başkentin Şam'a taşınması.
• Avrupa'nın söz sahibi ülkelerinden biri olma fikri bırakılarak, bölgede İslam ülkelerinin önderi olma yolunda çaba harcanmalıdır.
Balkan savaşları yenilgisi üzerine yazdığı son kitabında, yukarıdaki öneriler dışında Türkiye için şu dersi çıkarmıştır. " Bir çok iniş ve çıkışa rağmen, Türkiye'nin despotik bir rejimden(Aldülhamit), özgürlükçü bir yönetim biçimine(Meşrutiyet) geçmesi övgüye değer bir şeydir. Geçmişteki yılların sürekli savaşlarla geçmesi nedeniyle, Osmanlı aydınları bundan sonra büyük bir özleyişle, özgürlükçü rejimin oturması için en azından 10 yıllık bir barış süresini diliyorlardı. Ayrıca liberal Avrupa'nın Türkiye'deki bu gelişmelere, olumlu bir karşılık vereceği düşüncesi hakimdi. Fakat bu ne yazık ki ağır bir yanılgı idi. Devlet demek, erdemlerin geliştirileceği bir akademi demek değildir, güç demektir, kuvvet demektir. Başka bir ülkeden bir iyilik veya bir lütuf beklentisi söz konusu olamaz, çünkü ikili ilişkilerde çıkarlar söz konusudur. Bir devletin komşusunun zayıflığından faydalanmaması, ancak bu komşu ülkede çıkarına bir şey olmaması durumunda olur. Böyle bir durum insan ilişkilerinde, bireyler arasında güzel bir erdem sayılmazsa da, devletlerarası politikada olağan bir durumdur. Balkan ülkeleri güçlenebilmek için uzunca bir barış süresi yaşadılar. Birbirleri ile anlaştıktan sonra Türkiye'nin zayıf anını yakaladıkları bir anda hemen vurdular. Bu onların en doğal hakkı idi. Ortaya çıkan bu durum ise, Devletlerarası ilişkileri, karşılıklı olarak ülkelerin birbirlerinin haklarına ve hukuklarına saygı olarak algılayan barış aşıklılarına bir uyarıdır. Çünkü ortaya ciddi bir sorun çıktığında her devlet bu hukuku kendine özgü yorumlayacağı için, bu hukuk işe yaramayacaktır.(Hukuk devleti ilkesi ülke içinde bireylerin hukuku için geçerlidir, devletlerarası değil.) Diğer ülkelerden adalet beklemek ve adil bir muamele görmek istiyorsanız, bunun tek bir yolu vardır. O da güçlü olmaktır. İşte küçülmüş Osmanlı İmparatorluğunun geçmişteki acı olaylardan alması gereken dersler bunlardır.
Meraşal Goltz'un bu önerilerinin büyük bir çoğunluğu, Türkiye Cumhuritinin kuruluş felsefesine çok yakındır. Atatürk hiç bir zaman Avrupalı olacağız dememiş, çağdaş uygarlıktan bahsetmiştir. Ayrıca yukarıda yazılı sözleri Avrupa birliği ile yapılan müzakerelerin(sürdürülmek isteniyorsa)nasıl yapılması yolunda da bir uyarıdır. Çünkü onemli olan devletin yani hükümet ve kamu görevlilerinin ana amacı ülkenin güçlü olması(sağlığıyla, ekonomisi ile, bilgi kaynakları ile) için çalışmaktır. Bir çok köşe yazarının belirttiği gibi şerefli bir üyelik beklemek değildir. Çünkü böyle bir beklenti tamamen bir yanılgıdır.
İlk olarak Goltz tarafından önerilen bu kendi kendinden vazgeçerek küçülüp, iyileşme reçetesi, daha sonra Türkiye'ye gelen Alman Albay von Dienst, Alman yayılmacıları Paul Rohrbach ve Dr. Ernst Jäckh tarafından da aynen önerilecektir. Fakat onların amaçları ve beklentileri aşağıda göreceğimiz gibi daha farklıydı.
GENÇ TÜRKLER DEVRİMİ
Avrupa ve Amerika'da bu gelişmeler olurken, Osmanlı ülkesinde yanlızca bazı reform hareketleri yapılabilmiştir. Önce Sultan Mahmut 1808-1839, sonra da Sultan Abdülmecit 1839-1861 yılları arasında özellikle Fransa'daki merkezi devlet yönetimi örnek alarak çalışmalar yapmış, fakat Avrupa'da zamanın düşüncesine göre kişi hakları, insan hakları (yalnızca mal varlığı ve mesleği olan olan erkekler için) düşünceleri tam olarak uygulamaya geçirilememiş, dinsel guruplar arasında ayrıcalıklar sürmüş eşitlik oluşamamıştır. Meşrutiyet'le birlikte Millet Meclisi(halk tarafından seçilenlerden oluşur), Ayan meclisi(İleri gelenler, Lordlar kamarası veya Senato gibi atananlardan oluşur) kurulursa da II.Abdülhamit'in baskıcı yönetimi sırasında 1876-1909 bu meclislerin çalışmaları askıya alınır. Bireylerin( erişkin erkeklerin) eşitliğine dayalı vatandaşlık, kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili gelişmeler ancak genç Türk hareketinin bir askeri devrimle 1908'de iktidara gelmesiyle gerçekleşebilecektir. Böylece ortaya imparatorluğun her yerinde geçerli olacak Osmanlı vatandaşlığı kimliği öne çıkmıştır. Fakat bu özgürlükler ortamı içinde dahi, ülke içinde dış devletlerce kışkırtılan karışıklıklar sürünce ve hemen akabinde çıkan Balkan savaşları yalnızca Osmanlı vatandaşı olmanın insanları birlikte tutmaya yetmediğini göstermiş ve hemen ardından gelen I.Dünya savaşı ülke içindeki barışı daha da bozmuştur.
Alman İmparatoru II.Wilhelm'e göre 1908 Türk devrimini yapanlar arasında yurt dışında yaşayan "Genç Türkler" adı ile anılan Fransız Cumhuriyetçiliğine ve İngiliz Liberalizmine yatkın bir grup varsa da devrimi gerçekleştiren silahlı güçler Anadolu'da Alman etkisi ile yetişmiş Anadolu'lu subaylardır.(Alman Subaylar). Öte yandan devrimin hemen sonrasında Dost ve müttefik Avusturya'lıların Bosna'yı ilhak etmesi, Genç Türkleri hayal kırıklığına uğratır. 1909 yılı 31 Mart olayları ile başlayan gerici karşı devrimin(İngilizlerin kışkırtığı iddia edilmektedir) yine askerlerce bastırılmasından sonra Gençtürk devriminin Fransız ve İngiliz taraftarı sivil gurubu Sadrazam Kamil Paşa ile birlikte devre dışı bırakılır ve Alman eğitimi görmüş kişiler kamu ve askeri görevlere atanır. 1909 yılında Enver Paşa Askeri Ataşe olarak Kurmay yarbay rütbesi ile 27 yaşında Berlin'e gider. Almanya'da bulunduğu sürece Enver'e II.Wilhelm rütbesinden fazla ilgi gösterir, baş köşede ağırlar, generallerle tanıştırır ve bir süre sonra da devletin başına geçince kendisine her yardımı yapacağı vaadinde bulunur. Nasıl da bildiyse, gerçekten de 4 yıl sonra Enver ve arkadaşları 23 Ocak 1913'da kanlı bir darbe ile iktidarı ele geçirecekler ve Yarbay olan Enver'de Generalliğe terfi ettirilerek Savaş bakanı olacaktır. Gazeteci ve Tarihçi Cemal Kutay "Talat Paşa'nın gurbet hatıraları adlı" kitabında, Enver Paşa'nın Ernst Jäckh'in önerisi üzerine Ludendorff'a önerildiği ve askeri Ataşelik yaparken Almanlar için kazanıldığını yazmaktadır. Bunun üzerine Dünya savaşı sırasında da olağanüstü yetkilerle Başkomutan yardımcısı ilan edilerek, ipleri eline alacaktır.Yine bu dönemde Alman subaylar Türk subaylarını eğitmek ve ordulara komuta etmek amacıyla İstanbul'a geleceklerdir.
OSMANLI ÜLKESİNDE ALMAN GÖÇMENLER
1890 yılında kurulan Pancermen birliği(Alldeutsche Verband) ise genişleme yanlısıdır ve 10 yıl boyunca, hızla artan Almanya'nın nüfus fazlasının göçmen olarak Ukrayna, Anadolu ve Mezopotamya'ya yerleştirilmesi propagandasına başlatırlar. Bu propagandayı yapanlar arasında Prof.Dr. A. Spreger, Dr.Karl Kraeger, Wilhelm Pressel, Alois Edler von Südenhorst, Paul de Lagardes gibi pancermenisler bulunmaktadır. Bu kişilerin ve kendilerinden önce Wilhem Roscher, Friedrich List, Lasalle, Rodbertus ve Lorey Beaulieu'in görüşleri aslında Türkiyenin parçalanması durumunda aslan payını Almanya'nın kapmasıdır.
Savaş öncesi daha 1910' lu yıllardan beri bir Türk -Alman-Avusturya birleşikliği tasarlanmıştır. Bu tasarının mimarları arasında Davis Trietsch, General Imhoff, Hugo Grothe, General Ernst Jäckh, Paul Rohrbach, Arthur von Gwinner ( Deutsche Bank direktörü), Karl Helfferich(Deutshe Bank İstanbul temsilcisi) ve Georg von Siemens bulunmaktadır. Ayrıca başta yiyecek olarak buğday ve giysiler için pamuk gereksiniminin Türkiye'den karşılanması için bir kaç yıl içinde Konya ve Mezopotamya havzasındaki 22 Milyon hektarlık arazinin sulu tarıma açılması ve ortaya çıkacak nakliye sorunu için Bağdat demiryolunun yapılması hedeflenir. Ayrıca Rusya'da kötü muamele gören Dış-Almanların (Russlandsdeutsche) başta Bağdat Demiryolu etrafına olmak üzere bütün Anadoluya göç ettirilerek, buralara yerleştirilmesi planlanmaktadır. Osmanlı ülkesinde o zamanlar az sayıda Alman asıllı Hristiyan Templer mezhebine mensup göçmenler gelip özellikle Filistin'e yerleşmişlerdir. Filistindeki bu Almanların sayısı 1914 yılı başında 2200'ü bulmaktadır. Bunun dışında Türk sınırı dışında Gürcistan ve Azerbeycan'a yine benzer mezhep üyesi bir çok hristiyan Alman 19. Yüzyılın başlarından beri yerleşmeye başlamışlardır. Kafkasya'daki göçmenlerin sayısı 1.dünya savaşının bitiminde 12.000'i bulur. Ekonominin ve sağlık hizmetlerinin gelişmesi ile hızla artan Alman nüfusunun Anadolu'ya göç ettirilmesi savaşın başında Türk genel Kurmayın'da konuşulmaktadır. Kazım Karabekir'in anılarından Enver Paşanın kafasının Almanlarca çelindiği ve bu konuda ikna edildiği anlaşılıyor. Kendisini ikna edenin muhtemelen seferberlik sırasında bir süre Türk genel kurmayının harekat dairesi başkanlığını yapan ve sürekli Enver'in yanında bulunan,Yarbay Kress von Kressenstein olması gerek. Kazım Karabekir'e göre bütün bu planlar Ruslar karşısında Türk yenilgisi ve Alman galibiyeti hesaplarına göre yapılmıştır. Fakat Bolşevik sonrası Ruslar Doğu Anadolu'yu boşaltınca Türkler bir ileri harekatla Baku'ya kadar ilerlerler. Bu ise Almanların zengin Baku petrollerinin kendilerince elde edilmesi planına aykırıdır. 1918 yılında Kafkasya harekatına girişen Almanlar Gürcistan'a giden birliklerin başına muhtemelen yukarıdaki nedenle Yarbay Kress'i getirir. Yarbay Kress Türklerle Baku meselesinde tartışıp, başarılı olamayınca, Ludendorff, Türklere savaş öncesi Türk hedefi olarak gösterilen, Kırım'da bir Türk-Tatar Devleti kurulması fikrinden vazgeçer. Ludendorff burada bir Kırım Alman Devleti kurulmasını buraya Rusya'da yaşayan Almanların(Ruslandsdeutsche) yerleştirilmesi kesin kararını verir. Savaş Alman yenilgisi ile sonuçlandığı için bu planlar uygulanamaz. Yarbay Kress ise savaşın bitmesinden hemen sonra bile, yazdığı makalelerle Kafkasya'ya Alman göçmenlerin gönderilmesi fikrini savunur.
BERLİN- BAĞDAT DEMİRYOLU
Bu demiryolunun yapılması barışçı fetih politikasının ilk zaferi olduğu gibi, 1.Dünya savaşının en önemli nedenlerinden biridir. Çünkü bir taraftan Çarlık Rusyasında yaşayan halklar arasında Pantürkizm ve Panislamizm propagandası, öte yandan İngiliz denetimi altındaki Mısır ve Hindistan'da yine Panislamizm propagandası Almanya tarafından kışkırtılmış, Bağdat demiryolu yapılarak Alman generallerinin etkisinde 1 Milyon kişilik Osmanlı ordusunun Rusya ve Orta Asya'ya ayrıca İran üzerinden Hindistan ve Mısır'a yönlendirileceği ve saldıracağı korkusu şişirilerek yaratılmıştır. Alman basını "Yeni Dünyaya(Amerika) değil Mezopotamya'ya" diye başlık atıp göçmenlere yol gösterecektir. Bu arada ilk Alman(yahudi) kolonileri Hayfa,, Yafa ve Küdüs'te kurulur. Bu propagandalar, Osmanlı hükümetlerini rahatsız edince, 1900'de durdurulur. Buna rağmen 1905 yılında kurulan Alman-Levanten Pamuk şirketi, Çukurova'da büyük toprakları kapatarak buralara Alman göçmen getirmeyi tasarlamaktadır. Ayrıca Türkiye'den madenlerin ve Basra'daki petrolün taşınması gerekecektir. Türkiye pazarına ise Almanya kendi sanayi mamüllerini satacaktır. O zamanki Türkiye'nin ekonomik gücü, tüketim gücü, ulaşım olanakları ve yetişmiş insan gücü düşünülürse bunun biraz hayalci bir tasarı olduğu ve düşünüldüğü gibi hızlı gerçekleşme şansı olmadığı ancak savaş sırasındaki imkansızlıklar ile anlaşılacaktır.( O zamanki Almanya-Türkiye arasındaki ticaret hacmi, Alman ticaretinin yanlızca % 1'i düzeyindeydi.)
ORTA AVRUPA BİRLİĞİ
Öte yandan Deutsche Bank'ın ideologlarından Friedrich Naumann "Orta Avrupa -Ön Asya Askeri Ekonomik birliği"nin temel noktalarını belirliyordu. Bu görüşe göre Almanya, Avusturya-Macaristan- Doğu Avrupa, Baltık ülkeleri, Polonya, Ukrayna ve Türkiye bir topluluk oluşturacaklardı.
SAVAŞ ÖNCESİ ALMAN ASKERİ YARDIM HEYETİ
Bu bilgilerin ışığında İttihatçıların (çoğu Alman tesirinde yetişmiş ve Almanya'da bulunmuş) bir darbe ile iktidarı aldıkları 1913'den itibaren Alman'ların etkisi Osmanlı ekonomi ve politikasında hızla artar. General Otto Liman von Sanders'in Türkiye'ye 1913 yılında gelişi diplomatik bir krize neden olur. " Liman von Sanders krizi" adı verilen bu uluslararası kriz, generalin İstanbul'da 1913 yılında 1. Ordu komutanlığına atanması ile ortaya çıkar. Gelen askeri heyete Osmanlı ordularının bütün kilit noktalarına etki etme ve idare etme yetkisi verilmiştir. Rusya, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının kapanacağı endişesine kapılır. Bu atamayı protesto eder. Diplomatik ve askeri yaptırımlar tehtidinde bulunur. Fransa ve İngiltere de konuya taraf olurlar. Sonunda kriz, Generalin Osmanlı orduları Başmüfettişliğine atanması ile hallolur. Alman general savaş başladıktan sonra İzmir dahil bütün Ege'yi da kapsayan geniş bir bölgenin 5. Ordu komutanlığına getirilir.
2 Agustos 1914 itibarı ile Alman Askeri heyetinin adları ve görevleri şöyledir.
Nr. Rütbesi Soyadı, ünvanı Barış görevi Sahra görevi
1. Mareşal Otto Liman von Sanders Alman Askeri Heyeti Başkanı 1. Ordu komutanı
2. Korgeneral Bronsart von Schellendorf Genelkurmay 1.Kurmay Başkanı Genelkurmay KurmayBaşkanı
3. General Posseldt Ağır Topçu Birlikleri Başmüfettişi Erzurum'da komutan
4. General Erich Weber İstihkam Birlikleri Başmüfettişi Çanakkale'de komutan
5. Albay Ulrich Back Askeri okullar Başmüfettişi Çanakkale'de komutan
6. Albay Trommer 10. Tümen komutanı 10. Tümen komutanı
7. Albay Weidtmann Halep Ordu depoları Kurmay subayı Yedeklik dairesi Başkanı
8. Albay Albert Heuck 13. Tümen komutanı 13. Tümen komutanı
9. Albay Eduard von Sodenstern Piyade atış okulu komutanı Çanakkale'de 5. Tümen komutanı
10.Albay August Nikolai 3. Tümen komutanı 2.Kolordu komutanı, 4.Ordu Müfettişi
11.Albay von Frankenberg und Proschlitz 1. Ordu Kurmay Başkanı 2. Ordu kurmay Başkanı
12.Albay Hans Kannengiesser Savaş bakanlığı Ordular ŞubesindeBölüm Başkanı
13.Albay Bischof Malzeme nakliye birlikleri Başmüfettişi Genelkurmay karargahı
14.Yarbay von Legat Askeri Akademiler Başkanı 5. Ordu Kurmay Başkanı
15.Yarbay Schlee Sahra Topçu Birlikleri Başmüfettişi
16.Yarbay Wehrle Ağır Topçu atış okulu Komutanı Çanakkale'de Topçu birlikleri komutanı
17.Yarbay Friedrich Kress von Kressenstein Savaş Bak.Ordular Dairesi Başkanı 2.8.1914-21.9.1914
Genelkurm.Harekat dairesi Başkanı
18.Yarbay Potschernik Ordular Ulaşım işleri Başmüfettişi
19.Yarbay Stange (1) İstanbul'da Piyade Alay komutanı İstanbul'da yedekbirliklerin Müfetttişi.
20.Yarbay von Hopffgarten Süvari birlikleri Başmüfettişi İstihbarat Subayı
21.Yarbay Perrinet von Thauvenay Genel Kurmay 2. Şube(İstihbarat) Başkanı 2. Kolordu Kurmay Başkanı
22.Yarbay Albrecht Halep'te 6. Kolordu Kurmay Başkanı Çanakkale'de komutan
23.Yarbay Otto von Feldmann Gen.Kur.Sınıraaskeri Yığınak Dairesi Baş. Gen.Kur.3. Şube(Harekat)Başkanı
24.Yarbay Felix Guse Sivas'ta 10. Kolordu Kurmay Başkanı Erzurum'da 3. Ordu Kurmay Başkanı
25.Yarbay Lauffer Suvari Subayları binicilik okulu Komutanı Filistin'de İstihbarat Subayı
26.Yarbay Kirsten Sivas'ta 1. Süvari Alayı Komutanı Bağımsız süvari tugayının Komutanı
27.Yarbay Böttrich Genel Kurmay 4. (Demiryolu)Şube Başkanı Gen.Kur.Sahra Demiryolu Dairesi Başkanı
28.Binbaşı von Frese Harp Akademilerinde Öğretmen 1. Ordu karargahında subay
29.Binbaşı Rabe Edirne'de 15. Piyade Alayı komutanı İstanbul'da Tümen komutanı
30.Binbaşı Binhold 3. Sahra topçu Alayı Komutanı Çanakkale'de komutan, Topçu okulu komutanı
31.Binbaşı Wilhelmi Ağır Topçu Tabur Komutanı Çanakkale'de(1.Ordu) ve Irak'ta ağır Top Tabur. Kom.
32.Binbaşı Stange (2) Edirne'de Topçu Subayı Lazistan Çete Birlikleri Komutanı
sonra Çanakkale'de General Weber Komutası altında, en son Topçu piyade atiş okulu komutanı
33.Binbaşı Vonberg Sivasta'da 30. Sahra Topçu Alayı Komutanı
34.Binbaşı Schierholz Kurmay Subay okulunda Öğretmen 9. Piyade Alayı Komutanı
35.Binbaşı Otto Welsch Süvari Subayı, Binicilik okulu Öğretmeni Filistin'de Süvari Tugayı Karargah Subayı
36.Binbaşı Franz Carl Endres Genelkurmay 1. Şube Başkanlığında
37.Binbaşı Hunger 20. Piyade Alayı Komutanı
38.Binbaşı Eggert Harp Akademilerinde Öğretmen 1. Kolordu Kurmay Başkanı
39.Binbaşı Alexander Effnert İstihkam Taburları Komutanı Çanakkale ve Filistin'de İstihkam birli. Kom.
40.Binbaşı Karl von Staszewski Edirne'de Mühendis Subay General Weber'in komutasında görevli
Erzurum'da İstihkam Birlikleri Komutanı
41.Binbaşı Schröder 1. Malzeme Nakliyat Taburları Komutanı Halep ve Mersin'de Cephe gerisi Kom.
42.Binbaşı Erich Prigge Süvari Subay okulunda Komutan Askeri Heyet Başkanının emir subayı
43.Binbaşı Lange Askeri Akademi'de Öğretmen Sivas'ta 10. Kolordu Kurmay Başkanı
44.Binbaşı von König Askeri Heyet Kurmay başkanlığında 1. Ordu Komutanının emir Subayı
45.Binbaşı Carl Mühlmann Askeri Heyet Başkanının emir subayı tarihçi
46.Yüzbaşı Fischer Genelkurmay kurmay başkanı emir subayı
47.Yüzbaşı von der Hagen Ask. Beden eğitimi okulu Komutanı İstihbarat Subayı, Suveyş harekatında
48.Yüzbaşı von Wrochem Albay Kannengieser'in komutası altında Kurmay okulu öğretmeni
2. Ordu cephe gerisi Müfettiş yardımcısı
49.Yüzbaşı Leo Pohl İstihkam Birlikleri başmüfettişinin emir subayı Genel Kurmay Emir subayı
50.Yüzbaşı Gerlach 1. İstihkam Taburu Komutanı 3.Kolordu istihbarat subayı, 307. İstihk. Tab. Kom.
51.Yüzbaşı Heibey Ağır topçu taburu komutanı 4. Kolordu İstihbarat subayı, Filistin'de Topçu Tüm. Kom.
52.Yarbay Prof. Dr.Otto Mayer Savaş Bak. Sağlık dairesi 2. Başkanı 5.Ordu Tuğgeneral Sağlık Müf. Yard.
53.Yüzbaşı Thieme Savaş Bak. Veteriner dairesinde görevli 1.Ordu ve Yıldırım Ordu. Veteriner Subay
54.Yarbay Burchardi Savaş Bak. Levazım dairesinde görevli 1. Ordu Levazım işlerinde
55.Binbaşı Dr. Huttner Eczacılık Dairesinde Müfettiş 1. ve 5.Ordu'da Eczacı Subay
56.Binbaşı Schuch Savaş bakanlığında Yedeklik dairesinde görevli
57.Yüzbaşı Sterke Levazım dairesinde görevli Filistin'de Levazım subayı
58.Teğmen Meinke Mühendis, Edirne'de Tahkimat subayı General Weber'in komutasında
59.Teğmen Weis Mühendis, Edirne'de Tahkimat subayı General Weber'in komutasında
60.Teğmen Jaenicke Edirne'de Ateşçi Subayı General Weber'in komutasında
61.Astsubay Meier Edirne'de Ateşçi Subayı General Weber'in komutasında
62.Astsubay Brimberg Levazım İşleri Muhasebeci 1. ve 5. Ordu'da
63.Astsubay Paul Wagner (sonra Üsteğmen) Genel Kurmay 1. Daire Sekreteri Genelkurmay Sekreteri
64.Astsubay Hardt Askeri Heyet Sekreteri 1. Ordu Sekreteri
65.Astsubay Westermeier Savaş Bak. Sağlık Daire Sekreteri 1. Ordu Sağlık dairesi
66. Astsubay Heiden Sahra topçu birliklerinde Acemi öğretmeni
67.Astsubay Thiel Ağır topçu birliklerinde acemi öğretmeni
68.Astsubay Egid Mühlbauer Piyade alaylarında acemi öğretmeni
69.Astsubay Mowitz Piyade alaylarında acemi öğretmeni
70.Astsubay Kutter Binicilik okulunda ahırların sorumlusu Yarbay Lauffer'in komutasında
71.Astsubay Ludwig Bader Gülhane Harp okulu ilaç fabrikasında Binbaşı. Dr.Huttner'in yanında
Ayrıca Yarbay Walter von Strempel önce İstanbul'da Alman konsolosluğunda Askeri Ataşe olarak çalışır. Daha sonra 1913-1914 yıllarında Alman Askeri Heyeti Kurmay Başkanı olur. Savaş sırasında Almanya'da askeri okullarda eğitim gören Osmanlı sarayının Prensleriyle özel olarak ilgilenme görevini üstlenir.
Yasal düzenleme olarak Osmanlı ordusu içinde Ayrı bir birim olarak çalışan Alman Askeri Heyetine sonra Daha bir çok Alman subayı katılacaktır. Örneğin: General von Wülfingen, ....
Birinci dünya savaşına katılma kararı alındıktan sonra bu sayı hızla artacak ve Osmanlı ordusunda görev alan ve ordulara birliklere komuta eden Alman subayların sayısı yüzlerle ifade edilecektir. Savaşa girildikten sonra Almanya'dan büyük miktarda para, kredi ve savaş malzemesi gelir. Almanlar askeri eğitimi tamamen değiştirirler. Prusya okulu tamamen ordu içine yerleşir. Artık verilen bütün emirler yazılı olmak zorundadır. ( Bu ilke, NATO'ya girildikten sonra değiştirilir ve sözlü emirler de geçerli olur.) İkmal, İstihkam,, demiryolu, tıp, eczacılık gibi geri hizmetlerinde de büyük değişimler yaparlar.. Yapılan anlaşmaya göre Alman subaylar, Osmanlı ülkesinde Almanya'da aldıkları rütbelerin bir üstü ile çalışırlar. Generaller Paşa adıyla anılıyor. Yanlız şu nokta unutulmamalıdır. Almanya'dan gelen ve gelecek bu subayların yetiştirilmeleri gereği düşünce yapılarında diğer Avrupalılardan hiç bir fark yoktur. Yüksek rütbeli subayların çok büyük bir bölümü pancermenist, sosyal darvinist ve yahudi düşmanıdır. Türkiye'yi kendilerinin gelecekteki koloni bölgesi olarak görmektedirler.
BİRİNCİ DÜNYA HARBİNE GİRİŞİMİZ
Şimdi tekrar başa dönelim. 28.7.1914'ta Avusturya-Macaristan imparatorluğu, Sırbistan'a savaş açmış. 4 gün sonra Almanya, Avusturya-Macari

User avatar
Chavusch
Member
Posts: 81
Joined: 25 Aug 2006 16:30
Location: Walnut CA USA

Post by Chavusch » 31 Aug 2006 13:00

BİRİNCİ DÜNYA HARBİNE GİRİŞİMİZ
Şimdi tekrar başa dönelim. 28.7.1914'ta Avusturya-Macaristan imparatorluğu, Sırbistan'a savaş açmış. 4 gün sonra Almanya, Avusturya-Macaristan'ı destekleyerek 1. Agustos 1914' de Rusya'ya, 3.Ağustos'ta Fransa'ya, 4.Ağustos'ta da İngiltere'ye savaş ilan eder.
Savaşa giren büyük güçler, İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Osmanlılar, gibi daha tarafsız olup harbe girmemiş fakat stratejik önemi olan ülkeleri kendi yanlarına çekmek için diplomatik bir seferberlik başlatmışlardır. Bu ülkelere vaad edilen ise hep aynıdır. "Bir koyup, üç almak". 30 yıldır sürekli savaş içinde olan Osmanlılar, Avrupalıların yaptığı bu yeni savaşa önce uzaktan bakmıştır. Hatta hükümet bir süre İngiltere'yi destekler bir hava içine de girmiştir.
TÜRK-ALMAN ASKERİ İTTİFAK ANTLAŞMASI
Ağustos ve Eylül aylarında Almanlar Belçika'yı ezip geçtikten sonra Fransa'da tıkanırlar. Daha bir kaç ay öncesi, Türklerin ittifak teklifini reddeden ve Osmanlı ordusunun silah ve yeteneğini küçümseyen Almanya, Osmanlılarla bir ittifaka gönülsüz iken, kendi Batı cephelerinde işler iyi gitmeyince, Fransız ve İngiliz ve Ruslara yeni cepheler açtırmak için, hem diplomatik(Büyükelçi Wangenheim), hem askeri kanallardan(İstanbuldaki Alman askeri yardım heyeti), hem de bozuk Osmanlı ekonomisi için mali yardım vaat ederek, İstanbul'a baskı yapmaya başlar.Birdenbire 2. Ağustos'ta Türk Alman Askeri ittifak anlaşması imzalanır. Alman Başbakanı 4. Ağustos'ta Türk'lerin hemen bugün Rusya'ya harp ilan etmesini ister. Anlaşma gereği Almanya Ruslarla harp ederse, Türkler'de Ruslara harp ilan edecektir. Türkler anlaşmayı daha farklı yorumlayarak beklemeyi tercih ederler. Fakat anlaşma maddeleri gereği, Türk Silahlı güçlerinin tamamı Alman komutanın emrine verilmiştir. Bu Alman komutan da, emirleri Alman başkomutanlığınan almaktadır.
TEŞKİLATI MAHSUSA
VE
ALMAN TEŞKİLATI MAHSUSASI
Türk-Alman anlaşması bütün hükümetin bilgisi dışında, Almanlarla ve Enver arasında imzalanmasından sonra
Enver kendisinin söz sahibi olduğu, Türk genel Kurmay birimlerinin bile işine karışamadığı bir bölüm kurar. Bu bölüme eski emekli askerlerden ve ittihatçı ileri gelen sivillerden bazıları da alınır. Amaç, yakında çıkacak savaş sırasında düşman ordusunun gerisine sarkarak, Kafkasya'da İran'da Rus ve İngiliz ordusunu arkadan vuracak veya ilerlemelerin önceleyecek çeteler kurmak, ayrıca yöredeki Ruslara ve İngilizlere düşman halktan çeteler ve birlikler oluşturarak, Türk ordusunun ilerlemesini kolaylaştırmaktır.
Benzer bir oluşum da Almanlarca yapılmıştır. Bu amaçla Gürcüleri, Kafkasya'nın Müslümün halklarını, Dağistan, İran, Afganistan ve Orta Asya halklarını İngiliz ve Ruslara karşı kışkırtmak amacıyla, seferler hazırlanmış, bu seferlere genellikle Alman konsolosluklarında Yardımcı Konsolos olarak görevli Alman Teşkilatı Mahsusasının subayları komutanlık yapmışlardır. Bu arada Alman donanma dairesine bağlı bir çok asker ve sivil görevli Alman istihbaratçıları olarak Türkiye çalışmaktadırlar. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi daha ileride verilecektir.
YAVUZ VE MİDİLLİ GEMİLERİ
Alman Yarbay Kress von Kressenstein başkent İstanbul'da Genelkurmay'da görevli 1. Şube müdürüdür.(Kress, 1909-1911 yılları arasında Berlin'de, o sıralar Askeri Ataşe olarak görev yapan Enver Paşayla yakın bir dostluk kurmuştur.) Alman Donanma dairesi istihbarat birimi, İstanbul'a Alman Büyükelçiliğinde Deniz Ataşesi görevi ile istihbarat kurmay subayı Binbaşı Hans Humann,(Bergama'da Zeus sunağını bulup Almanya'ya götüren Alman Arkeolog Carl Humann'ın oğlu, çok iyi Türkçe biliyor) yollar. Bu kişi Enver Paşa'nın İzmir'den çocukluk arkadaşıdır. Kress, Humann ve Büyükelçi Wangenheim, Enver Paşa'ya İngilizler tarafından Akdaniz'de sıkıştılıran iki Alman gemisinin Türk karasularına gelmesi ve boğazlardan içeri girmesi fikrini verip, ustaca ikna ederler. Bu gemilerin İstanbul'a gitmesi kararı ise çoktan Alman genelkurmayında verilmiştir. Enver Paşa da arkadaşlarına ve hükümete danışmadan "evet "der ve 10.8.1914'de iki gemi Çanakkale'den içeri girer ve İstanbul'daki Alman büyükelçisi Wangenheim'in zamanın Alman hükümeti adına yaptığı ince pazarlıklar üzerine bu gemilere Türk bayrağı çekilir. Fakat bu olay dahi savaş nedeni olmaz. Alman Tümamiral Wilhelm Souchon hemen sonra Osmanlı Deniz kuvvetleri komutanlığına atanır.(1917'de bu göreve Amiral Hubert von Rebeur-Paschwitz getirilir. )
GÖREVİMİZ TÜRKİYEYİ SAVAŞA SOKMAK!
TÜRKİYE ÖZEL KUVVETLERİ
(SONDERKOMMANDO-TÜRKEI)
Bu iki geminin Türkiye'ye gelmesinden ve gönderlerine Türk bayrağı çekilmesinden hemen sonra Almanya yapılan ikili anlaşmaya dayanarak Türklerin hemen savaşa girmesini ve Doğu'dan Kafkasya'dan Ruslara ve Güney'den Mısır ve Basra'dan İngilizlere ve Karadeniz'den Ukranya üzerinden Ruslara saldırmasını ister. Bu amaçla büyük baskılar yapılır. Hiç bir şekilde savaşa hazır olmayan Türk ordusunun böyle bir şeye kalkışması mümkün değildir. Bu yüzden Türk hükümetinin bakanları ve Türk komutanları sürekli oyalama ile zaman kazanma isterler. Fakat Almanlar ısrarcıdırlar. Türkleri hem takviye etmek hemde ikna etmek amacıyla Almanyadan özel bir birlik getirtilir. Türkiye özel güçleri denilen ve yalnızca denizci, 2 Amiral, 25 deniz subayı ve 581 denizci pensonelden oluşan bu güçler 21. Ağustos'ta Almanya'dan yola çıkarak 29. Agustos'ta 1914'de İstanbul'a varırla. Tümamiral von GuidoUsedom Türkiye-Özel güçleri Komutanı ve Boğazlar Başkomutanı olur. Tümamiral Merten 1914-1918 Çanakkale Boğazı tahkimatları komutanlığını alır. Bu iki amiral Amiral Souchon'dan daha kıdemli oldukları için sorun çıkınca, bu son iki amirale Kara Kuvvetleri elbiseleri verilip durum çözülür. Deniz Albay von Kühlwetter 1914-1915 Boğazlar özel güçleri Kurmay başkanıdır. Türkiye özel güçlerinin Kurmay başkanı Binbaşı Gerhard von Janson'dur. Yarbay Carl Schneider Boğazlar Deniz Özel birliklerinde Amirallik kurmay subayı'dır. Bu güçlerin amacı İstanbul ve Çanakkale boğazlarının savunması için gerekli tedbirleri almak ve ilgili ordu birliklerini eğitmek ise de, birliğin subayları Almanya'dan çok daha önemli bir emirle gelmişlerdir. Bu görev şudur. "Ne yaparsanız yapın, hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, Türk hükümetinin savaşa taraftar olmayan Enver ve Talat Paşa dışındaki diğer bakanlarını, Alman askeri heyetinin de yardımını alarak , bir an önce ikna edin. Bu amaçla her türlü yöntemi kullanın." Bu amaçla Almanlar kendi askeri ve politik hedeflerini ve taktiklerini sanki Türklerinmiş gibi sürekli gündeme getirerek sürekli bir propagandaya başlarlar. Kafkasya'dan, İran'a ve Türkistan'a uzanan bir geniş bir Turan ülkesi, Mısır'in cihat edilerek fethedilmesi İslam birliği ve İslam aleminin lideri olunması gerektiği, Kırım'ın kurtarılması için buraya çıkarma yapılması gerektiği vs. Bu hedefler hepsi Berlin'de tasarlanmış ve Türklerin ağzını ballandırmak güzel bir paket halinde sunulmuştur. Almanlar basın ve yayın organlarını etkilemeye başlayarak, kendileri gibi düşünen yazarlar yaratırlar. Yanlız bütün bunlar yine de tam etkili olmaz. Türkler kıpırdamamaktadır. İste bu sıralar, Doğu cephelerinde Avusturyalılar Ruslara karşı perişan olmuşlar 1 Milyona yakın asker kaybetmişler, yardıma gelen ve karşı taarruza geçen Almanlar da Rusları perişan etmişlerdir. Bunun üzerine Ruslar kendi batı cephelerini takviye etmek için, Kafkasya'dan Türk sınırına yığdıkları birlikleri Almanya sınırına çekmeye başlarlar. Ekim ayı başında Türk askeri istihbarat dairesine ulaşan rakkamlar Kafkasya'daki Türk sınırından 400.000 civarında askerin Rusların batı cephelerine kaydırıldığı yönündedir. Bu haber Berlin'e ulaşınca İstanbul'daki Alman Subayları artık yerinde duramaz hale gelirler. Ultimatom verirler. Ya Ruslara hemen şimdi saldırırsınız. Ya da biz hemen kalkıp Almanya' ya geri dönüyoruz. Siz de kendi halinize bakarsınız!
İşte görüldügü gibi yabancı askeri güçlerle iç içe yaşamak, sağlıklı bir karar verilmesini engelleyip, ülkeyi zora sokmaktadır. Bu arada Alman deniz güçlerinde görevli subayların Enver Paşayı bile ikna etmekteki başarıları bir süre İstihbarat Şube şefi olan Kazım Karabekir paşayı bile şaşırtmıştır. Mart ve Nisan 1915'de Çanakkale savaşları sırasında Türk hükümeti ve üyelerine (Sait Halim ve Talat Paşa), Pariste yaşayan Türk muhalifler, Ermeni komitacılar ve İngiliz savaş bakanı Kitchener tarafından planlanan öldürme ve sonra hükümet darbesi yapma girişimi ortaya çıkarılır. Bu darbe girişiminden sonra da Türk hükümetine ardı ardına darbe girişimi veya dedikodusu ortaya çıkınca, Alman deniz Kuvvetleri komutanlığı, 1916 yılında Türkiye'deki Alman deniz güçlerine Türk hükümetini ve üyelerini bir darbeden korumak için özel bir görev verir. Bu amaçla ayrı bir birlik kurulur ve İstanbul yakınlarında bekletilir. Yani hükümetin korunması görevi bile Almanlara bırakılır.
29 EKİM 1914
SAVAŞA GİRİŞİMİZ
Bu da işe yaramayınca, muhtemelen yalnızca Enver Paşa'nın bilgisi dahilinde ve Almanya'dan gelen emir gereği, Türk deniz kuvvetleri komutanı Tümamiral Wilhelm Souchon, Türk hükümetinin haberi olmadan, belki Deniz kuvvetleri ve donanma bakanı Cemal Paşanın (Enver Paşa'ya kimlerin akıl verdiğini biraz önce gördük) bilgisi dahilinde 29-30 Ekim 1914 günleri Yavuz ve Midilli gemileri dahil Türk donanmasının büyük bir bölümünü alarak aynı anda bir çok yerde Karadeniz'de Rus kıyılarını bombalamaya başlar. Bu sıralar Midilli gemisinde genç bir subay olan Üsteğmen Karl Dönitz (2.Dünya savaşında Alman Deniz kuvvetleri Başamirali) bu olayı ayrıntıları ile anılarında anlatır. Buna rağmen bile İngiliz ve Fransız elçileri, Alman askeri heyetinin Osmanlı ülkesinden çıkarılması koşuluyla, Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmemesi için iki hafta daha uğraşırlar. Bu da bir fayda getirmeyince Osmanlı imparatorluğu resmen savaşa girer. Görüldüğü gibi ne hükümet kararı ne de parlamento kararı olmadan, bir iki kişinin kararı ile milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir savaş başlamıştır. İsmet İnönü anılarında, Birinci dünya savaşından alınan bu dersler nedeniyle, kurulan yeni devletin anayasasına savaş kararının mutlaka Millet Meclisi tarafından alınabileceği maddesini koyduklarını belirtmektedir.
CİHAD İLANI
Osmanlı devletinin savaşa resmen girişi ise Padişah V. Mehmet'in 11.Kasım 1914'de düşmanlara resmen büyük harb ilanı( Cihad-ı Ekber ) ile olur.
Padişah ve Halife V. Mehmet Ordu ve Donanmaya yayınladığı emirle özetle " Saldırgan İngiliz, Rus ve Fransız karşı yurdu, Kutsal yerleri, Mekke ve Medine'yi ve 300 Milyon Müslümanı korumak için" cihat ilan ediyordu.
Başkomutan vekili Enver Paşa'da Silahlı kuvvetlere yayınladığı bildiri ile "300 Milyon İslam hep bizim zaferimiz için dua ediyor" der.
Şeyhülislam Hayri Efendi ise bütün İslam alemine seslenerek "Düşmanlarımızın, Müslüman ülkelerini ele geçirip Müslüman halkını esir etmeleri durumunda, Halifenin cihad buyurması üzerine genç, ihtiyar, yaya, atlı herkesin, bütün Müslümanların mal ve canları ile cihada katılmaları farz olunur.",
"Halifelik makamına ve Osmanlı topraklarına saldıran Rusya, İngiltere ve Fransa ve onların topraklarında yaşayan bütün Müslümanların bu hükümetlere karşı cihada girmeleri farzdır."
Almanlar da Halifenin Cihad açmasının Hindistan, Afganistan., İran ve Arap ülkeleri ve Mısır'da İngilizlere karşı kendileri için çok yaralı olacağını düşünmektedilerler. Bu işin fikir babası Max von Oppenheim'dir.Bu amaçla planlarını Almanya'da yapar, sonra bu fikrin yararlı olduğu Türklere kabul ettirilir. Türkler ikna edilir! Kendisi 'de hemen gelip Suriye ve Irak'ta propaganda çalışmalarına başlar. Bu çalışmaların diğer bir amacının bölgede İngiliz düşmanlığı yaratmak ve İngiliz Fransız malları yerine Alman mallarının Araplarca satın alınmasını sağlamak olduğunu Max von Oppenheim daha sonra Almanya'ya gönderdiği raporlarda belirtecektir. Cihad meselesinin ne büyük bir yanılgı ve hayal olduğu ise çok yakında görülecektir.
ASKERİ YARDIMLAR
Osmanlı devletinin savaşa girmesi karşılığında anlaşma gereği Almanya, Osmanlığı imparatorluğuna 5.000.000 altın kredi açacaktır. Yapılan antlaşma gereği Alman subaylar çok önemli mevkileri ve ordunun bütün idare birimlerini neredeyse ele geçirirler. Enver Paşa'da Başkomutan yardımcılığına getirilir. Yalnız bu yardımlar hemen gelmez. Yardımlar şarta bağlıdır. Yani Osmanlı ordusunun Doğu'da Ruslara ve Güney'de İngilizlere karşı yapılacak harekata göre davranılacaktır. Bu nedenle Berlin Askeri Ataşesi Cemil Bey'e sürekli baskı yapılır, neredeyse aba altından sopa gösterilir. Almanlar yardımların karşılığını açıkça görmek isterler. Öte yandan savaş başladıktan sonra komşu ülkeler sınırlarını askeri malzemelere kapattıkları için doğrudan bir yardım malzemesi de zaten gelememektedir. İstanbul-Berlin Tren yolu bağlantısı, Bulgaristan'ın Almanya'nın yanında savaşa katılmasıyla ancak 17 Ocak 1916'da kurulabilmiştir. Bu tarihten sonra gelen yardımlar zaten Almanların kendi cephelerinde ihtiyaçları arttığı için çok kısıtlıdır. Öten yandan gelen bu yardımlarla Avrupa'da çarpışaçak Türk birlikleri donatılır, Makedonya, Romanya ve Galiçya'ya(şimdiki Güney Polonya) gönderilir. Buralara gönderilen Türk askeri birliklerinin mevcudu 115.000 kişiye ulaşacaktır.
Harp boyunca Deniz kuvvetlerine bağlı birlikler ve savaşın sonunda Kafkasya'ya giden Alman birlikleri dahil 1553 Alman subayı, yüzlerce astsubay binlerce er, Osmanlı ordusunda yer almıştır. Bu verilen rakamlara Avusturya -Macaristan'dan gelen subay ve erler dahil degildir. Şimdi Genel Kurmay başkanlığından başlayarak neredeyse bütün komuta kademelerini kendilerin verilen Alman subayların adlarını ve görevlerini belirtelim. Bir konuyu şu sırada vurgulamak isterim. Bu Alman subaylar bir çok Tük ve Alman yazarın ifade ettiği gibi savaş süresinde Türkiye'ye danışman olarak değil, komutan olarak gelmişler ve birlikleri yönetmişlerdir. Öte yandan yukarıda da belirttigim gibi, yalnızca bu subaylar değil, bütün Türk Genel Kurmayı emir komuta bakımından Alman başkomutanlığına bağlanmıştır. Yalnızca Türkler değil diğer Müttefik güçlerin Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan Askeri güçleri de doğrudan Alman başkomutanlığına bağlanmıştır. Bu nedenledir ki, Filistin ve Irak cephelerinde Türklerin durumu çok bozulunca, Enver Paşa Galiçya'da bulunan Türk ordusunu burada kullanmak isteyecek, fakat Alman genel kurmayı buna hemen izin vermeyecektir.
GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI
İstanbul'da Genel Kurmay karargahı Kurmay Başkanı General Friedrich Wilhelm Bronsart von Schellendorf (1914-Aralık 1917) sonra yerine General von Lenthe(Kurmay başkanı Albay Dove) atanır.
Yarbay Perrinet von Thauvenay: Genel Kurmay 2. Başkanı
Ocak 1918 'den itibaren Gnel Kurmay Kurmay başkanı General Hans von Seeckt, emir subayı Binbaşı Rohrscheid,
Genel Kurmay 2. Başkanı Tümgeneral Rohdewald. 1918'in son aylarında Genel kurmay başkanlığını Yarbay Bernhard von Eggeling üstlenir.
Genel Kurmay'daki Alman komutasındaki daire başkanları da şunlar:
Yarbay Dunst :Merkez Komutanlığı Başkanı
Yarbay Otto von Feldmann :Birinci Şube Askeri Harekat Dairesi Başkanı
Yarbay Perrinet von Thauvenay: İkinci Şube Haberleşme ve İstihbarat Daire Başkanı 1914-1915 sonra
Yarbay Sievert : Haberleşme ve İstihbarat Daire Başkanı 1916-1918
Binbaşı Fischer : Yabancı ordular Dairesi Başkanı
Yarbay Pfannenstiehl : Demiryolları Daire Başkanı 1916-1918
Tümgeneral Bischof : Malzeme Nakliye Daire Başkanı ve bu alanda orduların Başmüfettişi
Tümgeneral Schlee : Silah ve Mühimmat Daire Başkanı ve Sahra Topçu Birlikleri Başmüfettişi
Yarbay Franz Carl Endres : Cephe gerisi(Menzil) Daire Başkanı sonra aynı göreve
Tümgeneral Back : Cephe gerisi Daire Başkanı
Binbaşı Dr.Jungels : Sağlık Daire Başkanı ve Sahra sağlık Hizmetleri Başkanı (Numan Paşayla birlikte)
Albay Potschernick : Ulaşım Daire Başkanı ve Uluşım işleri Başmüfettişi
Binbaşı Niemöller : Kömür sağlama dairesi Başkanı
Tümgeneral Langenstass: İstihkam ve Tahkimat Daire Başkanı ve Başmüfettiş
Yüzbaşı Erich Serno : Havacı Birlikler Dairesi Başkanı
Tümgeneral Wahle : Ağır Topçu Birlikleri Başmüfettişi
Yarbay Theodor Kübel : Sahra demiryolları Başkanı 1913- 5.8.1914 Türk demir yollarının yetersizliği ve acilen yeni yolların yapılması için çok yüksek miktarlarda kredi gerektiği şeklinde rapor hazırlayınca, Alman Askeri Heyeti hazırladığı bu rapor pahalı bulur ve geri gönderilir)
Yarbay Böttrich : Sahra Demiryolları Daire Başkanı 1914-1916
Yarbay Pramann :Sahra Demiryolları Daire Başkanı 1916-1917
Yarbay von Legat : Harp Akademileri Komutanı
Yarbay Dunst : Genel Kurmay Merkez Daire Başkanı 1917-1918
Türmgeneral Weidtmann : Askerlik yedeklik hizmetleri Daire Başkanı
Tümamiral Piper :1914-1917 Silah Dairesi ve fabrikaları komutanı, Türkiye'deki yetişmiş personel eksikliği nedeniyle, Almanya'dan 74 Uzman subay, astsubay, mühendis, kimyager, 47 Ustabaşı, 659 Uzman işçi getirterek ülkedeki 13 Fabrika'da silah ve cephane üretimini düzenler
Tümgeneral Ehrke :Genel Kurmay Silah Dairesi başkanı 1917-1918
Ayrıca Üsteğmen Wilhelm Hintersatz, Teğmen Hans von Hentig da Genel Kurmay'da görevli.
ASKERİ ATAŞELER
İstanbul'daki Alman Büyükelçiliğinde Askeri ataşe ve ataşe yardımcısı olarak 1913-1918 yılları arasında sırasıyla, Yarbay von Strempel, Binbaşı Karl von Laffert, Albay von Leibzig, kurmay Albay Otto von Lossow, Binbaşı Wolpmann(1916), Binbaşı Niemann(1917) Binbaşı von Gienanth(1917-1918) görev yaptılar. Deniz Ataşesi olarak görevli istihbarat kurmay subayı Binbaşı Hans Humann'dı.
OSMANLI ORDUSUNUN BARIŞ DURUMUNDAKİ ORDU DÜZENİ
Ordular Kolordular Tümenler
1. Ordu İstanbul'da 1.İstanbul 1. İstanbul
2. Davutpaşa
3. Selimiye kışlası
2.Edirne 4.Edirne
5. Edirne
6. Kırklarili
3. Tekirdağı 7. Tekirdağı
8. Bandırma
9. Gelibolu
4. İzmir 10. İzmir
11. Denizli
12. Burdur
5. Ankara 13. Ankara
14. Kastamonu
15. Kayseri
2. Ordu Şam'da 6. Halep 16. Adana
24. Ayıntap(Antep)
26. Halep
8. Şam 23. Humus
25. Şam
27. Kudüs
3. Ordu Erzincan'da 9. Erzurum 17. Bayburt
28. Erzurum
29. Erzincan
10. Sivas 30. Sivas
31. Amasya
32. Samsun
11. Elaziz(Elazığ) 18. Elaziz
33. Van
34. Muş
4. Ordu Bağdat'ta 12. Musul 35. Musul
36. Kerkük
13. Bağdat 37. Bağdat
38. Basra
7. Sana(Yemen) 39. Sana
40. Hüdeyde
Bağımsız Tümenler 21. Asir
22. Hicaz
Savaş başladıktan sonra yeni Ordular, Kolordular ve Tümenler kurulur. Orduların, Kolorduların görev yerleri değiştirilir.
5. Ordu Gelibolu'da 3. Kolordu'da buraya getirilir
6. Ordu İran'a yapıla seferlerde
7. Ordu Suriye ve Filistin'de
8. Ordu Filistin'de
Yıldırım Ordusu Suriye ve Filistin'de
Bu yeni orduların kurulması ile ve Tümen sayısı 50'yi geçer. Yapılan anlaşmaya göre, Ordu komutanı Alman ise, Kurmay Başkanı Türk olacak, Ordu Komutanı Türk ise Kurmay başkanı Alman olacaktı. Bu kurala göre Ordu komutanı veya Orduların Kurmay başkanı olan Alman subaylarını aşağıda göreceksiniz.
ALMAN ORDU KOMUTANLARI
General Liman von Sanders: 1. Ordu (Trakya-İstanbul) Ağustos 1914-Mart 1915
5. Ordu (Çanakkale-Ege) Mart 1915- Şubat 1918
Yıldırım ordusu-Şam'da(Bağdat'ı geri almak için) Şubat 1918-Kasım 1918
General Colmar von der Goltz: Padişah'ın danışmanı Kasım -Aralık1914
Enver Paşa'nın danışmanı Ocak- Mart 1915
1.Ordu (Trakya-İstanbul) Nisan 1915-Ekim 1915
6.Ordu(Irak-İran) Ekim 1915-Nisan 1916
General Erich von Falkenhayn: Yıldırım ordusu (Suriye ve Filistin)
Haziran 1917-Şubat 1918
Albay Kress von Kressenstein: 8. Ordu (Filistin) Kasım 1914-Aralık 1917
Kafkasya Alman orduları Ocak 1918-Kasım 1918
Albay Gustav von Oppen : Alman Asya kuvvetleri ve 8. Ordu sol cenah komutanı
KARA KUVVETLERİNDE ALMAN ORDU KURMAY BAŞKANLARI
Yarbay Felix Guse : 3. Ordu 1914-1917
Yarbay Erwin von Strube : 3. Ordu 1918
Albay von Frankenberg und Proslitz: 4. Ordu
Tümgeneral Adolf Herrgott : 4.Ordu 1918
Yarbay Werner Falkenberg : 4. Ordu 1914-1915
Albay Kress von Kressenstein : 4. Ordu 1915
Yarbay Franz von Papen : 4.Ordu 1918
Binbaşı Kurt Moldzio : 4. Ordu 1918
Albay Otto von Lossow : 5. Ordu
Yarbay Gerold von Gleich : 6. Ordu 1916
Yarbay Hans von Kiesling : 6.Ordu 1916
Yarbay Ernst Paraquin : 6. Ordu'da 1917
Yarbay Hans Wilhelm Kretzschmar : 6. Ordu 1916-1917
Yarbay von der Hagen : 7. Ordu
Yarbay Alexander Falkenhausen : 7. Ordu'da 1917-1918
Yarbay Wilhelm Solger : 7. Ordu 1918
Tümgeneral Wilhelm von Dommes :Yıldırım Orduları Kurmay Başkanı 1917-1918
Yarbay Ludloff : Yıldırım Orduları
DENİZ KUVVETLERİ, DONANMA
Tümamiral Wilhelm Souchon Osmanlı Deniz kuvvetleri komutanlığına atanır. Amirallik kurmay subayı Binbaşı Busse 1917'de bu göreve Amiral Hubert von Rebeur-Paschwitz getirilir.
Deniz kuvvetlerinin kurmay başkanlığına da sırasıyla şu subaylar getirilir. Önce Albay Joachim von Arnim, sonra Albay Wilhelm Busse, sonra Albay Wilhelm Tägert , Albay Friedrich Richter en son Binbaşı Erich Schlubach atanırlar. Deniz Yüzbaşı Hermann Baltzer Karargahta görevli kurmay subaydır. Bu subay savaşın sonunda ittihatçı paşaların bir Alman Torpidobotu ile yurdışına kaçırılarak Almanya'ya götürülmesinin planını ve ugulamasını üstlenir.
Deniz Kuvvetlerini 2. Kurmay başkanları da sırasıyla şöyle: Binbaşı Ernst Büchsel, Binbaşı Karl Nikolaus, Yüzbaşı Hans von Mohl, Yüzbaşı Egon von Bentheim, Binbaşı Martin von Kappeln, Binbaşı Bernhard Krüger.
Denizaltı Filotilla Komutanları sırasıyla: Yüzbaşı Eduard Krülls, Binbaşı Erich Schlubach, Binbaşı Bernhard Krüger, Binbaşı Hans Adam.
Koramiral Albert Hopman: Enver Paşa'nın Almanlardan isteği üzerine Türk Donanma Bakanlığında yapılacak reformlar için bir tasarı hazırlaması amacıyla 21 Ocak 1916'da İstanbul'a geldi. Planını hazırladıktan sonra 20 Mayıs 1916'da Almanya'ya geri döndü.
Donanma'da görev alan Alman subaylarının bazıları şöyle: Önce Yavuz ve Midilli'dekiler
Yavuz (Goeben): 1 Ağustos 1914
Albay Richard Ackermann, Gemi komutanı önce Ocak 1918'e kadar
Binbaşı Madlung gemi ikinci komutanı daha sonra 3. Tümen(Filotilla) komodoru olur.
Albay Albert Stoelzel Geminin sonraki komutanı Ağustos 1918' e kadar
Binbaşı Lampe gemi ikinci komutanı
Gemideki diğer denizci subaylar şunlardır:
Binbaşı Otto Zirzow Seyir subayı
Binbaşı Knispel Topçu subayı
Yüzbaşı Pfützenreuter Topçu subayı
Yüzbaşı T. Rosentreter
Yüzbaşı Bernhard Krüger
Yüzbaşı Hilgendorf
Yüzbaşı Freudenberg
Üsteğmen Bieler
Üsteğmen Ney
Üsteğmen Arnold Rümann
Üsteğmen von Branconi
Üsteğmen Rusche
Üsteğmen Johannes Gerlach
Üsteğmen Wichelhausen Amiral(sancak) Subayı
Teğmen Heinke
Teğmen Kümpel
Teğmen Berndt
Teğmen Missuweit
Teğmen Feldbausch
Teğmen Scherz
Teğmen Schwab
Teğmen Wilhelm Brandt
Teğmen Kraus
Teğmen Dressel
Teğmen von Rabenau
Teğmen Liebeskind
Asteğmen Wahlen
Asteğmen Müller
Asteğmen Schmiedicke
Asteğmen Ankarcona
Mühendis Subay Breuer
Mühendis Subay Schmid
Mühendis Subay Krause
Mühendis Subay Bodenstein
Mühendis Subay Küster
Hekim Binbaşı Dr. FriedrichTacke
Hekim Binbaşı Dr. Sigmund Mooshauer
Hekim Binbaşı Dr. Bernhard Zschech
Hekim Subay Dr. Willrich
Hekim Subay Dr. Blume
Muhasebe Subayı Kastner
Muhasebe Subayı Pankow
Telsizcisi Georg Kopp bu gemire görev alırlar.
Hukukçu subaylar ise şunlardır: Dr. Flegel, Dr. Graf Fugger zu Glött
Midilli (Breslau): 1 Ağustos 1914
Gemi komutanları sırasıyla
Yarbay Paul Kettner,
Binbaşı Rudolf Madlung,
Albay Lebrecht von Klitzing,
Yüzbaşı Karl August Grabau 1. Subay
Binbaşı Wolfram von Knorr
Albay Georg von Hippel olurlar.
Yüzbaşı Grabau 1. Subay
Yüzbaşı Homeyer 1. Subay
Yüzbaşı von Mohl Seyir subayı
Üsteğmen Carls
Üsteğmen T. Ritschl
Üsteğmen Martin Schelle
Üsteğmen Siegfried Schmidt
Teğmen Linnenkamp
Teğmen Dönitz
Teğmen Franz Wodrig
Teğmen Krieger
Teğmen Brinkman
Asteğmen Hildebrant
Asteğmen Baden
Mühendis Subay Groneman
Mühendis Subay Hepp
Hekim Yüzbaşı Dr. Hans Wunderlich
Hekim Yüzbaşı Dr. Karl Fievert
Hekim Yüzbaşı Dr. Viktor Müller
Hekim Asteğmen Dr. Karl Essig
Muhasebe subayı Wachs
Yüzbaşı von Nordeck de bu gemide görevlidirler.
Diğer deriz filoları:
Filotilla Komutanları 1914 Binbaşı Rudolf Madlung 1915 Binbaşı Adolf Pfeiffer, 1917 Binbaşı Hermann Lorey , 1918 Binbaşı Friedrich Callisen
1.Yarım Filotilla Komutanları 1914 Yüzbaşı Rudolph Firle, 1915 Yüzbaşı Alfred Kagerah.
(Deniz Yüzbaşı Alfred Kagerah: Mart 1915'den itibaren Türk deniz kuvvetlerinde göreve başladı. Kasım 1918'den itibaren Türk Torpitobot filotilla komutanı oldu. Ağustos 1918'den savaş sonuna kadar Karadeniz'de Alman küçük gemi filotilla komutanı olarak görev yaptı. 1 Kasım 1918 Cuma gününü, 2 Kasım Cumartesine bağlayan gece yarısı İttihatçı Enver, Talat ve Cemal Paşa ve arkadaşlarını Sivastopol'a kaçıran R-1 adlı Ruslardan ele geçirilen Alman Torpidobot'un kaptanı)
Torpidobot komutanı olan Yüzbaşılar:Wilhelm Rümann, Albert Meis,
Üsteğmenler: Egon von Bentheim, Johannes Gerdts, Hans Albrecht Liebeskind, Hans von Mellethin, Hermenn Raydt, Erwin Sebelin, Otto von Schrader, Otto Zincke Sommer.
Diğer gemilerdeki subaylara gelince:
Muaveneti Milliye gemisi komutanı Yüzbaşı Firle,
Taşoz sınıfı muhriplerin komutanı Yüzbaşı Bruno Conn, Üsteğmen Rümann
Bazı gemilere ise şu subaylar komutan yardımcısı olarak atanırlar:
Hamidiye'de Binbaşı Egon von Kottwitz, Yüzbaşı Ulrich von Tippelskirch, Yüzbaşı Kurt von Heydebreck, Binbaşı Alfred Adriano
Mecidiye'de Yüzbaşı Karl August Grabau, Binbaşı Ernst Büchsel, Binbaşı Rudolf Madlung
Berk-i Satvet'te Yüzbaşı Hans von Mellenthin,
Peyk-i Şavket'te Yüzbaşı Max Bieler, Binbaşı Rudolf Madlung
İhtiyat'ta Yüzbaşı Swen Cederholm,
Samsun Mayın Gemisinde Yüzbaşı Peter Hermann,
"Nusret" mayın gemisinde Yarbay Goehl görev alır, bu geminin makinisti yine Alman Yüzbaşı Reeder. Barbaros Hayrettin'de Binbaşı Joachim von Arnim, Yüzbaşı Fedor Rosentreter, Binbaşı Karl Nikolaus Rohde, Binbaşı Hermann Lorey.
Turgut Reis'te, Yüzbaşı Wilhelm von Meerscheidt-Hüllesen, Yüzbaşı Ullrich von Tippelskirch, Binbaşı Hermann Lorey, Yüzbaşı Alfred Adriano
Yarhisar'da Üsteğmen Raydt
Samsun mayın gemisi Yüzbaşı Peter Hermann, Yüzbaşı Albert Meis
Nilüfer mayın gemisi Yüzbaşı Swen Cederholm
Dere Denizaltı tuzağı Yüzbaşı Archibald Graf Harbuval-Charmare
General yardımcı gemisi Üsteğmen Max Bieler, 1. Subay Teğmen Schmiedecke
Loreley taşıma gemisi Yüzbaşı Albert Meis
Yadigar: Üsteğmen Schrader
Çanakkale açıklarında dolaşan Torpitobot komutanı Üsteğmen Frege.
Patmos yük gemisi: Yüzbaşı Koch
Türkiye'de görev yapan Denizaltıların kaptanları ise şu subaylardır.
U-21 Yarbay Otto Hersing, Üsteğmen von Todenwarth(Libya'ya gider)
U-33 Yüzbaşı Gansser,
U-35 Binbaşı Kophamel,
U-38 Binbaşı Max Valentiner
UB-7 Yüzbaşı Heilige, Üsteğmen Werner, Üsteğmen Lütjohann
UB-8 Yüzbaşı Ernst von Voigt,
UB-14 Üsteğmen Heino von Heimburg, Üsteğmen Schwarz, Üsteğmen Ullrich
UB-42 Yüzbaşı Wernicke, Yüzbaşı von Rohrscheidt, Yüzbaşı Lübbe, Üsteğmen Schwarz
UB-44 Yüzbaşı Wegner,
UB-45 Yüzbaşı Palis
UB-46 Yüzbaşı Cäsar Bauer, Yüzbaşı Palis
UB-66 Yüzbaşı Wernicke
UC-13 Üsteğmen Kirchner
UC-15 Üsteğmen Albrecht von Dewitz, Üsteğmen Bruno von Heller
UC-23 Yüzbaşı Lübbe, Üsteğmen Kirchner
UC-38 Yüzbaşı Wendlandt,
Suveyş kanalında çarpışan Deniz Yüzbaşı von Hilgendorf(Filistin'de kendine ait özel çete-birliği kurar). Ayrıca Dicle ve Fırat nehirlerini nehir gemileri ile kontrol altında tutmak için şu deniz subayları görevlendirilir: Yüzbaşı Hellmuth von Mücke, Yüzbaşı Engelking, Yüzbaşı Ney, Yüzbaşı Martin von Cappeln, Yüzbaşı Raspel.
DENİZ KUVVETLERİNDE GÖREV ALAN ALMAN SUBAYLARIN DİĞERLERİ
Tümamiral von GuidoUsedom Türkiye-Özel güçleri Komutanı ve Boğazlar Başkomutanı
Tümamiral Wilhelm Souchon 1914-1917 Türk Deniz kuvvetleri komutanı
Tümamiral von Rebeur-Paschwitz 1917-1918 Türk Deniz kuvvetleri komutanı
Tümamiral Merten 1914-1918 Çanakkale Boğazı tahkimatları komutanı
Tümamiral Piper 1914-1917 Türk Silah Dairesi ve fabrikaları komutanı
Tümamiral Reclam Türk kıyıları tahkimat Müfettişi
Albay Ackerman 1914-1918 Yavuz (Goeben) zırhlısının komutanı
Albay Stoelzel 1918 Yavuz (Goeben) zırhlısının komutanı
Albay Kettner 1914-1915 Midilli(Breslau) zırhlısının komutanı, 1917-1918 Türkiye Özel güçleri Kur. Başk.
Albay von Klitzing 1915 Midilli(Breslau) zırhlısının komutanı
Albay von Kühlwetter 1914-1915 Boğazlar özel güçleri Kurmay başkanı
Binbaşı von Knorr 1915-1917 Midilli(Breslau) zırhlısının komutanı
Albay von Hippel 1917-1918 Midilli(Breslau) zırhlısının komutanı
Albay Richter 1915-1918 Türkiye özel güçleri kurmay başkanı, sonra Deniz kuvvetleri komutanlığında
Albay Tägert 1915-1917 Türk Deniz kuvvetleri Kurmay Başkanı
Albay Gehl 1915-1918 Boğazlar özel güçlerinde görevli
Yarbay Wossidlo 1914-1918 önce Çanakkale'de, sonra Suriye ve Irak'taki deniz birliklerinde
Yarbay Arnold 1915-1918 Çanakkale Komutanlığı Kurmay Başkanı
Yarbay Conn 1914-1916 Çanakkale'deki Alman Deniz Birlikleri Komutanı
Yarbay Carl Schneider Boğazlar Deniz Özel birliklerinde Amirallik kurmay subayı
Yarbay Dr. Heinrich Trembur 1914-1918 Deniz sağlık Birliklerinin en üst rütbeli subayı
Yarbay Dr. Böse 1918 Deniz sağlık Birliklerinin en üst rütbeli subayı
Binbaşı Büchsel 1915-1916 Donanma Bakanlığında Bölüm Başkanı
Binbaşı Busse 1914-1915 Türk Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı, Irak'taki deniz Alayları komutanı
Binbaşı Hans Humann 1914-1917 Alman Konsolosluğunda Deniz Ataşesi
Binbaşı Gerhard von Janson 1914-1916 Türkiye Özel Güçleri Kurmay Başkanı, sonra Yıldırım Ord. Deniz Birlikleri Komut.
Binbaşı von Kottwitz 1914-1916 Gelibolu'daki Deniz Çıkarma Birliği komutanı
Binbaşı Lampe 1915-1918 Yavuz zırhlısının 1. Subayı
Binbaşı Lorey 1915-1918 Türk Torpidobotları Filotillası Komutanı
Binbaşı Madlung 1914-1915 Midilli Gemisi Komutanı
Binbaşı von Müller 1914-1915 Yavuz gemisinin 1. Subayı
Binbaşı Pfeiffer 1914-1917 Türk Torpidobotları Filotilla komutanı
Binbaşı Rohde 1914-1916 önce Geliboluda Çıkarma Birlikleri komutanı, sonra Deniz kuvvetleri Komutanlığında Amiral subayı,
Binbaşı Schulbach 1915-1918 Deniz Kuvvetleri komutanlığında 1. Kurmay subayı
Binbaşı Schütze 1918 Yavuz gemisinin 1. Subayı
Binbaşı Frhr. von Senaclens-Grancy 1917-1918 Alman Konsolosluğunda Deniz Ataşesi
Binbaşı Weimann-Bischoff İstanbul boğazı kavaklarda Topçu birlikleri komutanı
Binbaşı Goltz 1917-1918 Deniz kuvvetleri uçak filoları komutanı, Başmüfettişi
Yüzbaşı Liebmann 1915 Deniz kuvvetlerinde Boğazlar uçak filoları komutanı
Yüzbaşı Langfeld 1916 Deniz kuvvetleri Boğazlar uçak filoları komutanı
Yüzbaşı Prof.Dr. Weickmann Türkiye'deki meteroloji, Hava gözlem istasyonları sorumlusu
Yüzbaşı Bauer 1916 UB-46 Denizaltısının Kaptanı
Yüzbaşı Boltz 1914-1918 Fırat nehri üzerindeki deniz birliklerinin komutanı
Yüzbaşı Frhr. von Bothmer 1917 Deniz kıyıları İstasyonları ve Denizaltı üsleri Başkanı
Yüzbaşı von Cappeln 1916-1917 Fırat nehri üzerindeki deniz birliklerinin komutanı
Yüzbaşı Engelkind Fırat'ta Doğan Hücümbotu komutanı
Yüzbaşı Ney 1916 Dicle nehri üzerindeki deniz birliklerinin komutanı
Yüzbaşı Carls 1914-1916 Midilli Gemisinin topçu subayı
Yüzbaşı Firle 1914-1915 1. Türk Torpidobot Yarım Filotilla Komutanı
Yüzbaşı Frhr.von Fricks 1914-1915 Türk Torpidobot Filotilla Komutanı
Yüzbaşı Gannser 1914-1917 U-33 Denizaltısı Komutanı
Yüzbaşı Grabau 1914-1916 Midilli Gemisinin 1. Subayı
Yüzbaşı Hersing 1915-1918 U-21 Denizaltısı Komutanı
Yüzbaşı von Heydebreck 1915-1918 Midilli gemisinde Subay
Yüzbaşı Homeyer 1916-1918 Midilli Gemisinin 1. Subayı
Yüzbaşı Krüger 1914-1918 İstanbul'da Denizaltı Yarım Filotilla komutanı
Yüzbaşı Langfeld Boğazlar Özel güçleri Deniz Uçuş birlikleri komutanı
Yüzbaşı von Mücke 1916 Fırat Nehir birlikleri Komutanı
Yüzbaşı Palis 1915-1916 UB-46 denizaltısı Komutanı
Yüzbaşı Putzer 1917-1918 Fırat Nehir Topçu Birlik.Komutanı, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Emir subayı
Yüzbaşı Schade Yavuz gemisinde subay
Yüzbaşı von Tippelskirsch 1915-1916 4. Orduda Deniz bağlantı subayı
Yüzbaşı Valentiner 1917 U-38 Denizaltısı komutanı
Yüzbaşı Wernicke 1916-1917 UB-42 Denizaltısında , 1918 UB-66 Denizaltısında görevli subay
Yüzbaşı Breuer 1915-1917 Türk Deniz kuvvetlerinde makinist
Yüzbaşı Hoefer İstenbul'da Deniz kuvvetlerinin Kömür işleri birimi başkanı
Yüzbaşı Grabe Midilli gemisinin Başmakinisti
Yüzbaşı Seyffarrdt Fırat nehir birliklerinde
Yüzbaşı Ellendt İstanbul boğazında Mayın arama gemileri komutanı
Yüzbaşı Hagendorf İstanbul boğazında Mayın arama gemileri komutanı
Üsteğmen Croneiss Çanakkale boğazında denizci Pilot
Üsteğmen Salzwedel Arıburnunda makinalıtüfek bölük komutanı
Üsteğmen von Thomsen Çanakkale'de Yedek taburların komutanı
Üsteğmen von Rabenau Çanakkale'de Yedek taburların 2. Subayı
Üsteğmen Putzer Adana'da kurulan Cemel Paşa kıyı koruma topçu birlikleri komutanı
Üsteğmen Brinckman Fırat nehir gemilerinde komutan
Üsteğmen Raspel Fırat nehir gemilerinde komutan
Üsteğmen Prens Heinrich Reutz Çanakkalede kılavuz subay
Üsteğmen Sebelin Çanakkale'de Hisarlık tepesinde gözcü
Üsteğmen Hörder Çanakkale'de Koca çimen dağında gözcü
Üsteğmen von Keller Midilli'de çıkartma birliği komutanı
Üsteğmen Brasch Süveyş kanalında kılavuz subayı
Üsteğmen Baron von Buddenbrock Çanakkale'de pilot deniz subayı
Üsteğmen Wahlen Mayın tarama gemileri komutanı
Teğmen Andreä Çanakkale'de Hisarlık tepesinde gözcü
Teğmen Krieger Çanakkale'de Hisarlık tepesinde gözcü, Yenişehir tepesinde gözcü
Teğmen Wodrig Arıburnunda makinalı tüfek bölük komutanı
Teğmen Müller Çanakkale'de makinalı tüfek bölük komutanı
Teğmen Schubert Çanakkale'de pilot deniz subayı
Teğmen Popp Çanakkale'de pilot deniz subayı
Teğmen Philipp Çanakkale'de pilot deniz subayı
Teğmen Semmler Çanakkale boğazında Mayın kılavuz subayı
Teğmen Hans Martin Schmidt Çanakkale'de Güney gurubunda Makinali tüfek bölük komutanı
Teğmen von Redern Hücümbot komutanı
Teğmen Heinke Telsiz telgraf uzmanı Karadeniz kıyılarına deniz haberleşmesi için istasyonlar kurar
Teğmen Tolki Kömür havzalarından gemiler için kömür çıkartan işçi taburları komutanı
Teğmen von Usedom Çanakkale, Yenişehir'de gözetleme subayı (Tümamiral von Usedom'un oğlu)
Teğmen Brandt Çanakkale, Yenişehir'de gözetleme subayı
Teğmen Wolfram Çanakkale, Yenişehir'de gözetleme subayı
Teğmen Meinke Çanakkale'de deniz pilot subay
Teğmen Jörtz Çanakkale'de Yavuz topları komutanı
Teğmen Jung Karadeniz'de Torpidobotlarda
HAVA KUVVETLERİ
Hava kuvvetlerini kurup geliştirmek için Yarbay Erich Serno gelir. Diğer subaylar Yüzbaşı Heemskerck, Yüzbaşı Helmut Felmy, Yüzbaşı von Aulock, Yüzbaşı Zernov, Yüzbaşı Schneider, Yüzbaşı Franz Walz, Yüzbaşı Simon Eberhard, Yüzbaşı Elias, Yüzbaşı Bieneck, Yüzbaşı Schumburg, Yüzbaşı Hans Joachim Buddecke, Üsteğmen Richard Falke, Üsteğmen Wilhelm Bormann, Üsteğmen Veit Fischer, Üsteğmen Fritz Berthold, Yüzbaşı Hans Schüz, Üsteğmen Croneiss, Üsteğmen Hans Henkelburg, Üsteğmen von Heimburg, Üsteğmen Soyter, Teğmen von Bülow, Teğmen von Hesler, Üsteğmen Rudolf Holzhausen Teğmen Röder gibi subaylar var. Çanakkale’de Yüzbaşı Körner(Hava fotoğrafçısı), Yüzbaşı Kettenbeil(2. Dünya savaşı sırasında Ankara'da Alman Büyükelçiliğinde Hava Ataşesi), Üsteğmen Oscar Anschütz, Üsteğmen von Schlichting, Teğmen Preussner, Teğmen Fünfhausen. 1918 yılının sonuna kadar keşif ve avcı uçakları toplam 415 Uçak, 1740 teknik personel, 295'i subay olarak toplam 390 Uçuş personeli Türkiye'ye gelmiştir.
UÇAKSAVAR BİRLİKLERİ
Yüzbaşı Schumann 1918'de bu birliklerin başıdır. Ondan önce de çeşitli birlikler gelir. Yerlerine göre şimdi bu subayları sayalım.
Üsteğmen Strauch Filistin'de 8. Orduda
Üsteğmen Fulda Filistin'de 8. Orduda
Üsteğmen Lutz Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Bader Suveyş kanalı harekatında ve 7. Orduda
Teğmen Richter Istanbul Avrupa yakasında
Teğmen Henkelmann Istanbul Avrupa yakasında ve Filistin'de
Teğmen Griessbach İstanbul'da ve Filistin'de
Teğmen Würker İstanbul'da ve Filistin'de
Teğmen Hild İstanbul'da
Teğmen Brandt Gelibolu Güney cenahında
Teğmen Przyzskowski Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Gläser Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Hahn Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Fechner Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Schunk Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Lauth Filistin'de 8. Orduda
Teğmen Wagner Filistin'de 7. Orduda
Teğmen Wüsthof Filistin'de 7. Orduda
Teğmen Jahn Toroslarda
Teğmen Uber Halep'te
Teğmen Hild Halep'te
Teğmen Zölch Şam'da
TELSİZLE HABERLEŞME BİRLİKLERİ
Binbaşı Hans Schlee İstanbul Osmaniye'de Büyük Telzis istasyonu şefi
Yüzbaşı Blume Bağdat'ta yapılmakta olan büyük telzis istasyon şefi
Yüzbaşı Salzmann Bağdat'ta haberleşme birimi şefi
Yüzbaşı Schmidt Filistin'de haberleşme subayı
Üsteğmen O. Wickop Fırat'ın sağ cenahında
Üsteğmen Littich Telsiz mühendis
Üsteğmen Hahn Kermanşah'da
Üsteğmen Böhme Hamadan'da
Teğmen Bruno Hamadan'da
Teğmen Fleiner Kermanşah'da
Teğmen Metzke Fırat'ın sağ cenahında
Teğmen Fischer Dicle'de Kutel Amara'da
Teğmen Wefelscheidt Dicle'de Kutel Amara'da
Teğmen Brüning Seyyar telsizci
Teğmen Scheffer Seyyar telsizci
Teğmen Jiesching Bağdat'ta
Teğmen Krause Bağdat'ta
ALMAN ASKERİ HEYETİ DIŞINDA
TÜRKİYE'DE KOMUTANLIK YAPAN DİĞER ALMAN SUBAYLARIN BAŞLICALARININ RÜTBELERİNE GÖRE ADLARI VE GÖREVLERİ
KARACI VE HAVACILAR:
Mareşal Erich von Falkenhayn 1917-1918'de Yıldırım Orduları Komutanı
Korgeneral Hans von Seeckt Genel Kurmay Başkanı 1917-1918
Tümgeneral Oscar Gressman Çanakkale'de Ege'de 5. Ordu Topçu birlikleri komutanı, 1916-1917'de Alman Irak kuvvetleri komutanı, Halep'te 6. Ordu cephe gerisi Müfettişliği Başkanı
Tümgeneral Ehrke Genel Kurmay Silah Dairesi başkanı 1917-1918
Tümgeneral Rohdewald Genel Kurmay 2. Başkanı 1916-1918
Tümgeneral Gerold von Gleich 6. Ordu Kurmay Başkanı
Tümgeneral Langenstrass Genel Kurmay'da İstihkam ve Tahkimat Dairesi Başmüfettişi
Tümgeneral Wilhelm von Dommes Yıldırım Orduları Kurmay Başkanı 1917-1918
Tümgeneral von Oppen Alman Asya Kolorduları ve Paşa-II Birliklerinin Komutanı
Tümgeneral Bock von Wülfingen Genel Kurmay Cephe gerisi Müfettişliği Başkanı
Tümgeneral Dove Genel Kurmay'da kurmay Başkanı
Tümgeneral Herrgott 4. Ordu Kurmay Başkanı
Tümgeneral Bopp 6. Ordu da görevli İran'a giden birliklerin komutanı
Albay Hans Guhr Doğu Cephesi ve Filistin'de, 29. Ve 1. Tümen Komutanı
Albay Gustav von Oppen Alman Asya kuvvetleri ve 8. Ordu sol cenah komutanı
Yarbay Herzog Adolf Friedrich zu Mecklenburg 1916'da 6. Ordu'da (Irak) Paşa Özel Güçleri Komutanı
Yarbay von Eggeling 1918'in son aylarında Genel Kurmay başkanı
Yarbay von Schultze Askeri Heyette Motorlu taşıt araçları Dairesi Başkanı
Yarbay von Schierstädt 1915-1918'de 5. Ordu'da müfreze Komutanı
Yarbay Erich Böhme 1917-1918 Filistin'de 24. Piyade Tümeni Komutanı
Yarbay Thierry 1915-1916 'da İstanbulda Sahra Demiryolları Dairesinde Kurmay Subayı
Yarbay von der Goltz Filistin'de General Kress'in yanında Alman Genel Kurmay başkanlığının Temsilcisi
Yarbay von Hammerstein-Gesmold 1918'de Filistin'de 146. Piyade Alayı Komutanı
Yarbay von Menges 1918'de Filistin'de 11. Avcı Taburu Komutanı
Yarbay von Falkenhausen 7. Ordu Kurmay Başkanı, İstanbul'a Askeri ataşe yardımcısı
Yarbay Kretzschmar 1916-1917 7. Ordu Kurmay Başkanı
Yarbay Ludwig Schraudenbach Önce Alman askeri heyetinde, Doğu cephesi ve Irakta 14. Tümen Komut.
Yarbay von der Hagen Filistin'de 7. Ordu Kurmay Başkanı
Yarbay Wilhelm Willmer Çanakkale ve Filistin'de Piyade Tümenleri Komutanı
Yarbay von der Hagen Filistin'de 7. Ordu Kurmay Başkanı, Yıldırım ordusu F grubu kurmay başkanı
Yarbay von Strube 3. Ordu Kurmay Başkanı
Yarbay Pramann 1916-1917 Genel Kurmay 'da Sahra Demiryolları Daire Başkanı
Yarbay Pfannenstiehl Genel Kurmay'da Demiryolları Daire Başkanı 1916-1918
Yarbay Bischof Önce Ask. Heyette sonra, Filistin'de 1. Develi Süvari Alayı Komutanı
Yarbay Modrow 1915-1917'de Önce Çanakkale'de sonra Filistin'de Topçu Birlikleri Komutanı
Yarbay Lierau 1914-1918 Önce Çanakkale'de sonra Filistin'de Topçu Birlikleri Komutanı
Yarbay Zachariae 1915-1918'de İstanbul'da Silah ve Mühimmat Fabrikası Müdürü
Yarbay Giese Genel kurmay Silah ve Mühimmat Dairesinde
Yarbay Lichtschlag Genel kurmay Silah ve Mühimmat Dairesinde
Yarbay Gronemann Genel kurmay Silah ve Mühimmat Dairesinde
Yarbay Fritz Ludloff 1917-1918 Yıldırım Orduları Kurmay Başkanı
Yarbay Hans Joachim von Loeschebrand-Horn 1916 Süleymaniye ve Türkmenkendi'ye yapılan operasyonlarda Kurmay başkanı, 1917 Alman Irak Orduları Kurmay Başkanı ve Halep'te Menzil Başmüfettişi
Yarbay Dunst 1917-1918 Genel Kurmay Merkez Daire Başkanı
Yarbay Pohlmann 1915-1916 Filistin'de İstihkam Birlikleri Komutanı
Yarbay Schmidt-Kolbow 1915-1918 5. Ordu ve Yıldırım Ordu. Topçu Birlik komutanı
Yarbay Giese 1917-1918 Genel Kurmay Silah Dairesinde görevli
Yarbay Kahle 1917-1918 Genel Kurmay Silah Dairesinde görevli
Yarbay Koeppen 1916'da 6. Ordu Paşa Özel Kuvvetler Kurmay Başkanı
Yarbay W. Solger 1917-1918 Alman Asya Orduları Kurmayında, sonra 7. Ordu Kurmay Başkanı
Yarbay von Papen 1917-1918 önce Yıldırım Orduları Kurmayında sonra 4.Ordu Kurmay Başkanı
Yarbay Sievert 1916-1918 Genel Kurmay Askeri İstihbarat Daire Başkanı
Yarbay Tiller 1916-1918 Filistin'de Piyade alayı ve Tümen komutanı
Yarbay von der Goltz Meraşal Goltz'un oğlu
Yarbay Kolber Yıldırım orduları Flkeyheayn ordu gurubunda kurmay subayı
Yarbay Weinrich Filistin'de 96. Birlikte
Yarbay Frey Mühendis Yıldırım ordusu İstihkam müfettişi
Yarbay Friedrich von Weech 1916 137. Piyade Alayı komutanı, Suriye ve Lübnan Sahil koruma sorumlusu
Yarbay Adolf Herrgott 1917 Sina cephesi Komutanı, 8. Ordu kurmayı, 1918'de 4. Ordu Kurmay başkanı
Yarbay Hans Holländer 1917 Askeri heyet, Filistinte 54. Piyade ve Topçu birlik komutanı, Yıldırım ordusu
Yarbay Hans Edler von Kiesling auf Kieslingstein (Hans von Kiesling) Askeri Heyette Gürcü gönüllü birlikleri kurulması, Mareşal Goltz'la 6. Ordu'da birlikle İran seferi, sonra Lossow'un emrinde özel bir görev, Türkiye'den Almanya'ya hammaddelerin gönderilmesi, 6. Ordu kurmay başkanı, Yıldırım ordusu
Binbaşı Otto Welsch Süvari, Askeri heyette, Kress'le birlikte 1915'de Suveyş, sonra Çanakkale ve Doğu Anadolu Cephelerinde, , sonra 9/1917'de Filistin'de Alman Asya birliklerinde, sonra Askeri makale yazarı
Binbaşı Lyncker 1917-1918 Alman Genel Kurmayının İstanbul'daki Temsilcisi
Binbaşı Beckert 1917-1918 Alman Genel Kurmayının Yıldırım orduları için İstanbul'daki İrtibat Subayı
Binbaşı Kurt Moldzio 1918'da 4. Ordu Kurmaş Başkanı
Binbaşı Molsen Yıldırım Ordularında Sahra Demiryolları Başkan Yardımcısı
Binbaşı Malbrant Filistin'de 1917-1918 Motorlu Taşıtlar Alay Komutanı
Binbaşı Günther 1916-1917 İstihkam Tabur Komutanı
Binbaşı Schrömbgens 1916-1918 Yıldırım Ordularında İstihkam Taburları Komutanı
Binbaşı Oskar Staubwasser 1917-1918 Filistin'de Alman Asya Ordusu ve Mersin Sahil Koruma'da görevli
Binbaşı Muther 1917-1918 Filistin'de Alman Asya Ordularında görevli
Binbaşı Rechtern 1917-1918 Filistin'de Alman Asya Ordularında görevli
Binbaşı Garke 1916-1917 İstanbul'da Demiryolu Özel Birlikleri Komutanı
Binbaşı Baron von Heintze 1916-1917'da Askeri Heyette ve 5. Ordu'da görevli
Binbaşı Graf von Carmer 1915-1916'da Askeri Heyette ve 5. Ordu'da görevli
Binbaşı Graf Wolfkeel von Reichenberg 1915'de Diyarbakır'da 12. Kolordu Kurmay Başkanı
Binbaşı Senftleben 1915-1917 Çanakkale ve Irak cephelerinde Topçu birlik komutanı
Binbaşı Baare 1915-1918 Savaş bakalığında Ordlar ve Yedekler biriminde görevli
Binbaşı Rietzsch 1917-1918 Şam'da Yıldırm Ordusunda Menzil Müfettiş yardımcısı
Binbaşı Platz 1917-1918 Filistin'de Alman Asya kolordularında Kurmay subay
Binbaşı Fischer 1914-1916 Filistin'de General Kress'in kurmay subayı
Binbaşı Oskar Ritter von Niedermayer1914-1917 Afganistan seferi başkanı , sonraYıldırım ordusu kurmayı
Binbaşı Ritter von Heilingbrunner 1917-1918 Yıldırım ordusunda komutan
Binbaşı G. von Majewski 1916-1918 Filistin'de 22.Kolordu İstihkam birlikleri komutanı
Binbaşı Raith 1915-1918 , Askeri heyette ve Irak'ta 6. Orduda
Binbaşı Grassmann 1917-1918 Filistin'de Alman Asya Kolordusunda
Binbaşı Niemöller 1915-1918 Genel Kurmayda kömür işleri başkanı
Binbaşı Frhr. von Roell 1917-1918 6.ve 7. Orduların taşıt araçları birlikleri komutanı
Binbaşı von Detten 1915-1916 İstanbul'da Depo Alayları komutanı
Binbaşı von Gülpen 1915-1917 3. Ordu(kafkasya) geri hizmetler Müfettişi
Binbaşı Köstring 1917-1918 Genel Kurmay Başkanı von Seeckt'in emir subayı
Binbaşı Tschunke 1917-1918 Genel Kurmay Başkanı von Seeckt'in emir subayı
Binbaşı von Rohrscheidt 1917-1918 Genel Kurmay Başkanı von Seeckt'in emir subayı
Binbaşı von Busse 1915-1916 Irak'ta 6. Orduda görevli
Binbaşı Althaus 1915-1916 6.Orduda bir İstihkam birliği komutanı
Binbaşı Georg Gottschalk Irak'ta 6. Ordu da bir istihkam birliği komutanı
Binbaşı Speich 1918 Ia Alman Kolodrdusu Kurmay subayı
Binbaşı Dr . Range 1915-1918 Filistin cephesinde su ve sondaj işleri bölümü başkanı
Binbaşı R.O. Huber 1916-1918 Sahra Demiryollarında Müfettiş
Binbaşı von Abel 1917-1918'de Yıldırım ordularında Üztmenzil Müfettişi
Binbaşı Willi Bötzow 1916-1918 General Bischoff'un emir subayı
Binbaşı Pfundt 1916-1918 General Bischoff'un emir subayı
Binbaşı Goerke 1917 Demiryolları birlikleri Kurmay subayı
Binbaşı Hugo Kiehl 1916-1918 Piyade müfetteşi 4. Ordu'da Filistin'de 163 ve 136. Piyade Alayı komutanı
Binbaşı Otto Hartmann 1917-1918 6. ve 18. Kolordularda kurmay subayı
Binbaşı von Hülst 1916-1918 Genel kurmay başkanlığında Kurmay başkanının Emir subayı
Binbaşı Paulcke 1915-1916 3. Orduda(kafkasya) Kayaklı birlikler komutanı
Binbaşı von Nathusius 1916-1917 Irak'ta Depo Alay komutanı
Binbaşı von Mikusch-Buchberg 1915-1916 Askeri heyette, 1917-1918 Alman Genel Kurmay başkanlığının Yıldırım ordusundaki bağlantı subayı
Binbaşı Würth von Würthenau 1915-1918 Filistin'de Depo alayları komutanı
Binbaşı Blell 1916-1917 Adana Depo Alayı komutanı
Binbaşı von Nida 1917-1918 İstanbul'da Alman Sahra demiryolları komutanlığı temsilcisi kurmay subayı
Binbaşı Prens Moritz zu Schaubburg-Lippe 1915-1917 5. Ordu karargahı subayı
Binbaşı Lorenz 1915-1918 Askeri Heyette emir subayı
Binbaşı Hecker 1918Yıldırım ordusunda emir subayı
Binbaşı Bucher Yıldırım ordusunda
Binbaşı von Busse 1916'de İran'a özel bir görveve giden General von der Goltz'un emir subayı
Binbaşı Ittmann önce Çanakkale'de, sonra Ege'de, Suriye'de 7.Orduda
Binbaşı H.Hensel İstanbul'da askeri heyette posta işlerinden sorumlu
Binbaşı Leonhardi Mareşal Goltz'un Bağdatta kurmay heyetinde
Binbaşı Stotzingen Arap ayaklanmasını engellemek için özel bir gurupla Yemen'e kadar gider
Binbaşı von Ramsey Harita uzmanı
Binbaşı Naumann Filistin'de
Binbaşı Autenried
Binbaşı Bergius Filistin'de
Binbaşı von Seckendorff 1915'den itibaren
Binbaşı Wilhelm Cretius
Binbaşı Kurt Schwabe Filistin'de
Binbaşı Ernst von Dücker
Binbaşı Otto von Riederer 1917-1918 6.Ordu'da Musul'da Alman birliklerinin komutanı
Binbaşı Ritter von Kollmann 6. Ordu'da Makinalı tüfek Birlikleri Müfettişi, sonra geri çekilen Alman Birliklerinin kurmay başkanı
Binbaşı von Ehrenstein Yarbay Guhr'un komutası altında
Binbaşı von Scheubner-Richter 12/1914'den 08/1915' kati kadar Erzurum'da Alman konsolos yardımcısı, Sonra 10/1916'a kadar Kuzey İran'da yapılan Doğu Kafkasya operasyonları süvari müfrezeleri komutanı
Binbaşı Raith Yıldırım ordusu 702. Piyade birliği komutanı
Binbaşı Pickel 1916-1918 Yıldırım ordusu Ağır topçu komutanı
Binbaşı Arnold von Gadecke Yıldırım Ordusunda Filistin 11. Avcı Taburu komutanı
Binbaşı Muther Yıldırım ordusu 48. Piyade birliği komutanı
Binbaşı Range Filistin'de Tiberia'da bölge komutanı
Binbaşı Treitschke Yıldırım ordusu karargah kurmay subayı
Binbaşı Beckert İstanbul'da Yıldırım ordusunun kurmay başkanlığında
Binbaşı von Wegerer Yıldırım ordusu F.grubu 2. Kurmay başkanı
Binbaşı Steinbach Ürdün'de Amman Tren istasyonu komutanı
Binbaşı Kiehl Yıldırım ordusunda
Binbaşı Erlwein Yıldırım ordularında
Binbaşı Gravenstein 4. Ordu'da
Binbaşı Friedrich Kress von Kressenstein (Albay Kress'in Yeğeni) 1917'den itibaren Piyade subayı
Binbaşı Karl Mayr 1918 Askeri heyette, 1920'de Hitlerin de olduğu birliğin komutanı, Hitlerin bulucusu
Binbaşı Wisbeck 1917'den itibaren
Binbaşı Karl Berthold 1915-1916 5. Ordu'da komutan, Toroslar Menzil Komutanı
Binbaşı Weyert Uçak ve yanbirlikleri, teknik birlikleri ve Uçaksavar bölükleri genel müfettişi
Binbaşı Graetz İst. Yeşilköy'de uçak teknik işletmeleri ve pilot ve gözcülerin eğitim sorumlusu
Yüzbaşı Keiper 1918'de Trakya'da 3. Hava Bölük komutanı
Yüzbaşı Seelig 1918'de 4. Ordu'da Doğu Ürdünde 14. Uçak bölük komutanı, 4. Ordu Uçak komutanı
Yüzbaşı Lewin Amman'da 14. Uçuş filosunda
Yüzbaşı Ferdinand Ritter von Edler von Tiechler Mann 1917'den itibaren Piyade subayı
Yüzbaşı Hans von Euler-Chelpin 1917'den itibaren Sahra Topçu subayı
Yüzbaşı Hoebel 1916'dan itibaren Topçu subayı
Yüzbaşı Kleinau Yıldırım ordularında
Yüzbaşı Hinrichs Filistin'de Haritacı
Yüzbaşı Simon Yıldırım ordusu 702. Birlik Topçu subayı
Yüzbaşı Franz Helmut von Langenn-Steinkeller Süvari, İran'a yapılan (1.) seferde Kurmay emir subayı
Yüzbaşı Sternheim Yıldırım ordusu 701. birlik topçu subayı
Yüzbaşı von Loeben 1916'de İran'a özel bir göreve giden General von der Goltz'un emir subayı
Yüzbaşı Tzschirner 1915-1917 İran'a geden askeri heyet üyesi, 6.Orduda
Yüzbaşı H.G. Merkel 1916-1918 Alman Irak ordularında (Yıldırım) Yukarı menzil müfettişi
Yüzbaşı Frhr.von Dungern 1917-1918 Filistin'de Alma Asyakolordusunda
Yüzbaşı von Heemskerck(Heermskerk) 1916-1917 Yıldırım orduları uçakları ve 300. Uçuş filosu komutanı
Yüzbaşı Seyert 1918 Yıldırım orduları uçak filoları komutanı
Yüzbaşı Bieneck 1917-1918 Pilot ve Filistin'de 301. Uçuş filosu komutanı
Yüzbaşı Elias 1917-1918 Pilot ve Filistin'de 302. Uçuş filosu komutanı
Yüzbaşı Schumburg 1917-1918 Pilot ve Filistin'de 303. Uçuş filosu komutanı
Yüzbaşı Franz Walz 1917-1918 Pilot Filistin'de 304. Uçuş filosu komutanı, Yeriko Kartalı
Yüzbaşı Steiner 1918'de Pilot Filistin'de 305. Uçuş filosu komutanı,
Yüzbaşı Warsow 1916-1918 Paşabirliklerinin Uçak Parkı komutanı
Yüzbaşı Fleischfresser 1917-1918 Yıldırım ordularında uçak birliklerinde teknik komutan
Yüzbaşı von Beguelin 1917-1918 Yıldırım ordularında uçak birliklerinde teknik komutan
Yüzbaşı von der Groeben 1917-1918 Yıldırım ordularında g örevli süvari
Yüzbaşı Rohlfing 1915-1916 6.Orduda 930. Sahra topçu Birliği komutanı
Yüzbaşı Heinrich 1916-1917 500.Alman Motorlu taşıt araçları Komutanı, Toroslor Çamalan'da
Yüzbaşı Cummerow 1915-1916 6.Orduda Menzil Müfettişi
Yüzbaşı Cordemann 1918 Alman Askar heyeti 2. Başkanının Kurmay subayı
Yüzbaşı Staudinger 1916 6. Orduda Paşa birliklerinde Kurmay subayı
Yüzbaşı Jobb (A vusturyalı) 1918 6. Ordu'da Ordu'da T 2 Motorlu taşıtlar Komutanı
Yüzbaşı Karl Justi 1918 Yıldırım ordusunda görevli
Yüzbaşı Heilingbrunner 1915-1917 Çanakkale ve Kafkasya cephelerinde ağır topçu birlikleri komutanı
Yüzbaşı von Langenn-Steinkeller 1915-1918 Süvari, Filistin'de General Kress'in emir subayı
Yüzbaşı Pfeffer-Wildenbruch 1915-1917 Alman Irak Birlikleri ve 6. Orduda Topçu subayı
Yüzbaşı von Anderten Genelkurmay başkanının Emir s

User avatar
Chavusch
Member
Posts: 81
Joined: 25 Aug 2006 16:30
Location: Walnut CA USA

Post by Chavusch » 31 Aug 2006 13:03

Yüzbaşı Sterke Istanbul'da Levazım işleri dairesinde Levazım subayı
Yüzbaşı Adolf Röpnack Şam'da 6. Topçu müfrezesi komutanı
Yüzbaşı Ernst Worneweg İstanbul Osmaniye'de Radyo istasyonu komutanı
Yüzbaşı Fenski 1916 kışında Çanakkale'de Ağır topçu subayı
Yüzbaşı von Holy-Ponienzietz Çanakkale Bigalı'da Makinalı Tüfek okulu komutanı
Yüzbaşı Franz Fries 1916-1918'de Türk ordusunda görev alır
Yüzbaşı Bork Afule'de su sondaji birlikleri komutanı
Yüzbaşı Genee 701 Piyade tabur komutanı sonra, sahra inzibat dairesi başkanı
Yüzbaşı(süvari) von Leyser Hafir-Abu Augila arası sahra demir yolu yapımı Başkanı
Yüzbaşı(süvari) von Dungern Yıldırım ordusu 701. Piyade birlik komutanı
Yüzbaşı Reck Yıldırım ordusu 702. Piyade birlik komutanı
Yüzbaşı Fritzsche Türkiye'den Almanya'ya gidecek Krom, bakır ve mangan gibi maddelerden sorumlu
Yüzbaşı Grossmann Işıldakla haberleşme birliği başkanı Almanya'dan 30 personlle gelir
Yüzbaşı Max Simon-Eberhard Filistin'de
Yüzbaşı Franz Gürtner Yıldırım ordusu 702. Piyade bölüğü komutanı, savaş sonrası Bayern Adalet Bakanı
Yüzbaşı Droese Yıldırım ordusu 702. Piyade bölüğü komutanı
Yüzbaşı Noss Suriye'de
Yüzbaşı Halke 7.Orduda
Yüzbaşı Schnell Şam'da Top onarım atelyeleri komutanı
Yüzbaşı Kayserlink Filistin'de Taşıt konvoylarında
Yüzbaşı Paschasius Filistin'de Taşıt konvoylarında
Yüzbaşı König Filistin'de 203. Uçuş filosu komutanı
Yüzbaşı Bernhard Filistin taşıt birlikleri komutanı
Yüzbaşı von Perfall Halep'te taşıt birlikleri komutanı
Yüzbaşı Schmülling İstanbul'da Askeri heyette Taşıt konvoylarından sorumlu
Yüzbaşı Axter Filistin'de 8. Birlikte
Yüzbaşı Haucke Filistin'de 505. Birlikte
Yüzbaşı Beyer Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Yüzbaşı Steiner Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Yüzbaşı Dagobert von Mikusch Alman Genel kurmayının Yıldırım ordusundaki bağlantı subayı
Yüzbaşı Wappenhans Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Yüzbaşı(süvari) Hecker Filistin'de General Liman von Sanders'in emir subayı
Yüzbaşı Wiss Suriye'de
Yüzbaşı Ruhse Filistin'de
Yüzbaşı Sachse Alman Asya Kuvvetleri nde
Yüzbaşı Fritz Eulitz
Yüzbaşı Grassman Yıldırım Doğu Ürdün gurubu 703. Tabur komutanı
Yüzbaşı Schumann Yıldırım ordusunda
Yüzbaşı Fulachen
Yüzbaşı H. Düsel Yıldırım Ordularında
Yüzbaşı Contzen Mardin'de Sahra Demiryolları Komutanı
Yüzbaşı Trabert 6. Ordu'da Makinalı tüfek birliği komutanı
Yüzbaşı Gutbrod 6. Ordu'da Telsiz ve Telefonla haberleşme tekniği subayı
Yüzbaşı von Monteton 6. Ordu'da İran seferinde görevli
Yüzbaşı Zarnke Askeri Heyetin Boğaziçi gazetesi yazı işleri müdürü
Yüzbaşı Hans Joachim Buddecke 1915-1917 İstanbul, Çanakkale ve İzmir'de avcı uçakları bölükkomutanı
Yüzbaşı Helmut Felmy 1917-1918 Yıldırım ordusunda 300. Uçuş Filosu komutanı
Yüzbaşı Schüler von Krieken 1916 İzmir ve Çanakkale'de 5. Ordu'da Uçak Bölüklerinin sonraki komutanı
Yüzbaşı Kettenbeil İzmir ve Çanakkale'de 5. Ordu'da Uçak Bölüklerinin sonraki komutanı
Yüzbaşı Faller İzmir ve Çanakkale'de 5. Ordu'da Uçak Bölüklerinin sonraki komutanı
Yüzbaşı von Aulock 1916 Irak'ta 6. Orduda Uçak filolarının komutanı
Yüzbaşı Hattendorf Irak'ta 6. Orduda Uçak filolarının sonraki komutanı
Yüzbaşı Hans Schüz Irak'ta 6. Orduda Uçak filolarının sonraki komutanı
Yüzbaşı Wilhelm Ritter von Schrenk 1916 sonuna kadar Irak'ta 12. Topçu birliği komutanı
Yüzbaşı Kirchmair 1916 Irak'ta
Yüzbaşı Mannert 1916 Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daa 3. Ordu'da 2. Topçu birliğinde
Yüzbaşı Friedrich von Fürstenberg 1916-1917 Osmanlı Tarım bakanlığı Traktör biriminde
Yüzbaşı Sinz 1916-1917 Osmanlı Tarım Bakanlığı Traktör biriminde
Yüzbaşı Friedrich Wetzel 1918'den itibaren Piyade subayı
Yüzbaşı Fleischfeuer
Yüzbaşı Hochbaum
Yüzbaşı Hoffmann
Yüzbaşı Viktor Kraft
Yüzbaşı Naumann
Yüzbaşı Rudolf Koch
Yüzbaşı Ludwig Reeps
Yüzbaşı Bohnstedt
Yüzbaşı Koling
Yüzbaşı Robert Würth von Würthenau
Yüzbaşı Wilhel Quast Mühendis
Yüzbaşı Karl Gronewaldt
Yüzbaşı Konrad Müller
Yüzbaşı Andreae Prof.Dr. Harita uzmanı
Yüzbaşı Grunder 1916'dan itibaren
Yüzbaşı Adolf Paraquin 1915'den itibaren
Üsteğmen Bock Fiilistin'de
Üsteğmen Pfannenstiel 6. Keşif Uçak bölüğü komutanı
Üsteğmen Rudolf Holzhausen 1917'de 303. Uçak bölüğünde pilot, 1918'de Yıldırım ordularında Pilot
Üsteğmen Siller 1916'dan itibaren
Üsteğmen Heuchmann 1916'dan itibaren
Üsteğmen Denniger 1918'den itibaren istihkam subayı
Üsteğmen Freiherr von Wolfskeel 1916'dan itibaren
Üsteğmen Wiest 1916-1917 Osmanlı Tarım ve Beslenme bakanlığı Traktör biriminde
Üsteğmen Hermann Süss 1918 Osmanlı Tarım Bankasında
Üsteğmen Paul Wagner Önce Askeri heyette sonra Genelkurmay'da
Üsteğmen Max Winkler 1916-1918 Kafkasya'da 3. Ordu'da sonra Çanakkale'de Dağ topçusu birlik komutanı
Üsteğmen Crienitz (Grinitz) 1916 Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 3. Ordu'da 2. Topçu birliğinde
Üsteğmen Glas 1916'dan itibaren Kafkasya'da
Üsteğmen Mack Irak'ta 2. Makinalı Tüfek bölük komutanı
Üsteğmen Martinengo Irak'ta
Üsteğmen von Sydow Yıldırım 703. Taburunda
Üsteğmen Adolf Oehme Yıldırım ordusu, kurmayında emir subayı
Üsteğmen Kurt Kleinau
Üsteğmen Kurt Jancke
Üsteğmen Jancke
Üsteğmen Seiffert Filistin'de
Üsteğmen Hecker
Üsteğmen Fuhrken 7. Ordu'da Topçu Subay
Üsteğmen Schreiber Yıldırım Ordu karagahında
Üsteğmen von Hoven Yıldırım ordusunda kartograf
Üsteğmen Müller
Üsteğmen Paul Klocksin
Üsteğmen Erich Graf
Üsteğmen Erik von Heimburg
Üsteğmen Schaub Yıldırım Ordusunda topograf
Üsteğmen Paul Overdyck
Üsteğmen Adam von Opel Taşıt konvoy komutanı
Üsteğmen Paulus
Üsteğmen Martin İzmit Derince'de teknisyen subay
Üsteğmen Heinrich Holzhausen 7. Ordu'da Topçu Subay
Üsteğmen Mohr Yıldırım ordusu 701. Piyade Birliği komutanı
Üsteğmen Lutz Yıldırım ordusunda 702. Birlik Topçu subay
Üsteğmen Hermann Unger Askeri heyetin İstanbul 'da yayınlanan Boğaziçi adlı gazetesinin redaktörü
Üsteğmen Ihlefeldt Yarbay Hans Guhr'un komutasında
Üsteğmen Piper Yarbay Guhr'un komutasında
Üsteğmen Köhler Yarbay Guhr'un komutasında
Üsteğmen Rammel Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Üsteğmen Seifert Filistin'de taşıt birliklerinde emir subayı
Üsteğmen Weiss Filistin'de taşıt birliklerinde emir subayı
Üsteğmen Frey Filistin'de 706. Ve 709. Taşıt birliği(konvoyu)komutanı
Üsteğmen Grimm Filistin Kunetra'da taşıt birliği komutanı
Üsteğmen Liebegott Paşa II birliklerinde
Üsteğmen Braunschweig Filistin'de
Üsteğmen Fritz Schmütgen Filistin'de
Üsteğmen Jung Filistin'de
Üsteğmen Höltz Yıldırım ordularında
Üsteğmen Hans Flessing Filistin'de Samah'ta Demiryolu durak komutanı
Üsteğmen Anton Filistin'de
Üsteğmen Theodor Höfert Filistin'de 405. Birlikte
Üsteğmen Schneider İstanbul'da emir subayı
Üsteğmen Walther Tröge Yıldırım orduları kurmayında General Liman von Sanders'in emir subayı
Üsteğmen Wichert 146 Piyade Alayı emir subayı
Üsteğmen Hans Lühr İran seferinde görevli, sonra General Goltz'un yanında pilot
Üsteğmen Presse Silah ve mühimmat dairesinde kurmay subayı
Üsteğmen Müller-Herrings 6. Ordu'da
Üsteğmen Graf Hoensbroech Toroslarda, Yük hayvanları birliği komutanı
Üsteğmen Richard Falke 1917 Sina Yarımadasında 300. Uçuş filosunda
Üsteğmen Wilhelm Bormann 1917-1918 Irak'ta 6. Ordu'da Avcı uçak filo komutanı
Üsteğmen Schultheiss Sina yarımadasında avcı uçak pilotu
Üsteğmen Veit Fischer 1917-1918 Filistin'de 304. Uçuş filosunda
Üsteğmen Fritz Berthold 1916 Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Üsteğmen Soyter 1915'de Filistin'de 300. Uçuş filosunda emir subayı
Üsteğmen Krüger 1917'de 300. Uçuş filosunda pilot
Üsteğmen Oscar Anschütz Çanakkale'de pilot
Üsteğmen von Hofacker 1918'de Trakya'da 3. Hava Bölüğünde uçak pilotu
Üsteğmen Croneiss Avcı uçaklarında pilot
Üsteğmen Strötzel 1918 Paşa birliklerinde Pilot
Üsteğmen Hans H. Mulzer 1917'de 7. Orduda topçu subayı , Yıldırım Ordu gazetesi sorumlularından
Üsteğmen Glas 1916'dan itibaren
Üsteğmen Rühl 1915'den itibaren
Üsteğmen Erich Eiswaldt 1917'den itibaren Topçu subayı
Teğmen Anton Grimm Türk askerlerine karda yürüme eğitimi verir
Teğmen Röder 1915-1917 Pılot İskenderun hava sahası korunması, Mersin ve Doğu Ürdün'de
Teğmen Croneiss Avcı uçak pilotu (Üsteğmen Croneiss'in kardeşi)
Teğmen Sydler Çanakkale'de pilot
Teğmen Preussner Çanakkale'de Pilot, Uçuş bölük komutanı
Teğmen Garber Çanakkale'de pilot
Teğmen Gottfried Hamm 1918'den itibaren Telgraf birliklerinde
Teğmen Otto Seitz 1918'den itibaren İstihkam subayı
Teğmen Völker 1918'den itibaren Demiryolları birliklerinde
Teğmen Ulrich 1918'den itibaren İstihkam subayı
Teğmen Kramer 1918'den itibaren Piyade subayı
Teğmen Otto Martin 1917'den itibaren Sahra Topçusu
Teğmen Fritz Mergenthaler 1917'den itibaren
Teğmen Paul Behn 1917'den itibaren
Teğmen Weise 1916'da Irak'ta
Teğmen Schmitt 1916'da Irak'ta
Teğmen Rist 1915'den itibaren
Teğmen Franz Babinger Oryentalist 1914'den itibaren Türk ordusunda çevirmen olarak
Teğmen Richard Euringer 1916'da Sina yarım adası ve Filistin'de pilot
Teğmen Stalter(Salter) 1916'da Sina yarım adası ve Filistin'de pilot
Teğmen Henkell (Henckel)1916'da Sina yarım adası ve Filistin'de pilot
Teğmen von Hesler 1917-1918 Yıldırım ordusunda 300. Filo'da pilot
Teğmen von Bülow 1917-1918 Yıldırım ordusunda 300. Filo'da pilot
Teğmen Felmy (Yüzbaşı Felmy'nin kardeşi) 1917'de 300. Filoda pilot
Teğmen Meyerdirks 1918'de Yıldırım ordularında Pilot
Teğmen Auler Irak'ta
Teğmen Behring Yıldırım ordularında
Teğmen Zimmermann Yıldırım ordularında
Teğmen Gassmann Yıldırım ordularında
Teğmen Kuhn Yıldırım ordusunda emir subayı
Teğmen Kreussler Yıldırım ordularında Makinalı Tüfek bölük komutanı
Teğmen Gründing Filistin'de Doğu Ürdün'de 703. Taburda
Teğmen Böhm Yıldırım 703. Piyade taburu avci birliği komutanı
Teğmen Birtz Yıldırım ordusunda 16. Alay'da
Teğmen Denniger Filistin'de
Teğmen Friedmann Filistin'de 96. Birlikte
Teğmen Vogt Filistin'de 3. Alayda
Teğmen Foerster Filistin'de 201 Piyade birliğinde emir subayı
Teğmen Dienst Yıldırım ordusu askeri haberalma biriminde
Teğmen Schlesinger Filistin'de
Teğmen Lehmeyer Filistin'de
Teğmen Genzel Filistin'de
Teğmen Aschmann 1701. Ordu telefon biriminde
Teğmen H. Becke 601-608 Makinalı tüfek bölüklerinde
Teğmen Wilhelm Rieger Filistin'de
Teğmen Döbler Filistin'de 741. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Brockhoff Filistin'de 761. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Müller Filistin'de 704. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Kaske Filistin'de 711. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Zettelmeyer Filistin'de 711. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Maier Filistin'de 505. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Freese Filistin'de Taşıt birliği komutanlığında emir subayı
Teğmen Neukirch Filistin'de Taşıt birliği komutanlığında emir subayı
Teğmen Hubert Filistin'de 705. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Schimmelfeng Filistin'de Taşıt birliği komutanı
Teğmen Weck Filistin'de 710. 713. 502.taşıt birliği komutanı
Teğmen Holtzscherer Filistin'de 713. Taşıt birliği komutanı
Teğmen Walther Filistin'de Taşıt birliği komutanı
Teğmen Springer Filistin'de 712.Taşıt birliği komutanı
Teğmen Domnick Filistin'deTaşıt birliği komutanı
Teğmen Estorff Sivas Ulukışla'da taşıt birliği komutanı
Teğmen Albrecht Sivas Ulukışla'da komutanı
Teğmen Kemper Yıldırım ordusu 701. Piyade birlik komutanı
Teğmen Koop Yıldırım ordusunda 702. Mayın atıcısı komutanı
Teğmen Hannes-Block 7. Ordu'da Topçu Subay
Teğmen Wilhelm Cleemann Yıldırım ordusunda, Yıldırım Ordu gazetesi sorumlularından redaktör
Teğmen Nebel Yıldırım ordusunda, Yıldırım Ordu gazetesi sorumlularından redaktör
Teğmen Moritz General Liman von Sanders'in kurmayında
Teğmen Kelle Filistin'de146. Piyade alayında
Teğmen Speidel Filistin'de Taşıt konvoylarında
Teğmen Friedrich Platz
Teğmen E. Plenio Askeri inzibat subayı
Teğmen Schütze İstanbul'da Alman askeri heyetinde görevli inzibat subayı
Teğmen Ferdinand Müller Topçu subayı, 704. Taşıt konvoyu komutanı
Teğmen Zilles Filistin'de 300. Uçuş filosunda emir subayı
Teğmen Nauberlit Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Teğmen Kakeling Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Teğmen Zugann Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Teğmen Louis Schwarzkopff Filistin'de 300. Uçuş filosunda
Teğmen Wilhelm Soleski Yeşilköy'de Uçucu birliklerde
Teğmen Graf von Schwerin 701. Piyade bölüğünde
Teğmen Metzger Filistin'de 701 Makinalı tüfek bölüğünde
Teğmen Glaschker Adana'da malzeme temin subayı
Teğmen Fritz Bötzow Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde Şehit Pilot
Teğmen von Chamier Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde
Teğmen Meyer Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde Şehit
Teğmen Rissman Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde Şehit
Teğmen Hampe Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde
Teğmen R.U.Uta Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde
Teğmen von Kunsberg Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde
Teğmen Ernert Filistin'de Cenin'de 300. Sahra uçus birliklerinde
Teğmen Pflug 30 kişilik Işıldakla haberleşme birliğinde sorumlu subay
Teğmen Ernst Jacob Filistin Paşa II kuvvetlerinde
Teğmen Hoesch Yıldırım ordusunda
Teğmen Neuloch Yıldırım ordusunda
Teğmen Eggebert Meder 1701. Telefonla haberleşme birliğinde
Teğmen Ottmar Schwager 1915-1917 Telefonla haberleşme birliğinde
Teğmen Kurt Wertelnmann 3. Sahra topçu birliğinde
Teğmen Halle Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Sonntag Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Offenberg Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Baimke Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Weidmann Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Förster Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Schäfer Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Fischer Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Russ Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Wiegand Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Klepper Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Wilkens Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Sälke Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Wendt Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Strauch Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Schüler Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Kirchner Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen O'swald Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Luckhardt Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Oesterle Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Lansberg Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Kaniecki Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Metz Pilot Yıldırım ordusunda 11. Avcı taburunda
Teğmen Korb Filistin'de 702. birlikte
Teğmen Merth Filistin'de 702.birlikte
Teğmen Klingspor Musul'da Petrol sondaj subayı
Teğmen Back İran seferiyle Kermanşah'a
Teğmen Hauck İran seferiyle Kermanşah'a
Teğmen Maschmeier İran seferiyle Kermanşah'a
Teğmen Beyer Filistin'de su sondaj işlerinde Yüzbaşı Range'nin yardımcısı
Teğmen Franke Halep'te Bağlantı subayı
Teğmen Deveroff Mardin'de Sahra demiryolları Bağlantı subayı
Teğmen Gerber 6. Ordu'da İstihkam subayı
Teğmen Kraft 6. Drdu'da istihkam(köprülerden sorumlu) subayı
Teğmen Böhn 6. Ordu'da Yük taşıyan Hayvan kolonları sorumlusu
Teğmen Fritz Lorch Irak'ta
Teğmen Nagel Afyon vo Konya'da. Ayrıca Askeri heyetin Boğaziçi gazetesinde resimler çizer
Teğmen Zinnecker İzmir'de
Teğmen Kunze(Kunz) 1918'de Paşa birliklerinde Filistin ve Irak'ta avcı uçak pilotu
Teğmen Schulze Irak'ta avcı uçak pilotu
Teğmen Bestaenier 1918'de Paşa birliklerinde Filistin ve Irak'ta avcı uçak pilotu
Teğmen Georg Dehn 1918 Arkeolog, Askeri Heyette, Wiegand'ın komutası altında
Teğmen Karl Klinghardt 1915'den itibaren
Teğmen Heinrich von Opel
Teğmen Heinz Schellens
Teğmen Kutter
Teğmen Stahl İstanbul'da Alman askeri heyetinde görevli
Asteğmen Fritz Zollitsch 1916dan itibaren
Cephelere göre ise şöyle ayrıntılar vermek mümkün. Aşağıdaki isimlerin bazıları kısmen yukarıdaki listelerde verildiği için tam bir liste olarak değerlendirmemek gerek.
DOĞU CEPHESİ, GÜNEYDOĞU VE KARADENİZ
Alman Genel Kurmayı ve kuvvet komutanları(General Hindenburg, General von Moltke ve General von Conrad) Eylül ayında Türk'lerden özellikle Kafkasyada bir cephe açmalarını isterler. Çünkü Avusturyalılar Ruslar karşısında çok güç durumda kalmışlar çok büyük güçlerini kaybetmişlerdir. Amaç böylelikle Batı cephelerinden Rusların buraya asker kaydırmalarını sağlamaktır. Planın başarılı olması için ileri harekata paralel olarak, Kafkasya'daki Rus işgalinde bulunan Gürcistan, Acaristan, Azerbaycan ve Kuzey İran gibi yerlerde aynı anda Ruslara karşı halk ayaklanmaları yapılması planlanır ve bu işle görevli subaylar bu yörelere gönderilir. Fakat öte yandan Ruslar'da aynı planları Doğu Anadolu'ya kendi kuvvetlerinin saldırısı sırasında Ermenileri ve Kürtleri ayaklandırmak için yapmakta ve çalışmaktadır.
Ruslara karşı Aralık ayında( Kışın tam ortasında) harekete geçen 'da 3. Ordu komutanı Hasan İzzet Paşa'nın kurmay başkanı Yarbay Felix Guse'dir. Onun emir subayı önce Yüzbaşı von Stetten sonra Yüzbaşı Winzer olur. Sonra bu göreve Yarbay Erwin von Strube gelir. Erzurum Müstahkem Mevkii Komutanlığına General Posselt getirilir.(Savaş başladıktan sonra Balkan savaşlarındaki verimsizlikleri ve olumsuz etkileri de düşünülerek silahları alınarak geri hizmete alınan Osmanlı vatandaşı Rum ve Ermenilerin yol yapımı birliklerinde kullanılması(Amele taburları) fikri General Posselt'ten gelir.) Bu Ordu'ya bağlı 10. Kolordu kurmay Başkanı Binbaşı Lange olur. Binbaşı Kirsten, bu ordunun süvari birliklerine komuta bölümüne katılır. Topçu Yüzbaşı Straszewski bir süre sonra 11.Kolordu'ya geçer. General Dr. Colley Erzincan'da diğer iki Alman doktor ve Alman hemşirelerle birlikte ordunun sağlık hizmetlerine katkıda bulunur. Ayrıca Yüzbaşı von Scheubner geçici olarak Erzurum'da Alman konsolosluğunda görev alır. Binbaşı Paulcke 1915-1916'da bu orduda Kayaklı birlikler komutanıdır.
Süvari Yüzbaşı Schröder 3.ordu'nun cephe gerisi denetleyicisi(Müfettişi) olarak göreve başlar. Binbaşı Vonberg önce Sivas'ta birliklerin harekata hazırlanmasında sonra 10. Kolordu'da sahra topçusu olarak harekatlara katılır. Rize, Trabzon, Artvin, Kars, Sarıkamış yörelerine Topçu Binbaşı Stange komutasında çete savaşı yapmakla bir birlik görevlendirilir. Çetecileri yetiştirmek için ayrıca diğer bazı Alman subayları görevlendirilir. Savaş bakanı Enver paşa, 3. Ordu komutasını Ocak ayında İzzet Paşa'dan kendi üzerine alır. Kendisine Alman generali von Schellendorf ve emir subayı Binbaşı Fischer kurmay subayı Yarbay Otto von Feldmann (kendisi 1. Ordu Kurmay başkanıdır.)da katılmıştır. Trabzon'da 28. Piyade alayı komutanı Binbaşı Hunger ilerleyen Ruslara karşı çarpışır. Ayrıca yine Trabzon'da Kafkasya'da çıkacak karışıklıklardan yararlanarak Gürcistan'a çıkarma yapmak amacıyla Gürcü gönüllü çete birlikleri hazırlanır. Bunları Teğmen Louis Mosel, Teğmen Schliephack, Yüzbaşı Graf von der Schulenburg, sonra Üsteğmen von der Galen yönetir. Kafkasya'daki Sarıkamış(Rusları arkadan) çevirme harekatı başarısız kalınca, bu Gürcü birlikleri kısmen dağıtılır, kısmen de Osmanlı ordusu emrinde Karadeniz ve Doğu bölgesindeki Rum-Ermeni haydut ve çetecilerin ve asker kaçaklarının takibinde kullanılır. Ruslar, İngilizlerin ve Fransızların çok büyük kuvvetlerle Çanakkale önlerine gelmesinden hemen sonra Nisan ayında karşı saldırıya geçerler buna paralel olarak, çeşitli yerlerde Van'da, Şebinkarahisar'da, Muş'ta, Maraş'ta Ermeni isyanları çıkar.
Bu cephede 3.Ordu kurmay başkanlığı bir süre için Yarbay Falkenhausen alır. Samsun'da toparlanan birliklerin hazırlığında Binbaşı Diesener görev alır. Yedek Binbaşı Karlsruhe Teknik okulu Profesörü Paulke Istanbul'da kayak yapımı için atölyeler kurar sonra bu malzeme ile orduya Erzincan dağlarında kayak eğitimi vererek Dağ taburlarını kurar. Öte yandan Avusturyalı Oryantalist Yedeksubay Dr. Pietschmann'da Erzurum'da benzer kayak birlikleri kurup eğitir. Bu cephede savaş başından sonuna kadar toplam 20 Alman subayı ve birçok Avusturyalı subay görev almıştır. Ayrıca subay adaylarından Meyer ve Thiel'de bu ordu da görev yaparlar. Güneydoğu Bölgesinde, Diyarbakır, Urfa ve Maraş bölgesinde çıkan ayaklanmaları bastıran ordu birliklerinin komutanı Fahri Paşa'nın Kurmay başkanı Yarbay Graf Wolfskeel von Reichenberg'dir.
MISIR, SİNA CEPHELERİ
Aynı anda Mısır, Sina yarımadasında ve Suveyş kanalını kontrol altına almak için 4. Ordu yola çıkar. Amaç İngiltere'nin Hindistan ve deniz aşırı ülkelerden Suveyş kanalı yolu ile Avrupa'ya sömürge askeri ve malzeme getirmesini engellemektir. Bu ordunun komutanı Cemal Paşa ve Kurmay Başkanı Albay von Werner Frankenberg-Proschlitz, sonra Kurmay Binbaşı Solger. Albay Kress von Kressenstein komutasındaki Kuvvetler Suveyş'e ulaşır, fakat fazla başarılı olamaz. Kress'in emir subayı Binbaşı Mühlmann, Binbaşı Franz von Papen(kendisi daha sonra 4. Ordu kurmay başkanlığına atanır) ve Albay von Schierstaedt , Albay Pfeiffer, Yarbay Lauffer, Binbaşı Tiller, Binbaşı Meier, Binbaşı Hunger, Binbaşı Fischer, Yüzbaşı Bölcke, Yüzbaşı Hans Erich von Tzchirner, Yüzbaşı Maschmeyer, Yüzbaşı Gerlach, Yüzbaşı von Hagen(Suveyş kanal harekatında şehit olur), Deniz Üsteğmen Brasch, Teğmen Rosskoten'da bu orduda görevlidirler. Sonra Suveyş kanalı harekat bölgesinin kurmay başkanı Yarbay von der Goltz(Irak Cephesinin komutanı Mareşal Colmar von der Goltz'un oğlu) olur.
ÇANAKKALE
Sarıkamış Rusları arkadan çevirme harekatı, büyük kayıplara rağmen Ruslar'da bir telaş uyandırır. Batı Cephesinde Alman ve Avusturyalılara karşı savaşırken, Kafkas cephesinde Türk hücumu karşışında telaşa kapılırlar. Kafkas cephesinde çok büyük bir Türk ordusunun daha beklediğini sanan Ruslar 2 Ocak 1915'te İngiltere'ye resmen başvurarak yardım isterler. İşte doğudaki bu harekat Çanakkale önüne yüzbinlerce düşmanın yığılmasının nedeni olmuştur. Bu istek üzerine İngiliz ve Fransızlar, Ruslara yardım etmek amacıyla Çanakkale ve İstanbul boğazlarına yüklenmek için harekete geçerler ve önce gemilerle boğazı aşmak isterler. Amaç İstanbul'un(Başkentin) ele geçirilmesidir. Subay astsubay ve er olarak 700 kişilik bir Alman askeri birliği bu yörede görev almıştır. Çanakkale ve İstanbul Boğazları savunma tertipleri komutanı Alman Amiral Guido von Usedom' dır. Generalin kurmay başkanı Deniz Binbaşı von Janson. Çanakkale'de Koramiral Johannes Merten, Istanbul Boğazında ise Deniz Albay Kühlwetter görev alır. Topçu kuvvetlerin danışmanlığına Albay Gressman getirilir. Çanakkale savaşlarını 5.Ordu komutanı olarak General Otto Liman von Sanders yürütür. Yaverleri(emir subayları) Yüzbaşı Erich Prigge, Yüzbaşı Carl Mühlmann, Yüzbaşı Thieme'dir. Kurmay heyetinde Osmanlı subayları dışında Süvari Yüzbaşı von Frese vardır. İrtibat subayı Binbaşı Beckert'dir. Çanakkale savaşlarında komuta görevi üstlenen diğer bazı Alman Subaylar şunlardır. 5. Ordu, 3. Tümeni komutanı Albay August Nikolai, 5.Tümen komutanı Albay von Sodenstern daha sonra aynı göreve Albay Hans Kannengiesser getirilir. Kıyı koruma birliği komutanı Binbaşı Wilhelm Willmer, 28. Piyade Alayı komutanı Albay Hunger. Saros körfezini 1.Ordu komutanı General Colmar von der Goltz komutası altındaki kuvvetler koruyor, general daha sonra Irak cephesine atanınca yerine bir müddet Albay Beck sonra da Esat Paşa getirilir. İstihkam Binbaşısı Effnert, İstihkam Albay Weber siperleri ve şaşırtıcı yalancı siper yapımın koordine eder aynı zamanda Asya cehahındaki 15. Kolordu komutanıdır. Bu ordunun Kurmay Başkanı Çin deneyimli Yarbay Thauvenay, sonra yerine Binbaşı Eggert, 12.Tümen komutanı Yarbay Havek, Rumeli cihetindeki 8.Ağır topçu alayı komutanı Albay Wehrle, yanında oğlu Teğmen Wehrle, ve emir subayı Teğmen Adie, daha sonra bu Alayın komutanlığını Albay Grossmann alır , Hamidiye Tabyası komutanı Deniz BinbaşıWossidlo 'dır. Aynı tabyada Üsteğmen Herschel'de görev alır. Anafartalar Topçu komutanı Binbaşı Lierau, sahra top taburu komutanı Yüzbaşı Lehmann, Makinalı Tüfek bölüğü komutanı Üsteğmen Bolz, 2 .Ordudan gelen teknik birlikler ise Albay Berend, Yarbay Clement ve Binbaşı Lethes komutasında. İntepe'deki topçu birliklerini Deniz Yüzbaşı Nitzsche birleştirir. Ayrıca Binbaşı Kirsten, Binbaşı Schierholz(Yenişehir ve Kumkale'de), Topçu Binbaşı Bienhold'da bu birliklerde görev alırlar. 5.Kolordu komutanı Binbaşı Albrecht. Orhaniye'deki birliklerin komutanı deniz Teğmen Wörmann. Güney gurubunda Binbaşı Binhold, Binbaşı Schmidt-Kolbow ve Binbaşı Senftleben ve deniz Üsteğmen Boltz görev alırlar. Deniz Teğmen von Rabenau Gelibolu'da çarpışır. Kuzey grubunda Binbaşı Vonberg, Yüzbaşı Detleffen görev alır. Denizaltı silahları konusunda deniz Binbaşı Gehl danışmanlık yapar. Tümamiral von Usedom'un oğlu Teğmen von Usedom bu bölgede gözetleme subayı olarak görevlidir. Alman Sahra uçakları şefi Havacı Yarbay Siegert burada gözetleme uçuşları yapar. Çanakkale'de müttefik güçler başarısız kalınca, Türk-Alman birlikteliğinin politik mimarlarından Ernst Jäckh " Helgoland'dan Bağdat'a kadar 4'lü ittifak güçlerinin(Bulgaristan dahil) birliği sağlanmış oldu." der.
İZMİR VE EGE
14.Kolordu , İzmir ve bölgesi komutanı Tuğgeneral Bruno Trommer'dir. Rum çetelerle ve asker kaçakları ile mücadelede ve diğer Ege adalarına yapılan harekatlarda Binbaşı Schmitt-Kolbow, süvari Yüzbaşı Schüler von Krieken, Yüzbaşı Linsmayer görev alırlar.
Ege'de İzmir körfezi açıklarında Kösten adasından gelen Rum çetecilere yapılan harekata Binbaşı Lierau komutasında birlikler katılır. Bunlar arasında Deniz Üsteğmen Missuweit, Üsteğmen Diesinger ve Avusturyalı Yüzbaşı Manouschek vardır. Akdeniz'de Meis adasından gelen çetecilere karşı yapılan harekata Yüzbaşı Schüler, Binbaşı Schmidt Kolbow, Yüzbaşı Ittmann, Üsteğmen Hasselberger katılırlar
KAFKASYA, İRAN, DAĞİSTAN, AZARBEYCAN VE AFGANİSTAN'DA
HALKI İSYANA KIŞKIRTMA VE SABOTAJ EYLEMLERİ İÇİN
ALMAN KONSOLOSLARININ
HAZIRLADIĞI SEFERLER
Müslüman Gürcüleri, Kafkas halklarını, İran, Afganistan ve Orta Asya halklarını İngiliz ve Ruslara karşı kışkırtıp ayaklandırmak amacıyla, 1914 yılından itibaren Kafkasya, İran ve Afganista'a seferler hazırlanmış, bu seferlere Türklerin yanında, İstanbuldaki Alman Büyükelçiliği kadrosundan Türkiye'de Alman konsolosluklarında Yardımcı Konsolos olarak görevli Alman Teşkilatı Mahsusasının subayları komutanlık yapmışlardır. Bu kışkırtma operasyonları yöneticisi İstanbul'daki Alman askeri ataşesi Albay von Leipzig, onun bir kaza kurşunu ile Türkiye'de ölmesinden sonra Yarbay Otto von Lossow'dur. Konsoloslukta çalışmasına rağmen Yarbay Lossow Dışişleri bakanlığına bağlı değil, doğrudan Alman genelkurmayına ve Alman Kayserine bağlıdır. Lossow'un aynı Deniz Ataşesi Humann gibi Enver Paşa'yla çok yakın ve samimi bir ilişkisi vardır. Balkan savaşlarında benzer deneyimleri kazanan Süvari Yüzbaşı Kaspar Graf von Preysing-Lichtenegg-Moos Kasım 1914'den itibaren bir kaç aylığına İstanbul'daki Alman büyükelçiliğinde görevlendirilir. Yüzbaşı Preysing'in önerisi üzerine Max Erwin von Scheubner-Richter (Daha sonra 9.11.1923 yılındaki NAZİ'lerin lideri Adolf Hitler'in Münih'te yaptığı darbe girişimi sırasında yardımcısı, Darbe sırasındaki çatışmada Polis tarafından vurularak öldürülür. Bu darbe teşebbüsü sırasında Otto von Lossow'un da ikircikli bir rolü vardır.) Teğmen rütbesiyle asıl mesleği mühendislik olmasına rağmen savaş gönüllüsü olarak Türkiye'ye gelir. Kendisine yine savaş gönüllülerinden Teğmen Paul Leverkühn (Savaş sonrası Alman gizli istihbarat subayı olarak görevini sürdürür.) emir subayı olarak eşlik edecektir. Ayrıca Teğmen Karl Gustav Leverkühn'de(kardeşi) bu gelen gönüllü gurubunun içindedir. Scheubner-Richter'e verilen görevlerden biri de önce Preysing için düşünülen görevdir. Bakü'den Rusya'ya petrol akımını engelleyici sabotajları gerçekleştirmek, Bakü'den Tiflis'e giden petrol boru hattını tahrip etmek. Bu işlerin hareket noktası için Erzurum kenti merkez olarak seçilir. Erzurum'daki Alman Konsolosu Anders Rusya'da iken casusluk şüphesiyle tutuklanınca, Erzurum'a konsolos olarak petrol uzmanı Konsolos Schwarz atanır. Scheubner'in, bu işlerde Konsolos Schwarz'la çalışması tasarlanmaktadır. Fakat konsolos Schwarz İstanbul'a dönünce kendisine ayrıca Erzurum 2. Konsolosluğu görevi verilir. Berlin'de kararlaştırılan bu kışkırtma hareketlerinin yöneticisi olarak Yüzbaşı Graf von der Schulenburg (kendisi savaş başlangıcında Tiflisteki Alman konsolosu idi) görevlendirilir. Kendisinin emir subayı İstanbul Moda'da Arkeolog olarak çalışan Teğmen Dr.Schede' dir. Ayrıca Hekim Yüzbaşı Dr. Stoffels, savaş gönüllülerinden Dr. Schmidt ve Teğmen Moser, İstanbul'dan Alman Askeri Heyetinden Teğmen Thiel, Astsubay Schlimme (eskiden Konsolos Anders'in hizmetinde) Scheubner'in gurubuna katılır. Seferin Türk gurubunun başı ise İttihat ve Terakki'nin ileri gelenlerinden Ömer Naci Bey'dir. Gurup sefere çıktıktan sonra Yüzbaşı von der Schulenburg Erzurum'da Konsolosluk görevini üstlenir. Alman Konsolosu Schulenburg bir taraftan Erzurum'dan kışkırtma va sabotaj işlerini planlarken, öte taraftan Trabzon'da Gürcü gönüllülerden bir birlik hazırlamaya girişir. İran üzerine gidecek birliklere geçici bir süre için Albay Adolf Friedrich sonra General Graf Kanitz(Tahran'daki Alman Askeri ataşesi, İran milliyetçilerini kışkırtmakla görevlendirilir) komuta eder. Albay Bopp, Binbaşı Raith, Binbaşı Klein(16 kişilik bir gurupla İran'ın Karun bölgesindeki işlenmiş petrolü etkisiz etmek için yola çıkar, Klein'in bu gurubunda Andreas Reul da görev alır), Yüzbaşı Schenker, Yüzbaşı Walker, Üsteğmen Hans Erdmann, Teğmen Hans Lührs, Teğmen Vincenz Müller(ileride Korgeneral olur) Hekim Binbaşı Ilberg de bu birliklerde çarpışırlar. İran jandarmasını eğitmek için orada bulunan İsveçli Subaylar'da bu göreve dahil edilirler. Bu İsveç'li subaylar da şunlar: Binbaşı Erikson, Binbaşı Kaellstroem, Binbaşı Soneson. 8. Ordu'dan İran içine giren kuvvetlere Binbaşı Gottschalk ve Binbaşı Althaus komuta ederler. Bu subaylar(gönüllüler-kışkırtıcı ajanlar) özel kuvvetler toplayarak, Kafkasya'dan Afganistan'a ve Yemen'e kadar olan bölgede kutsal cihat çıkarmak ve yöre halkını İngilizlere isyana kışkırtmak amacıyla yola çıkar. Bu subaylara gidilen yörelerdeki Alman konsolosluk görevlileri de yardımcı olurlar. Örneğin İran Golf Körfezinde bulunan Buşir kentindeki Alman Konsolosu Wassmuss emrindeki birliklerle İngilizlere karşı harekete geçer ve güney Batı yönünde ilerler. Doğu'ya doğru(Afganistan'a) ise şu subaylar giderler. Binbaşı von Stotzingen, Deniz Yüzbaşı von Möller, Yüzbaşı Oskar Ritter von Niedermayer, Yüzbaşı von Hentig(Konsolos), Yüzbaşı Schünemann, Üsteğmen Voigt, Üsteğmen Curt Wagner. Ayrıca'da Sudan ve Habeşistan'a da bir gurup gönderilir.
SURİYE, FİLİSTİN, IRAK ,HİCAZ,YEMEN CEPHELERİ
Suriye Cephesinde 4. Ordu komutanı Cemal Paşa'nın Kurmay başkanı Albay von Frankenberg, Irak cephesinde 6. Ordu komutanı Halil Paşa'nın kurmay başkanı Albay Gerold von Gleich sonra Binbaşı Hans Wilhelm Kretzschmar, sonra Binbaşı Ernst Paraquin(kendisi sonra Doğu Kafkasya orduları kurmay başkanlığına atanır.). Sonra Ordu komutanı Mareşal Colmar von der Goltz, kurmay subayı Yarbay Hans von Kiesling'dir. Yarbay Ludwig Schraudenbach, Üsteğmen Max Winkler' de bu orduda savaşırlar. Akabe bölgesinin komutanı Yarbay Mansfeld'dir. Tuğgeneral August Nikolai (Çanakkale'de Albay) Suriye bölgesine gelir. Gazze bölgesinin komutanı ise Binbaşı Kiehl, Halep'te Deniz Binbaşı de Grancy, 6. Ordu'daki Alman subayların komutanı General Gressmann, Sonra oluşturulan Kafkas ordular gurubu(2. ve 3. Ordular)Kurmay Başkanı Binbaşı Alexander Falkenhausen. Suriye ve Filistin'deki birliklerin cephe gerisi(menzil) kurmay başkanı Binbaşı von Mikusch.
8.Ordu(Filistin)Kurmay Başkanı Albay Adolf Hergott, Tümen komutanları Yarbay Hans Guhr, Albay Böhme, Albay von Oppen, Binbaşı Frey, Şeria nehri doğusu kuvvetleri kurmay başkanı Yarbay Hagen, diğer subaylar: Yarbay von Hammerstein-Gesmold, Binbaşı Karl Rommel (daha sonra General, General Erwin Rommel'in kardeşi), Binbaşı Ludloff, Binbaşı Reith, Binbaşı von Menges, Binbaşı Michaelis, Binbaşı Schmidt-Kolbow, Binbaşı Mohlsen, Yüzbaşı Grassmann, Yüzbaşı Hecker, Yüzbaşı Justi, Yüzbaşı von Keyerling, Yüzbaşı Düsel, Süvari Yüzbaşı von Busse, Teğmen Heiden, Teğmen Riecks, Teğmen Adolf Treitz, Teğmen Bünte. Gazze'de Binbaşı Tiller, Yüzbaşı Ritter von Truczewski(Avusturyalı) ve Teğmen Cordier görev alır.
YILDIRIM ORDUSU
General Kazım Karabekir anılarında, Türk ordusunun savaşın başlamasıyla birlikte gücünün üstünde bir şekilde önce Kafkasya'ya sonra Mısır ve Basra'ya saldırıya geçirılmesinin Almanlarca bilerek planlandığını anlatmaktadır. Almanların amacı İngilizleri ve Rusları bu bölgede kışkırtarak, Türklere saldırtmak ve Arap yarımadası ve Anadolu'nun Ruslar ve İngilizlerce işgalini sağlamak, bu sırada Batı ve Rusya cephelerinde İtilaf güçlerinin baskısının azalmasını sağlamak, buralarda harbi kazandıktan sonra, kurtarıcı olarak Anadolu'yu ve Arap yarımadasını düşmanlardan kurtararak, buradaki halkın gözüne girmek ve bu bölgeleri Alman sömürgesi yapmaktır.
Bağdat'ın geri alınması amacıyla yeni kurulan Yıldırım ordusunda 64 Alman subayı görev alır. Subayından erine kadar tamamen Almanlar'dan oluşan bu orduda çok az sayıda Türk askeri görev almıştır. İlk önceleri Falkenhayn orduları olan ve 6.ve 7. Osmanlı ordularının birleştirilmeleri , Alman Asya kuvvetleri ve diğer Türk ve Alman denizci birlikten oluşturulması düşünülen, sonra Yıldırım orduları adını alan bu ordu, her nedense ters bir yolla Bağdat'a, Filistin üzerinden yürüyecektir. Her nekadar Batı cephelerinde kesin sonuç alınmamasına rağmen, bu biçimde yanlız Alman komutanlardan kurulu bir ordunun bölgeye gelmesi akla yukarıdaki savın doğru olabileceğini düşündürmektedir. Tarihçi Hikmet Bayur'a göre Almanların amacı Filistin ve Küdüsü ellerinde tutarak hem yöredeki Arapların gönlüne girmek, hem de Hristiyan dünyasında prestij kazanmaktır. Mustafa Kemal de General Falkenhayn'ın Yıldırım ordusuna atandıktan sonra bu durumu farkederek genel Kurmay'a uzunca bir değerlendirme yaparak Almanların niyetleri belli ederse de, bu görüşler nedense İstanbul'da kabul görmez. İsmet İnönü'de hatıralarında bu olayı ayrıntıları ile anlatır. Fakat İngilizlerin ilerlemeleri ve Küdüs'ün savunulması gereği ortaya çıkınca bu ordu gerçekten de Suriye ve Filistin'e kaydırılır. Yıldırım ordusunun komutanı önce General Erich von Falkenhayn, sonra General Otto Liman von Sanders, Kurmay Başkanı Albay Wilhelm von Dommes. Binbaşı Würth von Würthenau, Binbaşı Bell, Binbaşı Hans von Kiessling, Binbaşı Staubwasser, Süvari Yüzbaşı von Gröben, Üsteğmen Kühner, Üsteğmen Herkner, Teğmen Wieland ise bu subaylardan yalnızca bazıları. Irakta'ki Alman orduları komutanı Tümgeneral Gressmann, Kurmay başkanı Binbaşı Loeschebrand-Horn, Menzil subayı süvari Yüzbaşı von Abel, Dar es Zor 'daki menzil subayı Yüzbaşı Edwall, Ana'da Teğmen Becker, Hit'te Yüzbaşı Sonesson(Eski İsveçli), Cerablus'ta Fırat nehri filoları Deniz Yüzbaşı von Cappeln komutasında, Şam'da Binbaşı Duesterberg, Hom, Dera ve Afule'de menzil subayları Teğmen Fricke, Teğmen Jarolimek(Avusturyalı), Şam'da Yüzbaşı Ritter von Heilingbrunner, Binbaşı Ritter Hans Edler von Kiesling (Menzil Müfettişi), Şam'da Teğmen Dr.Stein Spor ve kültür işlerinden sorumlu, Şam'da Menzil komutanı Yüzbaşı Papsdorff, sonra Binbaşı Rietsch bu görevi alır, Yargıç Dr. Aschaffenburg. Ayrıca yardımcı hizmetlerden, Hekim Yarbay Ziemann, Hekim Binbaşı Dr Krause, Hekim Binbaşı Cramer, Hekim Binbaşı Diesing, Eczacı Yüzbaşı Schmidt, Veteriner Yüzbaşı Dr. Steinbrück, Veteriner Yüzbaşı Moritz, Teknik hizmetlerden Teğmen Wolf, Teğmen Zimmermann, Teğmen Erdmann, Jarmuk'da petrol taşlarından makina yağı yapımını Teğmen Beyschlag üstlenir Diğerlerinin adlarını yukarıdaki listede verdim.
HEKİMLER
Alman Sağlık hizmetleri Başkanlığına Prof.Dr. Collin atanır. Türk Sahra sağlık hizmetleri Başkanı ise Dr.Jungels'tir. Askeri hekimler yanında Alman Kızılhaçı tarafından Türk hastahanelerine gönderilen ve asker hekimler, hemşireler gönderir. Örneğin Dr.Theodor Zlocisti İstanbul'da Alman Kızılhaç Sahra hastanesi Başhekimidir., Hekim Yarbay Prof. Dr. Georg Mayer(Sahra hastahanelerinin düzenlenmesi ve bulaşıcı hastalıkları önleme ile görevlendirilir, Çanakkale'de de görev yapar, 1915 Ekim'inde görevini tam yapamadığı ve astlarına çok kötü muamele yaptığı için Enver ve Liman tarafından görevine son verilerek Almanya'ya geri gönderilir.) Dr. Viktor Schilling (4.Ordu Filistin bölgesi Hijyen işleri başkanı), Hekim Yarbay Dr.Werner Steuber 1917-1918 'de Yıldırım orduları başhekimliğini üstlenir. Hekim Yarbay Dr. Vollbrecht 1917'de Yıldırım ordularında görev yapar. Hekim Binbaşı Otto Mayer (Askeri Heyet hasta nakliye birimi Başhekimi), Hekim Binbaşı Prof.Dr. Brüning (Cerrah, Askeri heyette, Gülhane'de öğretim görevlisi )Cerrah Prof. Richard Bier, Binbaşı Jorns, Binbaşı Dr. Baron von Trützschler, Graf Hohenberg, Hekim Binbaşı Dr.Stutzin, Dr.Nikau, Dr. Rudolf Hoffmann, Binbaşı Dr.Rodenwaldt(İzmir ve Çevresinde Hijyen uzmanı), Dr. Sauerwald, Dr.Zeiss(4.Ordu'da Hijyen Uzmanı), Dr.Liebert, Dr.Colley, Dr.Zlosisti. Dr.Liebert, , Dr.Otto Lawetzky, Dr.Theo Malade, Dr.Maas, Dr.Jörns, Dr. Thieme, Dr. Adolf Eugen Fick, Yüzbaşı Dr. Fehlandt , Yüzbaşı Dr. Seiler, Yüzbaşı , Yüzbaşı Dr. Weidanz, Yüzbaşı Dr.Keller, Yüzbaşı Dr. Stein, Yüzbaşı Dr. Lambert Sahra hastanesi Başhekimi Dr. Homeyer, Hekim Binbaşı Dr. Brünn diğer hekimlerden bazıları.
Özellikle deniz kuvvetlerine bağlı birçok denizci hekim subay Hastanelerde görev alırlar. Yavuz ve Midilli gemilerinde çalışanları yukarıda belirttim. Bunları şöyle sıralamak mümkün. Deniz kuvvetleri komutanlığının sorumlu hekimleri sırasıyla Hekim Yarbay Dr. Heinrich Trembur, Hekim Yarbay Dr. Böse. Diğer gemi ve hastanelerdekiler de şunlar. U-21 Denizaltısında Hekim Yüzbaşı Dr. Gustav Olshausen, diğer denizaltılarda Hekim Yüzbaşı Dr. Konrad Lotze, Hekim Yüzbaşı Dr.Ludwig Reinhold, Hekim Asteğmen Ernst Roesner. İstanbul Deniz Asker Hastanesinde Hekim Binbaşı Dr. Bernhard Zschech, Hekim Binbaşı Dr. Sigmund Moosauer. İstanbulda Askeri Labaratuarlar Şefi Hekim Yüzbaşı Karl Stade. Deniz Garnizon hekimi Üsteğmen Dr. Erich Katzschmann sonra Hekim Yüzbaşı Dr. Maximilian Braunert. Ecza depoları başkanı Deniz Eczacı Yüzbaşı Dr. Kinscher. Hastabakıcıların Müfettişi: Hekim Dr. Kayser. Harbiye Asker hastanesinde görev yapan hekim subaylarda şöyle: Hekim Binbaşı Dr. Hans Wunderlich, Hekim Yüzbaşı Dr. Eduard Asbeck, Hekim Yüzbaşı Ludwig Reinhold, Hekim Yüzbaşı Dr. Hellmuth Petersen. Taşkışla hastanesinde: Hekim Yüzbaşı Dr. Bernhard Zschech, Hekim Üsteğmen Dr. Ernst Metge, Hekim Üsteğmen Dr. Gotthard Zacharias-Langhans. Rus hastanesinde Hekim Yüzbaşı Carl Voigt. St. Joseph hastanesinde Hekim Yüzbaşı Dr. Karl Fievet, Hekim Üsteğmen Dr. Karl Essig. İstanbul'daki polikliniklerde Emirgan'da Hekim Yüzbaşı Dr. Georg Willrich, Çukurbostan'da Hekim Yüzbaşı Carl Voigt, Hekim Yüzbaşı Dr. Otto Kneife, Hekim Yüzbaşı Dr. Walter Voigt. Istanbul dışında görevli denizci hekimler ise şunlar. Çanakkale'de Hekim Yüzbaşı Dr. Wilhelm Rosenberger, Hekim Yüzbaşı Dr. Hermann Wille, İstanbul boğazı Anadolu kavağında Hekim Üsteğmen Dr. Gotthard Zacharias-Langhans, Hekim Üsteğmen Dr. Bruno Klein. Gelibolu çıkarma birliklerinde Hekim Asteğmen Dr. Hiltmann, Hekim Asteğmen Robert Koch. Bu birliklerin karagahında Hekim Yüzbaşılar Dr. Karl Fievet, Dr. Eduard Asbeck, Dr. Ludwig Reinhold, Dr. Paul Dümmel, Dr. Wolfgang Gärtner çalışırlar. 4. Ordu'da Filistin ve Suveyş kanal bölgesine giden denizci asker hekimler de şöyle: Hekim Yarbay Prof. Dr. Peter Mühlens, Hekim Yüzbaşı Dr. Carl Hegler. Erzincan'da 3. Orduda Deniz Hekim Yarbay Dr. Max Rogge. Hem Çanakkale hem de sonra 5. ve 6. Orduda çalışan denizci hekim subaylar da şöyle. Çanakkale'de Hekim Yüzbaşı Dr. Alfons Goebel, Çanakkale , Biga ve sonra Toroslarda Bozantı'da Hekim Yüzbaşı Dr. Konrad Lotze, Anafartalarda ve sonra Toroslarda Çamalan'da Hekim Yüzbaşı Dr. Johannes Flebbe. Önce Gelibolu'da sonra 6.Ordu da Bağdatta ve sonra Bağdat Kızılhaç hastanesi şefi olarak Hekim Yüzbaşı Dr. Erich Ruschaupt. 6. Ordu da Bağdatta Hekim Yarbay Prof. Dr. Max Reich. Anadolu da tren yollarında Konya'da Hekim Yüzbaşı Dr. Felix Börnstein, Yerbaseki'de Hekim Üsteğmen Dr. Ernst Metge. Irak'ta Hekim Yüzbaşı Dr. Wilhelm Sandrock., Fırat nehri Nehir birliklerinde: Hekim Yüzbaşı Dr.Ludwig Reinhold, Hekim Yüzbaşı Dr.Helmuth Petersen, Hekim Üsteğmen Dr. Waldemar Teigeler, Hekim Üsteğmen Dr. Ernst Metge. Anadolu'da gezici bulasçcı hastalıklar labaratuvarlarını Hekim Binbaşı Dr. Eugen Bentmann başkanlığında bir hekim gurubu yönetir. Önce Ankara'da sonra Toroslarda Pozantı'da görev alan bu labaratuvarlarda ayrıca Dicle ve Musul'da Hekim Asteğmen Dr. Robert Koch, İskenderun'da Hekim Asteğmen Dr. Friedrich Rehm, Adana'da Hekim Yüzbaşı Prof. Dr. Carl Hegler, Beyrut'ta Hekim Yüzbaşı Prof. Dr. Max Reich, Hekim Yüzbaşı Carl Voigt görev alırlar. Hekim Teğmen F. Schmücker, Dr. Max Bachem, Dr. Karl G. Faber, Dr. Erich Liebert, Dr.Gottfried Lieschke, Dr. Kurt von Multzahn, Dr. Fleischmann. Prof. Dr. Michels (İstanbul'da), Sağlıkçı Yüzbaşı Diesing, Sağlıkçı Yüzbaşı Dr. Gundelfinger, Deniz Hekim Yüzbaşı Ruschhaupt, Hekim Yüzbaşı Dr. Reith, Dr. Haase(8.Ordu'da), Hekim Binbaşı Dr. Curt Heinemann-Grüder(5. Ordu'da cerrah), Dr. H.Siebert. Hekim Binbaşı Lambert, Dr. Mendelssohn, Dr. Brandt, Dr. Henrich Brode, Dr. Frankau, Dr. Wilhelm Hoffmann, Dr. Friedrich Niedermayer, Dr. Erich Schrecker, Hekim Yüzbaşı Dr. Erich Krüger, Dr. Forster, Dr. Max Seige(Halep'te), Dr. Rückert, Prof. Dr. Bodenwaldt (5. Ordu Koruyucu Hekimlik Başdanışmanı), Hekim Yarbay Prof. Dr. Theobald Selling, HekimYüzbaşı Dr. Bader, Dr. Grill, Dr.Ambrosy, Dr. Balmi, Hekim Yarbay Prof. Dr. Braun, Dr. Meyer, Dr. Weidanz, Dr. Christian Rowe, Dr. Saphra, Hekim Yüzbaşı Dr. Naubenreisser (Yıldırım orduları hasta nakliye birimi Başhekimi), Dr. Landgraf, Dr. Mauser, Dr.Wiener, Dr. Berke, Hekim Binbaşı Ernst Oberndörfer, Dr. Penzoldt, Dr. Friedländer, Dr. Werner Kaufmann, Dr.Stypek, Dr.Konrad Bartsch, Irak'ta Başhekim Dr. Deisenhofer. Kudüs'teki Hijyen Enstitütüsünde Dr. Mühlens, Dr. Hegler, Dr. Huntemüller. Hekim Yüzbaşı Steffens Irak'ta 6. Ordu'da, İran'a yapılan operasyon'da. Trakya'da ve Anadolu'da Hijyen Uzmanı Dr. E. Rodenstock, Dr. Külz, Yıldırım ordusunda Hekim Yarbay Ziemann, Hekim Binbaşı Dr Krause, Hekim Binbaşı Cramer, Hekim Binbaşı Diesing görev alırlar. Diğer hekimlerden bazıları Dr. Erwin Schlagintweit, Hekim Albay Dr. Pabst, Hekim Albay Dr. Borell, Hekim Binbaşı Dr. Ludwig Müller, Dr. Edmund Heinz
GÖZ HEKİMLERİ
Bu makalenin yazılmasına neden oldukları için sayıları az da olsa göz hekimi meslekdaşlarıma ayrıca bir başlık atma gereği duyuyorum.
Göz hekimi Prof. Dr. Martin Bartels, Göz hekimi Dr. Georg Koenig, Dr. Börnstein(sonradan göz hekimi olur) Dr.Theodor Zlocisti (savaş sırasında İstanbul'dan göz hastalıkları ile bilimsel yayınlar yapar.)
ECZACILAR
İstanbul Gülhane Askeri Ezcacılık okulu şefi Ecz.Binbaşı Friedrich Huttner. Huttneri'in görevleri arasında eczacılık yanında, yaralılar için hastane gemileri organizasyonu, Çanakkale'de sağlık hizmetleri yanında beyaz atları geceleri dikkat çekmesin diye Potasyum permanganatla koyu renge boyamak, raketler için kimyasal yakıtlar hazırlamak da vardır.. 1914 yılından itibaren sadece eczacı olarak 40 Alman Eczacı subayı Osmanlı ordusunda görev alır. Bunlardan bazıları: Dr. Lenus, Dr. Schreiner, Dr. W.Schmidt, Dr. Georg Nattar. Eczacı Yüzbaşı H.Priess, Eczacı Yüzbaşı W.Georg Meyer, Eczacı Yüzbaşı A. Blasky.
DİŞ HEKİMLERİ
Dişhekimlerinden bazıları şunlar: Dr Franz Kopp, Willi Allers, Wilhelm Konzendorf, Benario, Dr.Wagner, Schache
VETERİNER HEKİMLER
Veteriner hekimlerden bazıları: Veteriner Yüzbaşı Dr. Steinbrück, Veteriner Yüzbaşı Moritz (yıldırım ordusunda) Teğmen Paul Hesse, Weissgerber, Zappe, Albrecht Pichler, Ludwig Burgauer
GERİ HİZMETLER
Almanlar İstanbul'da yeni bir cephane fabrikası kurarlar. Komutanı Deniz Albay Waldemar Pieper. Hukuki işler için Savaş divanı müşaviri Grützmacher, Alman askeri kurulunda cephe gerisi örgütü Başkanı Kurmay Yüzbaşı Bohnstedt, sonra yerine Kurmay Yüzbaşı Tzchirner, Levazım danışmanı Burchardi. Osmanlı orduları geri hizmetler ve topçu ikmal müfettişi Albay Schlee'dir. Albay Bischof, Albay Postchernick, Albay Walter von Diest(Harita) görev alırlar. Toroslar'da eksik yolların yapılması yeni yol ve tren yolu ve tünellerin yapılması için kurulan yol yapım taburları (Genellikle Hristiyan vatandaşlardan oluşur) genellikle Alman komutanlar'la yönetilir. Örneğin Çamalan Menzil(Cephe gerisi) Komutanı Yüzbaşı von Carnap, Yüzbaşı Wolf, Pozantı'da Binbaşı Jakoby, Adana'da Yüzbaşı Goerke, Amanos bölgesi Binbaşı Schoen. Tarihi ve arkeolojik eserlerin belirlenmesi ve kayıda geçirilmesi için Suriye ve Filistin'de(Alman Güney Filistin kuvvetleri içinde) BinbaşıTheodor Wiegand(Arkeolog) ve yardımcısı Teğmen Karl ve Prof.Dr. Carl Watzinger(Arkeolog)' da vardır. Filistin'de demiryollarının tamamlanmasıda General Meissner'e yol yapım mühendisi ve su sondajı uzmanları Yüzbaşı Dr. Paul Range ve Yüzbaşı Dr. Schumacher, Mühendis Eberlein yardımcı olur. Su sondajı birliklerine Yüzbaşı Dr. Schumacher komuta eder. Su sondajı işçi taburlarına Asteğmen Rieks, Asteğmen Anton, Asteğmen Albrecht, Asteğmen Kimmich komuta ederler.
Böylece 1913 'de Osmanlı ordusuna 42 Subayla başlayan Alman askeri katkısı, astsubayı, eri, doktoru, eczacısı, hemşiresi, teknisyeni ile birlikte savaş boyunca toplam doğru yaklaşık 700'ü subay (Kafkasya ve Baku'ye giden subayları da içine katarsak yaklaşık 1550"ü subay) 25.000 kişiyi bulur.
Savaşa Osmanlı birliklerini destelemek için katılan ve sayısı 10.000'i
bulan Avusturya-Macaristan ordusu personeli ve görev bölgeleri ise yukarıda verdiğim bir kaç örnek dışında ayrı araştırma ve bir yazı konusudur.
Görüldüğü gibi Almanlar batıda kendi birlikleri için uygun olacak en iyi taktikleri Osmanlı ordusuna, kendi subayları ile uygulatmışlardır. Bunu farkeden Mustafa Kemal Bulgaristan'daki askeri ataşelik görevinden azlini isteyip cepheye gitmek ister. Cephe görevi almak için Liman von Sanders'le karşılaşması sonrası, ve Alman subayı sorusu üzerine Bulgarların Almanların galibiyetine inanmadıklarını, kendisinin de buna inanmadığını belirtir. Bunun üzerine Liman von Sanders, Mustafa Kemal'in ordudan ihracını Genelkurmaya teklif eder. Fakat bu teklif kabıl görmez. Mustafa Kemal çeşitli cephelerde bu nedenle sık sık hem Alman subaylarla, hem de Osmanlı genel kurmayı ile tartışacaktır.
İsmet İnönü ise anılarında şöyle yazar: "Türk-Alman ittifakı içinde beraber çalıştığımız Almanların, Alman İmparatorluğu menfaatine birtakım hesapları vardı. Bilhassa Suriye'de ve Arabistan'da Araplara karşı hususi bir politika güdüyor ve onlara özel muamele yapıyorlardı. Aslında harbi kazansalardı, yani Almanlar istedikleri ölçüde kesin bir zafer kazansaydılar, onlardan kurtuluş kolay olmayacaktı. Açıkça görünüyorki Türkiye'ye gitmek üzere gelmemişler." Savaş sonrası incelenen arşiv belgelerinden, İsmet İnönü'nün bu sezgisinin doğruluğu anlaşılacaktır. 20 Aralık 1917'de Alman Genel Kurmay Başkanı Ludendorf açıklaması: "Türkiye'deki askeri varlığımız süreklilik kazanmalı" . Yani savaş sonrası Almanlar Türkler'den önemli askeri üsler isteyeceklerdi. Ludendorf'un savaş bittikten sonra anılarında hem Talat Paşa hükümeti, hem Enver Paşa için yazdıkları yenilir yutulur gibi değildir. Hele Türkiye Cumhuriyetini kuran 1917'da Alman Genelkurmay karargahında karşılaştığı, Mustafa Kemal için yazdıklarını okuduktan sonra savaşı yöneten Alman generallerinin fikir ve düşünce yapısı çok iyi anlaşılmakta ve neden Avrupa kıtasının Birinci ve İkinci Dünya savaşıyla neden kana bulandığı ortaya çıkmaktadır.
SAVAŞ PROPAGANDASI
Asılsız ve temelsiz haber yayarak kitleleri yanıltma yöntemi(propaganda) bir silah olarak, rakip devletlere karşı ilk kez bu yoğunlukta birinci dünya savaşında kullanılacaktır.
Bugün çağımıza Amerikalılar tarafından dikte ettirilen egemen görüş (Zeitgeist) nasıl Globalizm ise, o zamanlar da Sosyal Darwinizm ve Irkçılık aynı şeydi. Yani beyazların, hukuksuz vahşi dedikleri yaratıkların, kendi anayasalarında yazılı olan temel hakları ve insan hakları yoktu. Bu görüş savaş sırasında kitleleri birbirlerine düşman etmek için sürekli gündeme getirilmiştir.
Bu amaçla İngilizler ve Fransızlar savaşın ta başından beri bilinçli ve planlı bir propaganda uygulamışlar, Almanlar ve Türkler ise savaşın sonlarına doğru ancak bu konuya eğilip karşı propagandaya başlayabilmişlerdir. Örneğin: 1.Dünya savaşında: Türkler suçsuz yere insanları öldüren, dünya üzerinden sürülmesi, geldikleri yere gönderilmesi gereken vahşi hayvanlardır. Almanlar için ölülerinin etlerini yiyen yamyamlar, Almanlar için Hunların torunları vahşi barbarlar. Kamuoyu ve askerlerin beyinleri yıllarca öncesinden bu kin ve nefret propagandalarıyla doldurulunca, karşı taraf düşman tarafı artık insan değil vahşi bir yaratıktır ve hiç bir temel hakkı ve insan hakları yoktur, yok edilebilir sonucu kendiliğinden geliyor.
Bu propagandayı en başta İngilizler yürütmüşlerdir. Bunun asıl nedeni son derece liberal yetişen İngilizlerin ve Amerikalıları mecburi askerlik yükümlülüğü yoktu. Bu yükümlük ancak 1916'da yılının başında gelecektir. Bu nedenle insanların bir şekilde cephelere gönderilebilmeliri için gönüllü olmaları gerekmektedir. Özellikle Almanların nötral belçika halkını ezip geçmeleri ve halk arasındaki katliam söylentileri, Fransa'da Alman askerlerinin sivil halka karşı uyguladığı vahşet söylentileri, hep bu amaçla kullanılmış, hem ordulara gönüllü asker sağlanmış, hem de Amerika kamuoyu(Onlarda da askerlik gönüllü)savaşa hazırlanmıştır. Aynı propagandanın Türklere karşı da Ermenileri kesiyorlar diye uygulanması bu nedenledir. Yanlız Ermeni katliamı söylentilerinin bu derece artmasının ardında, aynı dönemde İngiliz'lerin müttefiki olan Rusların kendi Batı cephelerinden Bir Milyon'dan fazla Yahudiyi Alman ve Avusturyalılarla işbirliği ve casusluk yapıyor diye ülke dışına sürmesi, bir kısmını da katletmesi hem İngiltere'de hem de Amerika'daki yahudilerde büyük bir husursuzluk yaratmıştır. Bu husursuzluğu gündemden düşürmek ve birlikte hareket ettikleri Ruslara karşı oluşabilecek kamuoyunu baskısını önlemek için, İngiliz propaganda uzmanları Ermeni konusuna sarılmışlar ve okları Türkiye'ye çevirerek gündemi değiştirmeyi başarmışlardır. Öte yandan Ruslar yalnızca Yahudileri değil ülke içinde yaşayan Almanları'da (Russlandsdeutsche) çeşitli işkencelerle sınırlardan kitleler halinde uzaklaştırmışsa da bu konu yalnızca Alman basınında

Tosun Saral
Member
Posts: 3650
Joined: 02 Nov 2005 19:32
Location: Ankara/Turkey

Post by Tosun Saral » 31 Aug 2006 13:06

Very good Sarge but you musst translate at least the ranks and posts.

User avatar
Chavusch
Member
Posts: 81
Joined: 25 Aug 2006 16:30
Location: Walnut CA USA

Post by Chavusch » 31 Aug 2006 13:09

gündeme gelebilmiştir.
Aslında böyle bir propaganda savaşı o zamana kadar nötral Amerika'nın 1917 yılnda Almanlara savaş ilanı ile Amerika kıtasında başlatılmış ve bir kaç hafta içinde kamuoyu Almanların aleyhine dönünce, Amerika'da yaşayan Alman asıllı göçmenlerin başına gelen kalmamıştır. Benzer bir propagandayı Almanlar, İkinci dünya savaşında Yahudileri yok etmek için yapmışlar ve yahudileri insanlıktan çıkarıp, topluma hukuksuz kan emici yaratıklar olarak gösterip yok etmişlerdir. Fakat aynı şekilde İngiliz ve Amerikalılar ikinci dünya savaşı boyunca 6 yıl süresince o kadar kötü ve aşağılık bir Almanve Japon aleyhtarı propapagda yapmışlardır ki, İngiliz ve Amerikan hava kuvvetleri harbin sonlarına doğru hiç bir askeri önemi olmayan ve sivil halkın yaşadığı şehirleri topyekun bombalayıp yerle bir edince ve yüzbinlerce Alman ve Japon özellikle kadın ve çocuklar ölünce, büyük bir kinle ve hınçla doldurulan İngiliz kamuoyunun kılı bile kıpırdamamıştır. Aynı olay İkinci dünya savaşı sonlarına doğru Yalta anlaşmasından sonra da oluşmuş, Polonya devlet olarak batıya doğru kayınca, Rusların girdiği yerlerden çıkan Polonyalılar, büyük bir kin ve nefretle Almanların oturduğu topraklara girmiş, Almanlar oturdukları yerlerden çıkartılmış ve soğukta karda, çamurda at arabaları ile Batıya sürülmüş, kafilelerle Batıya göçen sivil halk ceza olsun diye yukarıdan uçaklarca taranmış, gemilere binenler ise torpillenerek denizin dibine gönderilmiştir. Benzer bir olay da Çekoslovakya'da yaşanmış ve harp bitiminde Çek devletinin Südetlerinde oturan Almanlar, büyük bir kin ve nefretle bilenen Çekler tarafından bir hafta içinde yerlerinden atılarak kuzeye Almanya'ya gönderilmişlerdir
ATATÜRK, OSMANLI İMPARATORLUĞUNU HARBE SOKAR MIYDI?
Atatürk'ün, 1. Dünya savaşına girilip, girilmemesi konusundaki görüşlerini, Atatürk'ün uzun yıllar genel sekreterliğini yapan Hasan Rıza Soyak şöyle özetlemiştir. " Artık kesin olarak bilinmektedir ki, Atatürk 1. Dünya Harbi'ne durumun nasıl gelişmekte olduğunu iyice görmeden girmek taraftarı değildi. O, acele etmemek, fırsat kollamak, harbe girilecekse askeri durum ile siyasi olayların gelişmesine göre en uygun zaman ve tarafı seçmek ve tabii ulus ve memleketimizin yaşamı ve çıkarlarına en uygun koşulları da kesin olarak sağladıktan sonra girmek fikrinde idi."
Uzun yıllar savaşlar içinde yaşamış ve milyonlarca insanın gereksiz yere cephelere sürüldüğünü görmüş olan Mustafa Kemal, Kurtuluş savaşı bittikten sonra 16.3.1923 'de Adana Türk Ocağı'nda, Adana'lı çiftçilerle söyleşirken şunları diyecektir: " Ben, şu veya bu nedenler için ulusu savaşa sürüklemek yanlısı değilim...........Öldüreceğiz diyenlere karşı, "ölmeyeceğiz" diye savaşa girebiliriz. Ama, ulusun yaşamı tehlikeyle karşı karşıya kalmayınca, savaş bir cinayettir."
"YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Bu nedenle Atatürk’ün söylediği "Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz." sözü etkendir ve eylemli bir çalışmayı ifade eder. Bu söz ülkemizde eksik bir biçimde "Yurtta barış, dünyada barış" biçiminde slogan haline getirilmiş ve edilgen bir istemi ifade eder hale düşmüştür. Dünyada şimdiye kadar hiç bir lider ve ülke böyle bir söz kullanmamış ve bu yolda çalışmamıştır. Tarihte ve bugün, birçok ülke "Yurtta savaş, dünyada savaş için çalışmış", bir kısmı da "Yurtta barış için çalışırken, dünyada savaş çıkartmışlardır". Bu nedenle bu tarihi sözler ve çalışmalar çok önemlidir. Atatürk şöyle demiştir:
" Yurtta barış, Dünyada barış için çalışıyoruz." 20.04.1931,seçim nedeniyle ulusa bildirgeden. Açıkça görüldüğü gibi, bu açıklamada "Çalışanlar", Atatürk'ün başkanlığına Türk Devleti, CHP ve seçilen üyelerinden oluşan Milletvekilleri ve Bakanlar Kuruludur.
Nasıl bir hekimin ilk görevi, hastasının acısını hemen dindirmek ise, Hükümet ve Devlet'in de ilk ve en önemli görevi yurttaşlarının acılarını dindirmek için çalışmak ve hizmet vermektir. Bu acıların başında aç ve açıkta kalmak gelir. Yani insanların aç kalmaması için yiyecek üretimini ve açıkta kalmamaları için barınma ihtiyaçlarını karşılayıcı önlemleri almak yol göstermektedir. Bundan sonra sağlık acısı gelir.Yani hasta olursam ne olacak sorusuna yanıt getirmek için çalışmak. İnsanların diğer bir acısı geleceğe yöneliktir. Sakat kalırsam, işsiz kalırsam, ölürsem ailem nasıl geçinecek sorusuna yanıt olarak sağlık, bakım, işsizlik ve emeklilik sigortalarını düzenlemek. Diğer önemli acı ise anlaşmazlık durumunda hızlı bir şekilde adaletin yerine getirilmesidir. Ayrıca huzur içinde yaşanması için güvenlik ile ilgili acıların dindirilmesi, geleceğe yönelik olarak çocukların öğrenim ve meslek eğitimleri ile ilgili düşüncelerden ortaya çıkan acıların dindirilmesi için çalışmak gerekmektedir. Aşağıda Atatürk'ün de belirttiği gibi bu acıların yalnızca ülke içinde dindirilmesi için çalışmak yetmemekte, ülkeler arasındaki farkların kapanması yönünde de çalışmak gerekmektedir.
" Eğer sürekli barış isteniyorsa, kütlelerin durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı baskı ve açlığın yerini almalıdır. Dünya yurttaşları kıskançlık, çekememezlik aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidir “ 25.10.1931 Balkan Konferansı.
"İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta onları birbirine yaklaştırmak, onları birbirine sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir." 1931
Türkiye Cumhuriyetinin en esaslı ilkelerinden biri olan yurtta barış dünyada barış (için çalışma) amacı, insaniyetin, medeniyetin ve refahın gelişmesinde en önemli unsurdur." 1933
" Dünya’nın filan yerinde bir rahatsızlık varsa, bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla meşgul olmalıyız. Olay ne kadar uzakta olursa olsun bu esastan şaşmamak lazımdır. İnsanlığın hepsini bir vücut ve her milleti de bunun bir uvzu saymak lazımdır. Bir parmağın ucundaki acıdan bütün vücut etkilenir. İnsan bağlı bulunduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya uluslarının barış refah ve mutluluğunu düşünmelidir ve bu yolda çalışmalıdır." 17.Mart 1937 Romanya Dışişleri Bakanına.
"Barış milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur" 1938
Barışın ancak bütün insanlığın benzer düşüncelere sahip olması durumunda gerçekleşeceğini bilen Atatürk hayalci değil gerçekçiydi. Onun şu sözleri bu durumu ifade etmektedir.
"Bugün vardığımız barışın devamlı olacağına inanmak saflık olur. Bir anlık gaflet ulusun bütün yaşamını tehlikeye sokar. Hukukumuza, onurumuza saygı gösterildikçe, karşı saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat ne çare ki zayıf olanların hukukuna saygı gösterilmediğini çok acı deneyimlerle öğrendik. Onun için her türlü olasılıkların gerektireceği hazırlıkları yapmakta asla gecikmeyeceğiz." Yani güçlü olacağız diyor Atatürk.
Bütün bu sözlerin anafikirleri şunlardır.
Barışçı eğitim: Okullardaki Tarih-Coğrafya kitapları, Atlaslar, çocuklara düşmanlık, kin ve nefret dolu önyargılar aşılamıyacak biçimde yeniden gözden geçirilmelidir.
Paylaşım: Ülke içindeki zenginliklerin paylaşımı- sosyal demokrasi, bu zenginliklerin ayrıca (petrol, su, bilgi, enerji), dünyadaki diğer ülkelerle insanlığın ortak refahı için paylaşımı,
Uluslararası işbirliği–Globalizm: Dünya üzerindeki ülke ve milletlerin, bir bütünü tamamlayan eşit hakkı olan parçalardan oluşması. Bu ülkelerin işbirliği yaparak, insanların acılarının dindirilmesi için çalışmaları. Şimdiki gibi şirketlerin ve borsaların, bankaların dünyaya hakimiyeti durumu değil.
Dünya vatandaşlığı: Çifte vatandaşlık ve Avrupa birliği vatandaşlığı gibi kavramların bile ötesinde, insanlığa yeni bir kimlik ve uygarlık tasarımı,
İnsan hakları: Yasalar karşısında eşit haklar, özgürlük, köleliğe son,
İnsan görevleri: Bütün insanlığın, barış içinde yaşamak için birbirlerine karşı sorumlu olduğu ve uyması gereken, din yerine geçmeyen, asgari ahlaki-etik değerler, görevler.
Caydırıcılık: Kendini koruma konusunda istekli olup gerekli önlemleri almak, güçlü olmük ve saldırgana bir saldırı durumunda ağır bir siyasi, askeri`, ekonomik veya hukuki bedel ödeyeceğini hissettirmek.
Bu görüşler ışığında insanlar yukarıda sözünü ettiğim anafikirlerin hayata geçirilmesi için adımlar atar ve devletler yurttaşlarının acılarının ve komşu devletlerin sorunlarının dindirilmesi için çalışırlarsa, Birleşmiş Milletler Örgütü de bu konuda çekici bir güç olarak daha çok çalışırsa Atatürk'ün de yaşadığı sürece yaptığı "Yurtta barış, Dünyada barış için çalışma" eylemi gerçekleşir.
SAVAŞI ÇIKARAN VE YAPANLAR: ERKEKLER
"Barış" binlerce yıllık insanlık tarihinde hep aranılan ve özlenen bir durumdur. Çünkü barışın karşıtı olan savaşla geçen yıllar ve savaşların getirdiği yıkıntı ve acılar, barış içinde geçen günlere göre daha fazladır. Acı çekmek istemeyen insanoğlu için, barış eski yıllarda özlenen bir durumdu. Bütün dinlerde selamlaşma barış anlamına gelmektedir. Şalom, Barış içinde ol, Selam, Esenlikler dilemek vs. Öte yandan savaşı genellikle erkeklerin çıkardığı ve yaptığı gerçeğini görmemiz gerekir. Bu durumda erkeğin psikolojisini, savaşa iten nedenlerini ve bu sırada kullandığı mantığı ve nedenlerini iyi araştırmak gerekmektedir. Bunları kısaca özetlersek; savaşan erkek psikolojisinin arkasında yatan, bir bölgenin topraklarını, kaynaklarını ve kadınlarını zor kullanarak ele geçirme ve kendi soyunun ve kalıtımının sürdürme istemidir. İnsanların genetik ve sosyal yapısı değişmedikçe anlaşılan bu davranış var olmaya devam edecektir.
Görüldüğü gibi, yalnızca savaşa karşı olmakla veya yanlızca barış istemekle barış gerçekleşmeyecektir. Barış ancak ve ancak barış için sürekli çalışmakla yani insanların barış içinde yaşayacakları olumlu koşulları yaratmakla ve güçlü olmakla gerçekleşecektir. Bunlara rağmen saldırgan kişiler veya diktatörlerin çıkabileceğinin hesabı yapılarak, saldırgana saldırıya geçmesi durumunda çok ciddi bir karşılık göreceğinin(siyasi,askeri,ekonomik veya hukuki) belirtilmesi gerekmektedir. Bu durumda barışı sağlayacak etmenlerden biri de caydırıcılıktır.
Şimdi soruyorum: Peki siz "Yurtta barış, Dünyada barış için çalışıyor musunuz"?
KAYNAKLAR
Aşağıda yazılı kaynaklar bu konuda okuduğum kitapların yalnızca küçük bir bölümünden örneklerdir.
Ayrıntılı kaynakça bu makalelerin bir kitap olarak yayınlanması sırasında ileride verilecektir.
Türkçe
2. Altınbilek, Hakkı: Kır, Naci: Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Kafkas Cephesi 3. Ordu
Harekatı I, II. Genelkurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1993
20. Arı, Kemal: Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, 1997, Ankara
21. Aydemir, Şevket Süreyya: Enver Paşa I, II, III, Remzi Kitapevi, İstanbul, 2000
22. Bargut, Şemsettin: 1. Dünya harbinde ve Kurtuluş savaşında Türk Deniz Harekatı, 2000
23. Bilbaşar, S: Çanakkale 1915, İstanbul, 1971
24. Bayur, Yusuf Hikmet: Türk İnkilabı Tarihi, Binici Dünya savaşı Cilt, I,II,III, IV. Ankara 1991
25. Çetiner, Selahattin: Çanakkale Savaşı üzerine bir inceleme, İstanbul, 2000
26. Endres, Franz Carl: Türkiye 1916, Çeviren:Gürsel Köksal, E ve E yayınları, 1994, Ankara
27. Ghiglieri, Michael: Erkeğin Karanlık yüzü: Phoenix Yayınevi, 2002 Ankara
28. Hacipoğlu, Doğan: Osmanlı imparatorluğunun 1. Dünya Harbine girişi- 29 Ekim 1914, İstanbul, 2000
29. Holzhausen,Rudolf: Birinci Dünya Harbinde Almanya'nın Türkiye'ye sağladığı hava desteği, Ankara,1982
30. İnönü, İsmet: Hatıralar (1.Dünya Harbi), Cumhuriyet, İstanbul, 1999
31. Liman von Sanders: Türkiye'de Beş Yıl, I,II,III, Cumhuriyet, İstanbul, 1999
32. Ortaylı İlber: Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu, Kaynak yayınları, İstanbul, 1983
33. Özerdim, Sami: Atatürkçünün el kitabı, Atatürkçü Düşünce Derneği, Ankara 1996
34. Rathmann, Lothar: Berlin-Bağdat, Alman Emperyalizminin Türkiye'ye girişi, Belge Yayınları, Istanbul 1982
35. Sabis, Ali İhsan: Harp Hatıralarım. 1. Dünya Harbi Cilt 1, 2, 3, 4: İstanbul 1991
36. Yalçın, Soner: Teşkilatı'ın iki silahşoru, Doğan Kitap, İstanbul, 2001
37. Yılmaz, Veli: Birinci Dünya Harbinde Türk-Alman İttifakı ve askeri yardımlar, İstanbul 1993
Almanca:
12. Alp, Tekin. Türkismus und Pantürkismus, Deutsche Orient Bücherei-Band:2, Herausgeber: Ernst Jäckh, Verlag Gustav Kiepenheuer, Weimar, 1916
13. Cornevin, R: Geschichte der deutschen Kolonisation, Hermann Hübener Verlag, 1974
14. Das Logbuch des Admirals,Erinnerungen von Exellenz Souchon Pascha, Weser Zeitung,Nr:512-516, 1933
15. Deutsche Offiziere in der Türkei, Reichsarchiv, 1940
16. Die Schwere Artillerie: Jahrgänge: 1924-1928
17. Edip, Halide: Das neue Turan, Deutsche Orient Bücherei -Band:6, Herausgeber: Ernst Jäckh, Verlag Gustav Kiepenheuer, Weimar, 1916
18. Fröhlich, Michael: Imperialismus, Deutsche Kolonial- und Weltpolitik 1880 bis 1914, dtv, 1997
19. Geschicte und Geschehen, Rheinland -Pfalz , Saarland Band 3, Ernst Klett Verlag, Stuttgart 1997
20. Geschicte und Geschehen, I Oberstufe Ausgabe A Ernst Klett Verlag, Stuttgart 1997
21. Greenfell, Captain Russel R.N.: Bedingungsloser Hass?, verlag Fritz Schlichtenmeyer, Tübingen.1954
22. Goltz, Colmar Freiherr von der: Denkwürdigkeiten, bearbeitet und herausgegeben von Friedrich
Freiherr von der Goltz und Wolfgang Foerster, Berlin 1929
38. Guse, Felix: Die Kaukasusfront im Weltkrieg bis zum Frieden von Brest, Leipzig, 1940
39. Haupt, Werner: Die deutsche Schutztruppe 1889/1918, Dörfler, 1988
40. Heinrich: Deutsche Kraftfahr-Truppen Sonderkommando 500 in der Türkei, 1916
41. Helfferih Karl: Der Welkrieg, Karlsruhe 1925
42. Hildebrand- Röhr- Steimetz: Die deutschen Kriegsschiffe, Mundusverlag, 1979, 10 Bände
43. Hirschfelder, Heinrich: Nutzinger, Wilhelm: Das Kaiserreich 1871-1918, C.C. Buchnersverlag. Bamberg 1987
44. Hoffmeister, Gerhard: Byron und der Europäische Byronismus, Erträge der Forschung, Band 188, Wissenschaftliche Buchgesellschaft, Darmstadt, 1983
45. Jäckh, Ernst: Der aufsteigende Halbmond, Fortschritt Verlag, Berlin 1911
46. Kapff, Dr.P.v.: Erlebnisse Auslanddeutscher im Weltkrieg, ausland und Heimat Verlag, Stuttgart 1921
47. Kaukasielli: Der Kaukasus im Weltkrieg, Deutsche Orient Bücherei Band: 15, Herausgeber: Ernst Jäckh, Verlag Gustav Kiepenheuer, Weimar, 1916
48. Kocadoru, Yüksel: Die Türken Studien zu ihrem Bild und seiner Geschichte ın Österreich, Klagenfurt, 1990
49. Laar, Clemens: Kampf in der Wüste, Paul Neff Verlag, Berlin, 1936
50. Lember, Hans: Die Vertriebenen, Weltbild. Augsburg 2001
51. Leverkühn, Paul: Posten auf ewiger Wache, Aus dem abenteuerreichen Leben des Max von Scheubner Richter, Berlin 1938
52. Lorey Hermann: Der Krieg in den türkischen Gewässern Bd I Die Mittelmeer Division, Berlin, 1928
53. Lorey Hermann: Der Krieg in den türkischen Gewässern BdII Der Kampf um die Meerengen, Berlin, 1938
54. Meereskunde: Jahrgänge: 1920-1925
55. Mehmed Zeki(Pakalın): Müdafaai- Milliye, Osmanlı Askeri Mecmuası, Yıllar: 1911-1914, Verteidigung, Osmanishe Militär-Zeitschrift, Jahrgänge: 1915-1918
56. Mühlmann, Carl: Der Kampf um die Dardanellen 1915, in Schlachten des Welkrieges, Band 16,
57. Mühlmann, Carl: Deutschland un Türkei 1913-1914, Berlin, 1929
58. Mühlmann, Carl: Die deutsche Militärmission in der Türkei: Wissen und Wehr, Berlin, 1938
59. Mühlmann, Carl: Das Deutsch-Türkische Bündnis im Weltkriege, Leipzig, 1940
60. Mühlmann, Carl: Oberste Heeresleitung und Balkan im Weltkrieag, Berlin, 1942
61. Naumann, Friedrich: Mittel Europa, Berlin 1915
62. Neumann, Georg Paul: In der Luft unbesiegt, München, 1923
63. Neulen, Hans Werner: Feldgrau in Jerusalem, Universitas Verlag. München, 2002
38- Prigge E.R.: Die Kampfhandlungen in der Türkei, in "Der große Krieg" 1914-1918 Band:4
Heraugeber: M Schwarte, Leipzig, 1922
39- Prigge, E.R.: Der Kampf um die Dardanellen, Deutsche Orient Bücherei Band: 13, Herausgeber:
Ernst Jäckh, Verlag Gustav Kiepenheuer, Weimar, 1916
40- Schäfer, Dr.C.U: Die Entwicklung der Bagdadbahn-Politik, Deutsche Orient Bücherei Reihe:17,
Herausgeber: Ernst Jäckh, Verlag Gustav Kiepenheuer, Weimar, 1916
41- Schmid Alois. München- Bagdad, München, 1916
42- Scott, Macallum: Winston Churchill in peace and war, London, 1916
44. Steuber, Werner: "Jildirim" Deutsche Streiter auf heiligem Boden, in Schlachten des Weltkrieges,
Band 5, Oldenburg 1922
48. Theodor Gertrud: Friedrich Naumann oder der Prophet des Profits. Berlin, 1957
49. Thorwald Jürgen: Die großeFlucht, Neuen Kaiser Verlag, Klagenfurt 2002
50. Unger, Michael: Die Bayerischen Militärbeziehungen zur Türkei vor und im Ersten Weltkrieg, Frankfurt. 2003
51. Ülger, Eriş: Atatürk und die Türkei in der deutschen Presse (1910-1944), Schulbuchverlag
Anadolu, Hückelhoven, 1993
48- Wallach, Jehuda L.: Anatomie einer Militärhilfe, Droste Verlag. Düsseldorf, 1976
49- Welchert, Hans Heinrich: Weltgewitter, Deutsche Hausbücherei, Hamburg, 1943
50- Westwell, Ian: der 1. Weltkrieg, eine Kronik, Gondrom: 2000
51- Wiegand Theodor: Halbmond im letzten Viertel, Verlag Philip von Zabern Mainz, 1985
52- Wissen und Wehr: Monatshefte, Jahrgänge 1919-1940
53- Wittke, Carl: Der Terror gegen die Deutschen in den Verenigten Staaten 1917-1918. Stuttgart, 1942
54- Zentner, Christian: Der erste Welt Krieg, Daten, Fakten, Kommentare, Moewig, 2000
55- Zwischen Kaukasus und Sinai: Jahrbuch des Bundes der Asienkämpfer, Jahrgänge: 1921-1925

User avatar
Chavusch
Member
Posts: 81
Joined: 25 Aug 2006 16:30
Location: Walnut CA USA

Post by Chavusch » 31 Aug 2006 13:17

Tosun Saral wrote:Very good Sarge but you musst translate at least the ranks and posts.

at least 230 million Turks speak Turkish..they can understand and Germans hosting 5 millions alte kameradan right? so Turkish is second language In Germania...I assume they could find translater near by...others have to wait a little I`ll do translate for them , just matter of time

kind regards

stevebecker
Member
Posts: 1052
Joined: 01 Jul 2006 03:04
Location: Australia

Post by stevebecker » 24 Jan 2007 08:54

Mate,

This list is interesting if only I can follow it?

Can you help with the name of the German officer captured at Rafa (TellelRafa) on the 9th Jan 1917.

I take it he was not one of these from your list?

Üsteğmen Wiest 1916-1917 Osmanlı Tarım ve Beslenme bakanlığı Traktör biriminde,
Yarbay Gerold von Gleich : 6. Ordu 1916
Yarbay Hans von Kiesling : 6.Ordu 1916
Yarbay Ernst Paraquin : 6. Ordu'da 1917
Yarbay Böttrich : Sahra Demiryolları Daire Başkanı 1914-1916
Yarbay Pramann :Sahra Demiryolları Daire Başkanı 1916-1917
Yarbay Hans Wilhelm Kretzschmar : 6. Ordu 1916-1917

Cheers

S.B

User avatar
Bill Woerlee
Member
Posts: 487
Joined: 06 Dec 2006 04:52
Location: Canberra

Post by Bill Woerlee » 24 Jan 2007 11:22

Steve

Just looking at the list, the only candidate I can find is:

Teğmen H. Becke 601-608 Makinalı tüfek bölüklerinde

Be nice if this can be confirmed.

Cheers

Bill

Tosun Saral
Member
Posts: 3650
Joined: 02 Nov 2005 19:32
Location: Ankara/Turkey

Post by Tosun Saral » 25 Jan 2007 13:56

Lets translate into English:
Lt.H. Becke from the 601-608 MG Companies

Tosun Saral
Member
Posts: 3650
Joined: 02 Nov 2005 19:32
Location: Ankara/Turkey

Post by Tosun Saral » 25 Jan 2007 14:05

Another MG Officer:
Teğmen Kreussler Yıldırım ordularında Makinalı Tüfek bölük komutanı
Lt. Kreussler Commander of MG Company of the Yildirim Army Group

User avatar
Bill Woerlee
Member
Posts: 487
Joined: 06 Dec 2006 04:52
Location: Canberra

Post by Bill Woerlee » 25 Jan 2007 14:26

Tosun

G'day mate

Thanks for the translation.

Becke looks like our man captured at Rafa. Kreussler is with the Yildirim Army Group which was put together after Rafa.

Cheers

Bill

Tosun Saral
Member
Posts: 3650
Joined: 02 Nov 2005 19:32
Location: Ankara/Turkey

Post by Tosun Saral » 25 Jan 2007 22:19

My German is better then my English for that reason I searched for Becke in german language forums but find no information. I will register these forums and ask the same question who knows?

User avatar
Bill Woerlee
Member
Posts: 487
Joined: 06 Dec 2006 04:52
Location: Canberra

Post by Bill Woerlee » 26 Jan 2007 00:36

Tosun

G'day mate

My German is better than my Turkish and your English is better than my German. :)

Cheers

Bill

stevebecker
Member
Posts: 1052
Joined: 01 Jul 2006 03:04
Location: Australia

Post by stevebecker » 26 Jan 2007 01:44

Thanks mates I follow with interest

S.B

User avatar
Bill Woerlee
Member
Posts: 487
Joined: 06 Dec 2006 04:52
Location: Canberra

Post by Bill Woerlee » 26 Jan 2007 03:03

Mates

I have picked up one name that is absent - Oberleutnant Gustav Adolf Dittmar of Fliegerabteilung 300

Cheers

Bill

Return to “The end of the Ottoman Empire 1908-1923”